Karasuluk nedir, Karasuluk ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Her zaman nemli, ıslak tarla.

Bataklık.

Kışın dağ eteklerinden sızan sular : Karasulukların akıntısından yollar batak oldu.

Beyaz, sulu bir cins üzüm.

Karasuluk anlamı, kısaca tanımı

Karas : Büyük küp

Karasu : Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren, körlüğe sebep olabilen bir göz hastalığı, glokom. Sakarya iline bağlı ilçelerden biri. Bitkilere zararlı olan, toprak altından çıkan acı su. Mide suyu. Çay. Glokom. Ağır akan su. Ağrı şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Bartın şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Bursa ilinde, Karacabey belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Çanakkale ilinde, Yenice belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Erzincan ilinde, Akarsu bucağına bağlı bir yer. Erzurum ilinde, Aşkale ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Erzurum ili, Karayazı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Rize ilinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Sakarya kenti, Karasu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Trabzon şehri, Tonya belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Kara : Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira.

 

Her zaman : Ara vermeden, sürekli, daima, sık sık.

Bataklık : Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge, aynaz, azmak. Uygunsuz ve kötü, ahlak dışı durum.

Bataklı : Bataklığı olan (yer).

Akıntı : Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

Nemli : Nemi olan, az ıslak, rutubetli, kuru karşıtı. Yaşlı (göz).

Sızan : Şanlıurfa kenti, Kanlıavşar nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Islak : Suya batırılmış, üzerine su dökülmüş veya yağmurdan ıslanmış olan. Herhangi bir nedenle yaşarmış, sulanmış.

Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

 

Kışın : Kış mevsiminde, kış süresince.

Beyaz : Ak, kara, siyah karşıtı. Baskıda normal karalıkta görünen harf türü. Bu renkte olan. Beyaz ırktan olan kimse. Beyaz zehir.

Batak : Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak. Kötü durum, içinden çıkılmaz iş. Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış. Elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az, tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu.

Bata : Arapça kökenli battâl: Büyük, işe yaramaz (Erzincan Merkez). Bu yıl: Bâta yağış fazla oldu. Bu kere, bu kez: Bâta unumuz iyi üvündü.

Beya : Bayağı.

Diğer dillerde Karasu humması anlamı nedir?

İngilizce'de Karasu humması ne demek ? : blackwater fever