Keşi nedir, Keşi ne demek

Keşi; Fiziksel, Fizik, Kimya alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yağsız, kuru peynir.

Fiziksel anlamı:

Doğrunun konsayı eksenini kestiği yer.

Keşi ile ilgili Cümleler

  • Keşif beni şaşırttı.
  • Ne büyük bir keşif!
  • Keşişler manastırlarda tenis oynarlardı.
  • O, keşif gezisine katıldı.
  • O deney büyük bir keşife neden oldu.
  • Kaptan bir keşif gemisi göndermeye karar verdi.
  • Ali bir keşiş olmaya karar verdi.
  • Ben ilginç bir keşif yaptım.
  • Keşiş ahşap bir kulübede yaşıyordu.
  • Çok ilginç bir keşif yaptık.
  • Keşişler geri çekildi.
  • O da güneş lekelerini, güneşin karanlık alanlarını keşfetti. O, Venüs gezegeninin ışığı olduğunu ve sadece ay gibi karanlık evreleri olduğunu gördü. Bu keşifler güneşin güneş sisteminin merkezinde olduğunu kanıtlayan deneysel bilgi sağladı, Nicholas Copercinus'un önceden bildirdiği gibi.
  • Galileo Galilei İtalyan bir astronom ve modern bilimlerin ilk gelişmesinde önemli bir figürdü. Onun keşifleri Katolik Kilisesinin öğretileri ile çelişti ve Galileo Engizisyon tarafından sapkınlıkla yargılandı.
  • “Büyük din adamlarının keşiş hayatı sürmesi boşuna mı dersiniz?”

Keşi ile ilgili Atasözü veya Deyim

keşiş hayatı sürmek : her şeyden elini ayağını çekip yalnız başına yaşamak.

 

Keşi kısaca anlamı, tanımı

Eğik keşi : Bir organizmayı vücudun eksenleri ile çeşitli açılar yaparak kesen kesilerin her biri

Karşıtuçlu keşimleme : Nitel veri ya da içerikleri, ilgili ayrıtın salt varlığını ya da yokluğunu araştıracak biçimde kesimleme.

Keşide etmek : Keşidecinin değerli kâğıtları düzenleme işlemi.

Keşide yazı : Eski hattatların kimi harfleri süslü göstermek ve istife uydurmak amacıyla orta bölümlerini uzatarak oluşturdukları yazı.

Keşif : Ortaya çıkarma, meydana çıkarma. Var olduğu bilinmeyen bir şeyin ortaya çıkarılması. Gizli olan bir şey hakkında geniş bilgi edinme. Bir şeyin olacağını önceden anlama, sezme, tahmin. Bir olay veya durumun oluş nedenlerini anlayabilmek için yerinde inceleme yapma.

Keşik : Sıra, nöbet. Renkli yünden örülen bel bağı. Kıldan örülmüş urgan. Yemeni. Elle örülmüş kemer. Sıra, nöbet (Çayağzı). Sıra. Nöbet, sıra.

Keşik olmak : Sıra ile yardımlaşmak.

Keşik tutmak : Sıra beklemek.

Keşikçi : Bekçi, nöbetçi.

Keşikleşme : Keşikleşmek işi.

Keşikten : Sebepten.

Keşine bakmak : Birinin durumuna eğlenerek bakmak.

Keşine güldürmek : Durumuna güldürmek.

Keşine gülmek : Durumuna gülmek.

Keşir : Havuç. Kusur, özür. [Bakınız: keşür].

Keşirlenmek : Ceviz içlenmek.

Keşirlik otu : Hoş kokulu, kökü yenilen bir çeşit yaban bitkisi.

Keşirotu : Havuç.

Keşiş : Rahip. İrin.

Keşişkıran : Kars ilinde, Kağızman ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

Keşişlenmek : Uyumak.

Keşişyemez armudu : Yeşil renkli, iyi bir çeşit yaz armudu.

Keşide : Banka ve her tür piyango ikramiyesinde çekme, çekiliş. Arap harfli yazıda bazı harflerin baş tarafı yazıldıktan sonra süs için çekilen uzatma.

 

Keşideci : Çek veya poliçe düzenleyen ve imzalayan kimse.

Keşif kolu : Düşmanın durumunu anlamak, arazi ve yollar hakkında bilgi toplamak için gönderilen kol.

Keşikleme : Almaş, münavebe.

Keşikleşmek : Keşikle çalışmak.

Keşişhane : Manastır.

Keşişleme : Güneydoğudan esen yel, akça yel, kara yel karşıtı. Güneydoğu 135°'lik yön.

Keşişlik : Keşiş olma durumu.

Diğer dillerde Keşi anlamı nedir?

İngilizce'de Keşi ne demek ? : intercept