Beyaz nedir, Beyaz ne demek

Beyaz; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Beyaz" ile ilgili cümleler

  • "Ellerini, omuzlarını silkeledikten sonra cebinden çekip aldığı beyaz mendile sildi." - L. Tekin
  • "Agni'nin iki kızı var, biri beyaz, biri siyah." - H. R. Gürpınar

Yerel Türkçe anlamı:

Ayran.

Yarı işlenmiş keçi derisi.

Beyaz isminin anlamı, Beyaz ne demek:

Kız ismi olarak; Kar rengi, ak. Temiz, lekesiz.

Beyaz tanımı, anlamı:

Beyaz sayfa açmak : Bir konuda geçmişi unutarak geleceğe umutla bakmak.

Beyaza çekmek : Yazıyı temize çekmek.

Beyaz adam : Beyaz ırka mensup olan kişi. Sömürge ülkelerinde yerlilerin, sömürgeciler için kullandığı söz. Zencilerin beyaz tenli insanlar için kullandığı söz.

Beyaz baston : Görme engellilerin yürürken kullandıkları madenî çubuk.

Beyaz bayrak : Atletizm yarışlarında hakemlerce gösterilen, sporcunun kurallara uygun bir biçimde atladığını veya koştuğunu belirten kısa saplı bayrak.

Beyaz cam : Televizyon ekranı.

Beyaz dizi : Genellikle aşk konularını basit bir biçimde işleyen romanlardan oluşan dizi.

Beyaz eşya : Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi vb. ev aletlerine verilen genel ad.

 

Beyaz et : Tavuk, balık vb. etlere verilen genel ad.

Beyaz ırk : Avrupa, Kuzey Amerika, Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaşayan ve teninin rengi açık olan insan ırkı.

Beyaz iş : Beyaz pamuklu veya keten kumaşlar üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapılmış olan sarma iş.

Beyaz kitap : Bir sorunu aydınlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayımlanan kitap.

Beyaz kömür : Akarsulardan elde edilen elektrik gücü.

Beyaz oy : Bir oylamada kabul anlamı taşıyan oy.

Beyaz perde : Göstericiden çıkan görüntülerin üzerinde yansıdığı, sinema filminin oynatıldığı yüzey. Sinema.

Beyaz peynir : Koyun, keçi, inek veya manda sütünden mayalanarak yapılan, besleyici gücü fazla bir peynir türü.

Beyaz rus : Beyaz Rusya halkından olan kimse.

Beyazsinek : Özellikle pamukların üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kurumasına sebep olan bir tür sinek.

Beyaz şarap : Sadece beyaz üzüm şırasından yapılmış olan şarap.

Beyaztilki : Tilkinin kışlık tüyünden yapılmış olan kürk.

Beyaz yakalı : Üretim sürecinde bedensel gücüyle çalışmayıp düşünsel etkinlikte bulunan, maaş veya ücret karşılığında çalışan memur, teknik personel.

Beyaz yalan : Karşısındakini üzmemek veya zarar vermemek için söylenen masumca yalan.

 

Beyaz zehir : Eroin, kokain vb. sıvı olmayan uyuşturucu madde, beyaz.

Kar beyaz : Bu renkte olan. Bembeyaz, çok beyaz.

Siyah beyaz : Yalnız siyah çizgilerle kâğıdın beyazlığından oluşan resim veya bu iki rengi verecek gibi hazırlanmış klişe tekniği. Tek renk temeline dayanan, siyahtan beyaza kadar çeşitli yoğunluk derecelerini gösteren film.

Süt beyaz : Bembeyaz, çok beyaz. Bu renkte olan.

Üç beyaz : Un, şeker ve yağı anlatan bir söz.

Tarsusbeyazı : Adana ve Mersin çevresinde üretilen, kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür yerli üzüm.

Beyazımsı : Rengi beyazı andıran, beyaza benzeyen, beyaz gibi, beyazımtırak.

Beyazımtırak : Beyazımsı.

Beyazın adı esmerin tadı : Esmerleri övmek için söylenen bir söz.

Beyazlanmak : Beyaz duruma gelmek, ağarmak.

Beyazlaşmak : Beyaz duruma gelmek.

Beyazlatıcı : Dokunan kumaşların renk tonlarını açan veya beyazlatan ve kumaşlar üzerindeki lekeleri gideren (kimse). Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde.

Beyazlatılmak : Beyaz duruma getirilmek, ağartılmak.

Beyazlatma : Beyazlatmak işi, ağartma. Kâğıtçılıkta parlaklığın iyileştirilmesi için hamur bileşenlerinin renginin az veya çok oranda değiştirilmesi, giderilmesi.

Beyazlatmak : Beyaz duruma getirmek, ağartmak.

Beyazlı : Beyazı bulunan.

Beyazlık : Ağartı. Beyaz olma durumu.

Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü : "daha önce iyi bir durumda olan kişi bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunur" anlamında kullanılan bir söz.

Siyah : Baskıda başka harflerden daha kalın görünen harf türü. Kara, ak, beyaz karşıtı. Bu renkte olan.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Renk : Çeşitlilik. Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Nitelik.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Baskı : Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bası sayısı. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.

Normal : Bir eğrinin bir teğetine değme noktasından çizilen dikme. Kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun. Aşırılığı, eksikliği ve taşkınlığı olmama, ortalama durum.

Harf : Dildeki bir sesi gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlerden her biri, kod.

Ak : Dürüst. Beyaz leke. Sıkıntısız, rahat. Kar, süt vb.nin rengi, beyaz, kara ve siyah karşıtı. Bu renkte olan. Temiz.

Kara : Yüz kızartıcı durum, leke. Esmer. İftira. Bu renkte olan. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Beyaz : Beyaz zehir. Ak, kara, siyah karşıtı. Bu renkte olan. Baskıda normal karalıkta görünen harf türü. Beyaz ırktan olan kimse.

Zehir : Büyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı. Organizmaya girdiğinde kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde, ağı, sem.

Beyaz balık : Kemikli balıklardan, alabalıkgiller (Salmonidae) familyasından, boyu 60 cm olabilen, doğal olarak Kuzey Amerika, Kuzey Avrupa ve Kuzey Asya’da bulunan bir tür.

Beyaz balık unu : Yağsız balıklardan veya onların işleme teknolojisi artıklarından elde edilen un.

Beyaz balina : Balinalar (Cetacea) takımının, küçük yüzgeçli yunus balığıgiller (Delphinapteridae) familyasından, 3-4 m kadar uzunluğunda, rengi beyaz, eti yenen, Pasifik ve Atlantik okyanuslarında sürüler hâlinde yaşayan bir tür. Balinalar (Cetacea) takımının küçük yüzgeçli yunus balığıgiller (Delphinapteridae) familyasından, 4 m kadar uzunlukta olabilen, rengi beyaz, eti yenen, Pasifik ve Atlantik okyanuslarında sürüler hâlinde yaşayan bir tür.

Beyaz balinagiller : Memeliler (Mammalia) sınıfından, boyun omurları kaynaşmamış, sırt yüzgeçleri olmayan, soğuk okyanuslarda yaşayan balinaları içine alan bir familya. Memeliler sınıfından boyun omurları kaynaşmamış sırt yüzgeçleri olmayan, soğuk okyanuslarda yaşayan, balinaları içine alan bir familya.

Beyaz benek hastalığı : Ichthyophthirius multifilis türü protozoonun balıkların derisinde beyaz benekler oluşturarak meydana getirdiği bir hastalık, İhtiyofitiriyus hastalığı, İhtiyofitiriyoz.

Beyaz boyun : Mozambik bantlı levreği.

Beyaz bulut balığı : Doğal olarak Çin ve Honkkong’da bulunan, boyları 4 cm olabilen, vücutları koyu zeytin yeşili, bir akvaryum balığı, kardinal.

Beyaz bülten : Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı, üye ülkelerde demokrasinin yaygınlaştırılması ve kurumların meşruluğunun arttırılmasına yönelik öneriler içeren yayın.

Beyaz cisim : Gebeliğin sona ermesi veya yeni bir siklusun başlaması sonucu ovaryumda sarı cismin yerinde biçimlenen beyazımsı sikatriks dokusu, korpus albikans.

Beyaz çapak balığı : Kemikli balıklardan, sazangiller (Cyprinidae) familyasından, boyu 35 cm olabilen, eti pek lezzetli olmayan ve bu nedenle fazla ekonomik özelliği olmayan bir tür, bodur çapak, tahta balığı.

Beyaz ile ilgili Cümleler

  • Beyaz at siyah olandan daha uzun.
  • Ali bir alyans takmıyordu ama Mary onun yüzük parmağında beyaz bir halka fark etti.
  • Satürn üzerindeki beyaz lekelerin, güçlü fırtınalar olduklarına inanılır.
  • Dişlerim onların olmasını istediğim kadar beyaz değil.
  • Beyaz bir atım var.
  • Martılar, siyah, gri ya da beyaz renkte olabilirler.
  • Beyaz bir elbise giyen kız benim kız kardeşim.
  • Beyaz bir bulut mavi yaz gökyüzünde yüzüyordu.
  • Beyaz bayrak sallayan birini gördüm.
  • Andoryalıların mavi deri, beyaz saç ve antenleri vardır.
  • Beyaz ayılar Arktika'da yaşar.
  • Ali beyaz gömleğine biraz kırmızı şarap döktü.
  • Beyaz bir kedim var.
  • Tom'un köpeği beyaz renklidir.

Diğer dillerde Beyaz anlamı nedir?

İngilizce'de Beyaz ne demek? : adj. white; hoar

n. white part, white; heroin

pref. leuco, leuko

Fransızca'da Beyaz : blanc/blanche

Almanca'da Beyaz : adj. weiß

Rusça'da Beyaz : n. чистовик (M), белок (M)

adj. белый