Beyaz perde nedir, Beyaz perde ne demek

  • Göstericiden çıkan görüntülerin üzerinde yansıdığı, sinema filminin oynatıldığı yüzey.
  • Sinema

"Beyaz perde" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Beyaz perde yıldızı."

Beyaz perde hakkında bilgiler

Sinema, herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işidir.

Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapıya da sinema denir. İlk film cihazına büyülü fener (lanterne magique) denmişti.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndaki Madde 5'e göre sinema: tespit edildiği materyale bakılmaksızın, elektronik veya mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisidir.

Sinema, Yedinci sanat olarak kabul edilir.

Beyaz perde anlamı, kısaca tanımı:

Gösterici : Gösteri yapan kimse, gösteri adamı, nümayişçi. Fotoğraf, film vb.ni bir yüzeye yansıtmaya yarayan araç, projektör.

Görüntü : Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta. Manzara. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet.

 

Yansı : Akis. Tepke. Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi, inikâs. Bilgisayar veya tepegözle hazırlanan saydamın yansıtılmasıyla perdede ortaya çıkan görüntü.

Sinema : Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran veya perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi. Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde, yedinci sanat. Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı.

Film : Sinemalarda gösterilen eser. Bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü. Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit. Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak.

Beyaz : Baskıda normal karalıkta görünen harf türü. Ak, kara, siyah karşıtı. Beyaz ırktan olan kimse. Bu renkte olan. Beyaz zehir.

Perde : Seste pes perde. Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü. Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri. Katarakt. Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer. Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey. Doğruyu görmeye engel olan şey. İki yeri birbirinden ayıran bölme. Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar.

 

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.

Hareket : Deprem. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Davranış, tutum. Devinim. Yola çıkma. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri.

Düzenli : Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam. Sistemli, nizamlı, metodik.

Aralık : Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Ara. Tuvalet. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yarı açık, tam kapanmamış. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri.

Parça : Pasaj. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Müzik eseri. Nesne. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime.

Bunlar : Bu zamirinin çokluk biçimi.

Resim : Fotoğraf. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç. Açık gösterge, kesin sonuç. Tören. Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat.

Diğer dillerde Beyaz perde anlamı nedir?

İngilizce'de Beyaz perde ne demek? : n. the silver screen, the screen, screen

adv. on the screen

Rusça'da Beyaz perde : n. киноэкран (M)