Lactos türkçesi Lactos nedir
- Lakto.
Lactos ile ilgili cümleler
English: Ali thinks Mary may be lactose intolerant.
Turkish: Ali Mary'nin laktoz intoleransı olabileceğini düşünüyor.
English: I'm lactose intolerant.
Turkish: Ben laktoza duyarlıyım.
English: Many Asians are lactose intolerant.
Turkish: Birçok Asyalı, süt şekeri duyarlısıdır.
English: Why didn't you tell me you were lactose intolerant?
Turkish: Laktoza duyarlı olduğunu neden bana söylemedin?
Lactos ingilizcede ne demek, Lactos nerede nasıl kullanılır?
Lactoscope : Sütün saydamsızlığını ve bu şekilde de sütte bulunan yaklaşık kaymak miktarını ölçen alet. Laktoskop. Kaymakölçer.
Lactose : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Laktoz. Sütte bulunan ve sütün buharlaşması ile kristal halde toplanan bir disakkarit (glikoz+ galaktoz). süt şekeri. Sütte veya peynir suyunda bulunan, sütün buharlaşmasıyla kristal durumda toplanan, beyaz kristal yapıda, orta derecede tatlı, suda hafif çözünen, yem maddesi olarak kullanılan, glukoz ve galaktoza hidrolize olan bir disakkarit, laktoz. Süt şekeri. Sütte bulunan ve sütün buharlaşmasıyla kristal halde toplanan bir disakkarit, laktoz.
Lactose derivates : Süt şekeri derivatları. Yemlerde prebiyotik katkı maddesi olarak kullanılan bir madde.
Lactose intolerance : Laktoz intolerans. Laktoz tahammülsüzlüğü. İnce bağırsaklarda ?-galaktosidaz enziminin yokluğu veya yetersizliği nedeniyle, sütteki laktozun sindirilememesi sonucu ishal, karın ağrısı, gaz oluşumuyla seyreden kalıtsal bozukluk. Laktozu tolere edememe. Laktoz intoleransı. Laktoz hassasiyeti. Laktoz duyarlılığı. Süt şekerini sindirememe veya sindirilmesinde zorlanma (süt ürünleri tüketiminden sonra kramp, ishal, vs. gibi semptomlar ile tanımlanan).
Lactoses : Laktoz. Süt şekeri.
Galactosemia : Galaktosemya. Galaktoz metabolizmasındaki enzim eksiklikleri sonucu galaktozun glikoza metabolize edilememesi ve kanda galaktozun artmasıyla belirgin metabolizma bozukluğu. Kan dolaşımında galaktoz birikimi ile sonuçlanan kusurlu galaktoz metabolizması ile tanımlanan üç genetik bozukluktan herhangi biri (tıp veya medikal terimi). Galaktosemi. Galaktozemi.
Galactose : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Altı karbonlu aldoz şekeri. bir disakkarit olan laktozda glikozla beraber, bitki hücre duvarındaki pektinde, glikolipitlerde ve glikoproteinlerde bulunan bir monosakkarit. Altı karbonlu bir tür şeker. Süt şekeri. Galaktoz. Süt şekerinden yapılan bir çeşit şeker. Altı karbonlu aldoz yapısındaki monosakkaritlerden biri. bir disakkarit olan laktozda, glikozla beraber bitki hücre duvarındaki pektinde, glikolipitlerde ve glikoproteinlerde bulunan bir monosakkarit, beyin şekeri.
Galactosidase : Galaktosidaz. Galaktozidaz. Hayvan beslemede yem katkı maddesi olarak kullanılan, özellikle baklagillerde bulunan galaktozitlerin antibesleme etkisini azaltan, sindirimi ve besin maddelerinden yararlanmayı artıran bir enzim.
Galactosemic : Galaktosemi hastası olan. Galaktosemik. Galaktosemi hastası.
Lactosuria : Laktozüri. Laktosüri. Laktoz işeme. İdrarda laktoz bulunması. Emziren kadının idrarında laktoz bulunması (tıp veya medikal terimi).
İngilizce Lactos Türkçe anlamı, Lactos eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Lactos ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Rf : Bir istasyonun yayın yaptığı radyo dalgalarının frekansı. 10 khz'den 100.000 mhz'ye kadar uzanan ve elektromıknatıs dalgalarla radyo iletişimini sağlayabilen yinelenimlerin tümü. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Radyo frekansı. Radyo yinelenimi.
Cause : Olaylar arasındaki bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız ve belirleyici konumda olan etken. bk. sonuç. İlke. Sebep vermek. Meydan vermek. Neden. Sebep. Yol açmak. Sebebiyet vermek. Dava.
Element : Bir bileşiği oluşturan daha yalın kesimlerden her birine yerilen genel ad. Rükün. Bir halkbilim olay ya da ürününün en küçük birimi, bk. örge, anakonu, örge tümgesi, örnek. Bir bileşiğin yapı taşları ya da bir örüntüyü oluşturan bileşenlerden her biri. Doğa şartları. Bütünün gerekli parçası. Öğe. İlke. Bir parça. Tek türdeki atomlardan oluşan ve olağan kimyasal yöntemlerle bozunmayan özdek.
Section : Dal. Kol. Mikroskopta incelemek üzere hazırlanmış ince doku tabakaları. Bölge. Bir okul ya da üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan alt-birimlerinden her biri. bir üniversite ya da yüksek okulu oluşturan başlıca yönetim birimlerinden her birine verilen ad. Kesit. Parçalara ayırmak. Kesme. Kısımlara bölmek. Kesim.
Division : Ayrım. Göz. Embriyoyu meydana getirmek üzere döllenmiş yumurtanın geçirdiği bir seri mitoz bölünme ile önce ikiye, sonra dörde, sonra 8, 16 vb. sayıda hücrelere devam eden bölünmeler sırasında morula, blastula, gastrula evrelerinin ve daha sonra da embriyonun oluşması. segmentli hayvanlarda, böceklerde, embriyonun gelişmesi sırasında vücudun parçalara ayrılması. metamerizasyon. Uzlaşmazlık. Segmentasyon. Siklet (boks). Ayrılık. Anlaşmazlık. Sınır. Tümen.
Component : Bir bileşkeyi oluşturan yöneylerin her biri. Parça. Cüz. Birleşen. Bir bilgisayar donanımını oluşturan en küçük herhangi bir öğe. bileşen sözcüğü de kullanılmaktadır. Öğe. Komponent. Bir dizgeyi oluşturan özdeklerin her biri. bir bileşkeyi oluşturan yöneylerin her biri. Bölük. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, gramer, veterinerlik alanlarında kullanılır.
Fundamental : Asli. Temel ilke. Önemli. Temel şeklinde. Ana. Kural. Belli başlı. Esas. Temelli.
Intrinsic factor : Gıdalarda mikroorganizmaların gelişimine etki eden gıda içeriği ve yapısıyla ph, su etkinliği, oksidasyon-redüksiyon potansiyeli vb. faktörler. bağırsaklarda b12 vitamininin emiliminde gerekli olan mideden salgılanan bir protein. İntrinsik faktör.
Parameter : Başlangıç noktası ile kristal eksenlerinin, kristal yüzeylerini kestiği nokta arasındaki eksen parçaları. Parametre. Evrendeğer. Karakteristik özellik. Ana kitle hakkında ortalama, varyans gibi tahmini yapılan karakteristik değerler. Değişkenlerin yanı sıra dursayı gibi görülen, ancak her yeni değeri için işlevi değiştiren cebirsel simge ya da sayı. Katsayı. Etken. Veri. Kristal değişmezleri.
Wild card : Önceden tahmin edilemeyen durum. Tahmin edilmemiş unsur. Jenerik karakter. Dosya adlarının tanımlanmasında kendi yerine mümkün olan tüm karakterleri sembolize eden karakter. İskambilde joker. Beklenmedik olay veya durum.
Lactos synonyms : be all and end all, plot element, releasing hormone, releasing factor, part, constituent, point, ingredient, unknown quantity.

Bu kısımda Lactos kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Lactos ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Lactos anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Lactos ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.