Kağşamak nedir, Kağşamak ne demek

  • Eskimek, dağılmaya yüz tutmak.
  • İhtiyarlamak.
  • Zayıflamak, gevşemek, güçsüzleşmek.
  • Herhangi bir şey ek yerlerinden ayrılmak, oynamak

"Kağşamak" ile ilgili cümle

  • "Pansiyonun kağşamış tahta merdiveni ağır bir vücudun adımları altında inlemeye başladı." - H. R. Gürpınar
  • "Bu artistlerin hayli kağşamış hâline yetişen Pierre Loti, birçok parlak sahifeler kaleme almıştır." - S. M. Alus
  • "Bu kağşamış ilişki belki daha uzun seneler boyu böyle devam eder,." - E. Şafak

Yerel Türkçe anlamı:

Kar ya da buz eriyerek sulanmak.

Eskimek, yıkılmağa yüz tutmak (yapı için).

Parça parça olmak, dağılmak, yıkılmak, kırılmak.

Herhangi bir şey ek yerlerinden ayrılmak, oynamak.

Bedenin her yanı hasta olmak, sağlıksız olmak.

İhtiyarlamak.

Çürüyerek yumuşamış kayalar yerinden gürültü ile kaymak.

Zayıflamak, arıklamak, kuvvetten düşmek.

Diğer sözlük anlamları:

Bir şeyin parçaları gevşeyip dağılacak hale gelmek

Kağşamak anlamı, kısaca tanımı:

İçi kağşamak : İsteksiz ve gönülsüz olmak.

Eskimek : Gözden düşmek, değeri kalmamak. Yıpranmak. Yaşlanmak. Eski duruma gelmek.

Dağılma : Bir hedefe aynı silahla atılan mermilerin, barut haklarının ve başka şartların değişmesi yüzünden ayrı ayrı noktalara vurması. Dağılmak işi. Sınırlı bölgelere toplanmış birlik, gereç ve kuruluşların düşman saldırısına karşı daha iyi korunmalarını sağlamak amacıyla birbirlerinden uzaklaştırılmaları.

 

Tutmak : Herhangi bir durumda bulundurmak. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Avlamak. Bırakmamak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Varsaymak, farz etmek. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. İş görebilmek. Benimsemek, beğenmek. Biriktirmek, tasarruf etmek. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Kapatmak, sarmak. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Beklenen sonucu vermek. İzlemek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Sarmak, bürümek. Uğramak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Kullanmak. Bağlamak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir kimsenin yerini almak. Ulaşmak, varmak. Sunmak. Alacağa veya vereceğe saymak. İşgal etmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Yaklaştırmak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Bir şey düşünmek. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Sürmek, zaman almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Elde bulundurmak, ele almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Ele geçirmek, yakalamak. Hedef olarak almak. Kaplamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Başlamak.

Ayrılmak : Ayırma işine konu olmak. Boşanmak. Bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak.

 

Oynamak : Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek. Tehlikeye düşürmek. Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak. Sarsılmak, yeri değişmek. Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek. Kımıldamak, hareket etmek. Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak. Değişiklik göstermek. Film gösterilmek. Tiyatro eseri sahneye konmak. Sporla ilgili çalışmalara katılmak. Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak. Rastgele yön vermek, aldatmak. Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak. Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak. Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak. Bir film, oyun vb.nde rol almak. Değiştirmek, bozmak, tahrif etmek.

İhtiyarlamak : Yaşı ilerlemek, yaşlanmak, kocamak. İhtiyar görünüşü almak, ihtiyar görünmek.

Zayıflamak : Zayıf duruma gelmek.

Yüz : Nedeniyle, sebebiyle. Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf. Yüzey. Bu sayıyı gösteren 100 ve C rakamlarının adı. Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat. On kere on, doksan dokuzdan bir artık. Utanma. Yan, taraf. Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri. Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret. Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü. Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılmış olan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz. Kesici araçlarda ağız. Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı. Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş.

Gevşemek : Sertlik ve gerginliği bozulmak. Sevmek, hoşlanmak. Para piyasasında değer yitirmek. Çözülmek. Yumuşamak, yatışmak, sakinleşmek.

Diğer dillerde Kağşamak anlamı nedir?

İngilizce'de Kağşamak ne demek? : to sag

Rusça'da Kağşamak : v. расшатываться, дряхлеть, обрушиваться, расшататься, обрушиться