Knocking türkçesi Knocking nedir

Knocking ile ilgili cümleler

English: Ali stopped knocking on the door as soon as he realized Mary wasn't home.
Turkish: Ali Mary'nin evde olmadığını farkeder etmez kapıyı çalmaktan vazgeçti.

English: Hold on, someone is knocking at my door.
Turkish: Bekle , biri kapımı çalıyor.

English: He tried knocking at the door.
Turkish: O, kapıyı çalmayı denedi.

English: Ali didn't even bother knocking on the door.
Turkish: Ali bile kapıyı çalmak için rahatını bozmadı.

English: Ali came into the room without knocking on the door.
Turkish: Ali kapıyı çalmadan odaya girdi.

Knocking ingilizcede ne demek, Knocking nerede nasıl kullanılır?

Knocking down : Fiyat kırmak. Sökmek. Demonte etmek. Devirmek. Ucuza satmak. Yıkmak. Yere sermek.

Knocking out : Devirmek. Şaşırtmak. Vurup çıkartmak. Yormak. Nakavt etmek. Öldürmek. Düşünemez hale getirmek. Yere yıkmak. Çarpmak. Tıngırdatmak.

Knockings : Eleküstü iriler.

Knock about : Gezmek. Yalan söylemek. Bulunmak. İtiş-kakış. Kaba davranmak. Tekrar tekrar vurmak. Göze çarpmamak. Sert davranmak. Zincirleme taklaların tümüne verilen ad. Dövmek.

Knock around : Hırpalamak. Sert davranmak. Dövmek. Çıkmak. Boşa zaman harcamak. Kaba davranmak. Göze çarpmamak. Gezmek. Oyalanmak. Boşa vakit harcamak.

 

Knock kneed : Paytak. Çarpık bacaklı.

Knock back : İçmek. Mal olmak (pahalıya vb) patlamak. Reddetme. Mal olmak. Patlamak. Hızla içmek. Devirmek. Şaşırtmak.

Knock at the door : Kapıyı çalmak.

Knock galley west : Pataklamak. Eşek sudan gelinceye kadar dövmek. Yere sermek. Altüst etmek. Benzetmek.

Knock at : -i çalmak. -e vurmak.

İngilizce Knocking Türkçe anlamı, Knocking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Knocking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Skipping : (kuyruk veya sıra) kaynak yapma. Sıçrama. Bir kart delgi makinesi ya da yazı makinesi gibi damga damga ilerleyen donanımlarda bir damga konumunun ya da bir alanın, bir satır yazıcıda bir ya da birçok satırın işlenmeden geçilmesi. Atlama. Zıplama. Sekme.

Battings : Dolgu elyafı. Sopa ile vurma. Vuruş. Tabaka halinde pamuk. Vurarak. Yorganlık pamuk.

Animadvert : Kınama. Tenkit. Çekiştirmek. Eleştiri yapmak. Eleştirmek. Tenkit etmek. Sitem.

Dash : Çarpmak. Karalamak. Düş kırıklığina uğratmak. Atmak. Parçalamak. Fırlamak. Saldırmak. Lanet etmek.

Buffeting : Aralıksız güçlü rüzgar esintisi veya dalga. Elle vurma hareketi. Dayak. Güçlü rüzgarlardan dolayı bir uçağın bazı parçalarının veya tamamının sallanması. Cama vurması. Dövme. Gövde titreşimi. Zorlanma. Tokatlayan.

Criticism : Bir felsefe görüşünü geliştirirken insan bilgisini eleştiriden geçirmeyi ilk koşul olarak ele alan anlayış. kant'ın ortaya koyduğu ve görgücülüğe karşı us ile düşüncenin, usçuluğa karşı da algı ile deneyin haklarını koruyan bilgi kuramı. ülkücülüğün bir başka biçimi olan ve kendi üzerine içdüşünmeye dayanan felsefe anlayışı. Eleştirellik. Eleştirimcilik. Eğitim, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Bir filmin sanat, estetik, uygulayım, düşüngü, toplumbilim yönünden değerlendirilmesiyle uğraşan yazı türü. tv. bir televizyon izlencesinin aynı yönlerden değerlendirilmesiyle uğraşan yazı türü. Kusur bulma. Kritik. Olumsuz eleştiri. Bir oyunun, yapılan sanat, estetik, teknik, dünya görüşü ve toplumbilim, sahneye koyuş, oynanış, dekor, kostüm, rol psikolojisi vb. yönlerinden herhangi biri, birkaçı, ya da tümü yönünden bakarak yapılan değerlendirme.

 

Bad press : Basında çıkan kötü haber. Basında çıkan negatif yorumlar. Kötü basın. Gazete veya dergilerde yer alan eleştirel yazılar.

Malfunction : Herhangi bir organın yetersiz veya dengesiz görev yapması hali, malfonksiyon, disfonksiyon. Arızalı çalışma. Kullanım dışı kalmak. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Görev bozukluğu. Kötü çalışmak. Bozukluk. Tutukluk. İşlev bozukluğu.

Animadverts : Eleştirmek. Tenkit. Eleştiri yapmak. Sitem. Kınama. Tenkit etmek.

Sound : Bozulmamış. Deliksiz (uyku). Geçerli. Ses. Genel anlamı içinde, insan sesi olmayan herhangi bir ses. İyi. Sağlam. Yasal. Bir tiyatroda, işitsel etmenlerin üretildiği ve yayımlandığı selen aygıtlarıyla donatılmış yer. Titreşimli bir kaynaktan çıkan, belirli bir ortamda uzunlamasına dalgalar biçiminde yayılan basıncın etkisiyle kulağın algıladığı duyu.

Knocking synonyms : animadverted, stalling, justle, critism, hit, misfiring, tappings, detonations, animadverting, thinning, animadversion, animadversions, beat, impacting, belittlement, battu, brunt, crashing, critics, impingement, clicking, impingements, dunt, blooper, impact, bloopers, blip, pinkings, impacts, detonation, bump, criticisms, tapping.

Knocking ingilizce tanımı, definition of Knocking

Knocking kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A beating. A rap. A series of raps.