Kurcalamak nedir, Kurcalamak ne demek
- Ellemek, karıştırarak bakmak.
- Sivri bir şey sokup karıştırarak zorlamak.
- Bir konuyu araştırmak, üstünde durmak, eşelemek

- Meşgul ve rahatsız etmek.
- Karıştırıp azdırmak, tahriş etmek.
"Kurcalamak" ile ilgili cümle
- "Kilidi kurcalamışlar."
- "Çıbanı kurcalamamalı."
- "Bu sorunun cevabı zihnimi bir hayli kurcalayıp durmuştur." - H. Taner
- "Kurcalamazsam belki de çok iyi hazırlanmış bir senaryoyu bana gerçek diye yutturacak." - A. Ümit
- "Radyoyu kurcalayıp iyice bozdu."
Kurcalamak tanımı, anlamı:
Kurcalama sivilceyi çıban edersin : "küçük bir sorunu çok kurcalar, çok deşerseniz başınıza büyük dert açarsınız" anlamında kullanılan bir söz.
Kurcalama : Kurcalamak işi.
Kurca : Karıştırma, kaşıma.
Dibini kurcalamak : Koz olarak kullanabilecek bir şeyler bulmak için araştırmak, sorup öğrenmek.
Geçmişini kurcalamak : Geçmişini araştırarak kötü amaçlı kullanmak için birisiyle ilgili bilgi edinmek.
Kafasını kurcalamak : Zihnini meşgul etmek, düşündürmek.
Zihnini kurcalamak : Bir şey sık sık hatırlanıp insanı düşündürmek. çözülmesi gerekli bir konu üzerinde durmak.
Ellemek : Elle dokunmak.
Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.
Bakmak : Aramak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Anlamak, farkına varmak. Uğraşmak, meşgul olmak. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Gözetmek, korumak. Bir iş birinden beklenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Yoklamak, incelemek, denemek. Hastayı muayene etmek. İlgilenmek. Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Renklerde benzemek, andırmak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Beslemek, geçindirmek.
Sivri : Genel tutumun veya geleneklerin dışında kalan, göze batıcı özelliği olan, aşırı. Ucuna doğru gittikçe incelen. Palamut. Ucu keskin ve batıcı olan.
Zorlamak : Açılması, kırılması, sökülmesi gereken şeyler için güç kullanmak. Üstelemek, ısrar etmek. Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak, zor kullanmak, mecbur etmek.
Azdırmak : Kötü davranış veya alışkanlıklara sürüklemek, yoldan çıkarmak. Şımartmak. Azmasına sebep olmak. Azgın duruma getirmek.
Tahriş : Yakarak kaşındırma. Tırmalanma, tırmalama.
Etmek : Kötülükte bulunmak. Bir işi yapmak. Eşit değer kazanmak. Bulmak, erişmek. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Herhangi bir değerde olmak. Demek, söylemek.
Meşgul : Çalışır, kullanılır durumda olan, dolu. Bir işle uğraşan, iş görmekte olan.
Ve : İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz. Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu.
Rahatsız : Hasta, keyifsiz. Rahat kullanılmayan, sıkıntı, tedirginlik veren. Rahatı olmayan, tedirgin, huzursuz.
Diğer dillerde Kurcalamak anlamı nedir?
İngilizce'de Kurcalamak ne demek? : v. irritate, tamper with, tamper, drag up, go round, monkey, monkey with, poke, poke up, rake up, warm up
Fransızca'da Kurcalamak : manipuler, tripoter, irriter, remuer, approfondir, toucher
Almanca'da Kurcalamak : v. fummeln, nesteln
Rusça'da Kurcalamak : v. ковырять, копаться, копошиться, сверлить, расцарапывать, затрагивать, ковырнуть, закопошиться, расцарапать, затронуть

Bu kısımda Kurcalamak nedir? Kurcalamak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kurcalamak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kurcalamak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.