Ak nedir, Ak ne demek
- Kar, süt vb.nin rengi, beyaz, kara ve siyah karşıtı.
- Bu renkte olan

- Sıkıntısız, rahat.
- Dürüst.
- Beyaz leke.
- Temiz.
"Ak" ile ilgili cümle
- "Bir gözünde ak var."
- "Ak günler göresin."
Yerel Türkçe anlamı:
Sevgi ile karışık yalvarış: Ak oğlum şu odunu kırıver.
Göz bebeğine inen beyaz leke, boz.
İç çamaşırı. 3.Ayran.
Tülbent, baş örtüsü, beyaz yaşmak.
Süt, yoğurt ve benzeri yiyecekler.
Ekmek
Gölün derin ve otsuz yeri.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
Yumurta beyazından yapılmış olan yemek. (Cihangazi -Bilecik)
Diğer sözlük anlamları:
[Bakınız: ağ]
Ak isminin anlamı, Ak ne demek:
Kız ismi olarak; Kar, süt gibi şeylerin rengi, beyaz. Temiz, namuslu. Sıkıntısız, rahat.
Fransızca'da Ak ne demek?:
blache
Ak hakkında bilgiler
Ak (veya beyaz), görülebilir dalga boylarındaki tüm renkleri kapsayan akromatik bir renktir. Beyaz ışık, kırmızı, yeşil ve mavi ışıkların karıştırılması ile oluşturulabilir. Eskiden, beyazın ışığın doğal rengi olduğu kabul edilirdi, ancak Newton, tam tersine beyazın tüm renklerin birleşimi olduğunu kanıtladı.
Resimde beyazın kullanımı çok beceri isteyen bir tekniktir. Işığın tersine, boya olarak beyaz hiçbir renkle karışmamalıdır.
Türk toplumunda ve diğer pek çok toplumda beyaz saflığın simgesidir.Gelinlikler bu yüzden beyaz olur. Ayrıca siyahın tam karşıtı kabul edilen beyaz, aydınlığın da simgesidir ve Türkçede beyaz sözcüğüyle karşıt anlamlıdır. Beyaz bayrak iyi niyetin, beyaz bir sayfa da yeni başlangıçların ifadesidir. Yalnızca Çin ve Hint kültürlerinde durum terstir ve beyaz, ölümün, yasın ve kötülüğün simgesidir.İstikrarı, devamlılığı da simgeler. Politikada beyaz renk temizlik, dürüstlük çağrışımları yaptığı için sık kullanılır.
Türkçe'deki "ak" ile yetinilmemiş; Arapça "süt" anlamındaki "beyaz" alınmıştır.
Ak ile ilgili Cümleler
- Şimdi o olay şöyle doğruluk güzel bir miras ama okuduğum çok sevdiğim bir adamın kitabında şöyle der kara koyundan ak kuzu, ak koyundan kara kuzu da çıkar der.
- Benim bir kara bir de ak köpeğim var.
- Benim bir siyah bir de ak itim var.
- Benim bir kara bir de ak itim var.
- Ak akçe kara gün içindir.
- Benim bir kara ve bir ak köpeğim var.
- Benim bir kara ve bir ak itim var.
- Benim bir siyah ve bir ak itim var.
Ak tanımı, anlamı:
Ak akçe kara gün içindir : "çalışarak kazandığımız para, dar zamanımızda bizi sıkıntıdan kurtarır" anlamında kullanılan bir söz.
Ak dediğine kara demek : İnatçılık ederek karşısındaki ile anlaşmaya yanaşmamak.
Ak don kara don geçitte belli olur : Akı karası geçitte belli olur.
Ak koyunu gören içi dolu yağ sanır : "bir şeyin dış görünüşüne bakarak içinin de öyle olduğunu sananlar yanılırlar" anlamında kullanılan bir söz.
Ak koyunun kara kuzusu da olur : "iyi bir ailenin çocuğu kötü de olabilir" anlamında kullanılan bir söz.
Ak köpeğin pamuk pazarına zararı vardır : "kötü şey, görünüşte iyi şeye benziyorsa iyi şeyin değeri azalır" anlamında kullanılan bir söz.
Ak koyun kara koyun geçit başında belli olur : "kimin ne olduğu deney veya sınav sonunda anlaşılır" anlamında kullanılan bir söz.
Ak sakaldan yok sakala gelmek : Çok yaşlanıp iyice kuvvetten düşmek.
Akı ak karası kara : Beyaz tenli, kara gözlü, kara saçlı.
Akı karası geçitte belli olur : "bir iddiadaki doğruluk ancak deney veya sınav sonucunda belli olur" anlamında kullanılan bir söz.
Akım derken bokum demek : Sözünü yerli yerince söyleyememek.
Akla karayı seçmek : Bir işi başarıncaya değin çok sıkıntı çekmek, güçlüklerle karşılaşmak.
Ak ağa : Haremlerde hizmet gören hadım ağalarının beyaz ırktan olanı.
Akağaç : Gürgengillerin, kerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü (Zelkova carpinifolia).
Akamber : Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine. Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş.
Akasma : Düğün çiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen, sarmaşık özelliği gösteren bir bitki, yaban asması, orman sarmaşığı, meryemana asması (Clematis vitalba).
Akbaba : İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren. Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus).
Akbakla : Kuru fasulye.
Akbalık : Sazangillerden, eti kılçıklı, yumurtası ile tarama yapılmış olan bir balık (Leuciscus). Akya balığı.
Akbalıkçıl : Leyleksilerden, bataklık, ırmak ve göl kıyılarında yaşayan, oldukça büyük, ak renkli bir tür kuş (Egretta alba).
Akbasma : Katarakt.
Akbaş : Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş, deniz kazı (Bemicla).
Ak benek : Gözün saydam tabakasında bir yara veya çıban sonucunda oluşmuş, görmeyi derece derece azaltan beyaz benek.
Akbuğday : Kurak iklime dayanıklı, beyaz kabuklu, ekmeklik buğday.
Akburçak : Mürdümük.
Akciğer : Bronşçukların son bölümü. Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı.
Akçöpleme : Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).
Akdarı : Darı.
Ak demir : Dövme demir.
Akdiken : Alıç.
Akdoğan : Kartalgillerden bir tür doğan, aksungur.
Akdut : Beyaz renkte olan dut.
Ak gözlü : Gözlerinin rengi açık olan ve nazarının hemen değdiğine inanılan (kimse).
Akgünlük : Tütsü olarak yakılan bir ağaç sakızı türü.
Akhardal : Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanılan hardal türlerinden biri (Sinapis alba).
Ak kan : Lenf.
Akkaraman : Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
Akkarınca : Düz kanatlılardan, sıcak veya ılıman ülkelerde yaşayan, bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi, termit, divik (Termes).
Akkavak : Söğütgillerden, yapraklarının altı beyaz olan bir tür kavak, akçakavak, Hollanda kavağı (Populus alba).
Akkefal : Sazangillerden bir cins tatlı su balığı (Alburnus).
Akkelebek : Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).
Akkor : Işık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.
Akkuş : Ordu iline bağlı ilçelerden biri. Atmaca.
Akkuyruk : Tadını artırmak için çay harmanına katılan beyaz bir tür çay.
Aklevrek : Tatlısu levreği.
Ak madde : Demet durumundaki sinir liflerinden oluşan beynin iç, omuriliğin dış tabakası.
Akmantar : Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar, keçi mantarı (Agaricus campestris).
Ak pak : Saçı sakalı ağarmış. Bembeyaz, temiz, parlak.
Akpas : Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).
Akpelin : Pelin.
Ak saçlı : Yaşlı. Saçı ağarmış.
Aksakal : Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen. Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse.
Ak sakallı : Yaşlı.
Aksedir : Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç (Thuya occidentalist).
Aksoğan : Ada soğanı.
Aksöğüt : Söğütgillerden, kabukları eczacılıkta kullanılan bir tür söğüt (Salix alba).
Aksu : Isparta iline bağlı ilçelerden biri. Antalya iline bağlı ilçelerden biri. Katarakt.
Aksuna : Basınçlanma.
Aksungur : Akdoğan.
Ak sülümen : Cıva ile klorun birleşimi olan, çok zehirli, beyaz bir toz, süblime, sülümen.
Aktaş : Lüle taşı.
Aktavşan : Bir cins iri çöl sıçanı (Jaculus).
Aktöre : Ahlak.
Aktutma : Albümin işeme.
Ak yazı : Baht, şans.
Ak yel : Güneyden esen rüzgâr, lodos.
Ak yem : İzmarit, istavrit, uskumru vb. balıkların beyaz etinden yapılmış olan ve oltada kullanılan yem.
Ak yıldız : Çoban Yıldızı.
Akyuvar : Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre, lökosit.
Akzambak : Zambakgillerden, süs bitkisi olarak yetiştirilen, çiçeği diş ve yüz şişlerinin tedavisinde kullanılan bir bitki (Lilium candidum).
Yüzü ak : Suçu ve utanılacak bir durumu olmayan (kimse).
Göz akı : Göz yuvarının dışını saran, katılgan dokudan oluşmuş, dayanıklı beyaz çeper, sert tabaka.
Yumurta akı : Yumurta sarısını saran az akışkan, albümince zengin, saydam madde.
Yüz akı : Övünç kaynağı.
Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.
Beyaz : Beyaz zehir. Ak, kara, siyah karşıtı. Beyaz ırktan olan kimse. Bu renkte olan. Baskıda normal karalıkta görünen harf türü.
Leke : Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk. Yüz kızartacak durum, namussuzluk, kara, şaibe. Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm. Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk. Kirliliği gösteren iz.
Temiz : Çok az kullanılmış veya hiç kullanılmamış olan, özrü olmayan. Kirli, lekeli, bulaşık olmayan bir biçimde. Sabıkasız. Kirli, lekeli, pis, bulaşık olmayan, arı, pak, münezzeh, hijyen, hijyenik. Ahlakça lekesiz, necip, nezih. Özenle yapılmış.
Dürüst : Kurallara uygun, yanlışsız. Sözünde ve davranışlarında doğruluktan ayrılmayan, doğru (kimse).
Sıkıntısız : Sıkıntısı olmayan. Sıkıntı vermeyen, meşakkatsiz.
Rahat : İnsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur. "Hazır ol" durumunda bulunanlara, oldukları yerde serbest bir durum almaları için verilen komut. Aldırmaz, gamsız. Sıkıntı veya yorgunluk, tedirginlik vermeyen. Kolay bir biçimde, kolaylıkla. Üzüntü, sıkıntı ve tedirginliği olmayan.
Ak ağalar kapısı : Topkapı sarayında içsaray ile dışsarayı birbirinden ayıran üçüncü kapı.
Ak akarcacıl :
Ak akarcalı :
Ak akçe : Gümüş para.
Ak alaca : Beyazla karışık renkli.
Ak alem : Osmanlı saltanat sancağına verilen ad.
Ak alınlı kuş : Yağmur kuştan (Charadriiformes) takımının, deniz kırlangıcıgiller (Sternidae) familyasından, 24 cm kadar uzunlukta, bacakları turuncu, sarı, gagasının ucu kara, Avrupa, Batı ve Güney Asya ve Avustralya'da su kenarlarında yaşayan bir tür.
Ak alma : Yaz elması.
Ak altın : Platin, palladyum, gümüş, nikel ya da ak renkli bir alaşım ile altının oluşturduğu, platin yerine kullanılan bir dizi alaşım.
Ak altın lehimi : Bileşiminde % 30-80 altın, % 12'ye dek nikel ve % 15'e dek çinko ile az gümüş ve bakır bulunan, erime sıcaklıkları 690°C ile 850°C arasında değişen alaşımlar.
Diğer dillerde Ak anlamı nedir?
İngilizce'de Ak ne demek? : [AK (Alaska) ] adj. white, clean, hoar
n. white
pref. leuco, leuko
Fransızca'da Ak : blanc/blanche
Almanca'da Ak : adj. weiß
Rusça'da Ak : n. белок (M)
adj. белый, седой

Bu kısımda Ak nedir? Ak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Ak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Ak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.