Laf nedir, Laf ne demek

Laf; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Laf" ile ilgili cümleler

  • "Onun söyledikleri laftan ibaret."
  • "Lafı değiştirdi."
  • "Şunu yapacakmış, bunu yapacakmış, laf!"
  • "Galiba ızdırabın ne olduğunu tecrübe edenler için saadet boş laf." - E. İ. Benice

Yerel Türkçe anlamı:

Laf, söz

Laf.

Lâf.

Laf anlamı, kısaca tanımı:

Laf açmak : Söz açmak.

Laf altında kalmamak : Söz altında kalmamak.

Laf anlamaz : Kaba, aptal (kimse). söz dinlemeyip kendi bildiğinde inat eden.

Laf anlatmak : Sözünü dinletmek, karşıdakini ikna edinceye kadar konuşmak.

Laf aramızda : "başkaları bilmesin, duymasın" anlamında kullanılan bir söz.

Laf atmak : Söyleşmek, konuşmak. uzaktan, dolayısıyla dokunacak söz söyleyip işittirmek. sözle sarkıntılık etmek.

Laf çakmak : Üstü kapalı bir biçimde karşısındakine bir şeyler ima etmek.

Laf çıkarmak : Dedikodu yapmak. yeni bir şey söylemek, ortaya atmak.

Laf çıkmak : Dedikodu başlamak.

Laf dinlemek : Söz dinlemek.

Laf düşmemek : Söz düşmemek.

Laf etmek : Söz etmek.

Laf geçirmek : Söz geçirmek.

Laf gelmek : Söz gelmek.

Laf getirmek : Söz getirmek.

 

Laf götürmek : Söz götürmek.

Laf işitmek : Azarlanmak, birisi kendisine darılmak.

Laf kaynayıp gitmek : Söz boşa söylenmek, anlaşılmaz olmak, hiçbir etki yapmamak.

Laf ola beri gele : Konuşulan konu ile ilgili olmayan bir söz söylendiğinde veya bir sorun tartışılırken ilgisiz bir şey ifade edildiğinde söylenen bir söz.

Laf olsun adet yerini bulsun : Konuşacak herhangi bir konu bulunmayıp rastgele söz sarf edildiğinde söylenen bir söz.

Laf olmak : Söz olmak.

Laf oturtmak : Karşı tarafa gerektiği yerde, beklenilmeyen bir durumda, esaslı ve gereken bir laf söylemek.

Laf söyledi bal kabağı : Gereksiz yere ve aptalca söz söyleyen kimse için kullanılan bir söz.

Laf taşımak : Dedikodu ederek laf götürüp getirmek.

Laf tutmak : Söz dinlemek.

Laf torbaya girmez : "ağızdan çıkan bir söz, artık gizli kalmaz, herkes onu duyar" anlamında kullanılan bir söz.

Laf yakıştırmak : Konuşma sırasında yerinde söz söylemek, gerekeni ifade etmek.

Laf yapmak : Dedikodu yapmak.

Laf yetiştirmek : Birinin söylediğini başkasına götürmek. birinin söylediklerine olur olmaz karşılık vermek, çene yarıştırmaya kalkmak.

Laf yok : Söz yok.

Lafa başlamak : Söze başlamak.

Lafa boğmak : Bir konu üzerinde konuşulurken ilgisiz, gereksiz ve anlamsız bir biçimde söz edip asıl konuyu değiştirmek, unutturmak, karıştırmak.

 

Lafa dalmak : Uzun süren bir sohbette bulunmak, çok konuşmak.

Lafa karışmak : Biri veya birileri konuşurken bir başkası konuşmak, konuşmaya katılmak.

Lafa tutmak : Yersiz, zamansız ve sürekli konuşarak meşgul etmek, oyalamak.

Lafı ağzına tıkamak : Birinin rahatça konuşmasını engelleyip susturmak, söylemesine imkân tanımamak.

Lafı ağzında bırakmak : Birinin konuşmasını kesmek, sözlerini bitirmesine fırsat vermemek.

Lafı ağzında gevelemek : Söylemek isteğini söyleyememek.

Lafı ağzında kalmak : Sözü ağzında kalmak.

Lafı ağzından almak : Birinin söylemekte olduğu şeyi bitirtmemek.

Lafı bağlamak : Bir konu üzerinde son sözü söylemek.

Lafı çevirmek : Konuşmanın sakıncalı bir biçim aldığını anlaşıldığında başka bir konuya yönelmek, lafı veya konuyu değiştirmek.

Lafı dağıtmak : Sözü dağıtmak.

Lafı değiştirmek : Başka konuyu dile getirmek, başka bir şeyden söz etmek.

Lafı dolandırmak : Sözü uzatmak.

Lafı döndürüp dolaştırmak : Sözü uzatmak.

Lafı edilmek : Sözü edilmek.

Lafı geçmek : Sözü geçmek.

Lafı kesmek : Sözü kesmek.

Lafı kıçından dinlemek : Konuşulan konuyu ilgisiz, üstünkörü veya önem vermeden dinlemek.

Lafı kıçından anlamak : Konuşulan konuyu yanlış, ters anlamak.

Lafı kısa kesmek : Söyleyeceğini kısa veya özet olarak belirtmek, az ve öz konuşmak.

Lafı sulandırmak : Bir konu üzerinde ciddiyetle durup konuşurken araya ilgisiz, anlamsız veya tutarsız boş laf katmak.

Lafı tartmak : Sözü tartmak.

Lafı mı olur : Bir iş yapmak için "seve seve zahmete girerim" anlamında kullanılan bir söz. "şimdi onun sırası değil, daha önemli konular var" anlamında kullanılan bir söz.

Lafı uzatmak : Konuşmayı gereksiz bir biçimde başka sözlerle sürdürmek.

Lafına gelmek : Sözüne gelmek.

Lafını yabana atmamak : Söylenen söze değer vermek.

Lafını balla kestim : Sözünü balla kestim.

Lafını bilmek : Akıllı uslu konuşup başkasını rahatsız etmemek, yerinde, güzel ve tutarlı konuşmak.

Lafını esirgememek : Sözünü esirgememek.

Lafını etmek : Sözünü etmek.

Lafını geri almak : Sözünü geri almak.

Lafını kesmek : Sözünü kesmek.

Lafını yedirmek : İddialı olarak söylediği sözü geri alma zorunda bırakmak.

Lafını yemek : Verdiği sözden, söylediği sözden vazgeçmek.

Lafla peynir gemisi yürümez : "şöyle yaparım, böyle yaparım demekle yapılması gereken iş yapılmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Laf lafı açar : "bir konu üzerinde konuşulurken ilgisi dolayısıyla söz başka bir konuya geçer, sohbet uzar, gider" anlamında kullanılan bir söz.

Lafta kalmak : Bir iş düşünce aşamasında kalıp gerçekleşmemek.

Laftan anlamak : Söyleneni dinleyip uymak veya uygulamak.

Laf cambazı : Bir kimsenin, bir grubun duygularını kamçılayarak abartılı veya gerçek dışı sözler söyleyen kimse, demagog.

Laf ebesi : Çok konuşan, herkese laf yetiştiren kimse, dil ebesi, söz ebesi.

Laf kalabalığı : Üzerinde konuşulan konuyla, esasla veya sorunla ilgisi olmayan boş söz yığını.

Laf salatası : Çeşitli konularla ilgili anlamsız, boş sözler.

Lafügüzaf : Boş söz.

Boş laf : Gereksiz, yararsız bir biçimde konuşma.

İri laf : Abartılı söz.

Kuru laf : Gerçekle ilgisi olmayan, değer taşımayan boş söz, kuru söz.

Çocuk lafı : Çocukça söylenen basit söz.

Söz : Kesinlik kazanmayan haber, söylenti. Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme. Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil. Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi. Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük. Müzik parçalarının yazılı metni, güfte.

Lakırtı : Boş söz, dedikodu, laf. Söz, laf.

Sonuçsuz : Sonuca ulaşamayan, sonuç vermeyen, neticesiz.

Konuşma : Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans. Görüşme, danışma, müzakere. Konuşmak işi.

Konu : Üzerinde konuşulan şey, bahis. Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje.

Mevzu : Konu.

Bahis : Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma. Bir kitabın bölümlerinden her biri. Üzerinde konuşulan şey, konu.

Dedikodu : Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılmış olan konuşma, kov, gıybet, kılükal.

Laf bellemek : < Far. lâf: İşe yaramaz söz öğrenmek, yararsız söz bilmek. Söylenti çıkarmak

Laf cambazlığı yapmak : bir kimsenin veya grubun duygularını kamçılayarak, gerçek dışı sözler söyleyerek onları kazanmaya çalışmak.

Laf çakmak : üstü kapalı bir biçimde karşısındakine bir şeyler ima etmek. İlgili cümle: "“Gözüne gelini ilişince açıktan açığa olmasa bile öfkesini ondan almak için laf çaktı.”" O. Kemal.

Laf çatlatmak : Yüksekten atmak, abartmak. Yüksekten atmak

Laf geçüştürmek : İki kişi arasında söz taşıyarak ara bozmak.

Laf urmak : Yüksekten atmak, atıp tutmak, böbürlenmek, övünmek

Laf ile ilgili Cümleler

  • Ona laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan daha zor.
  • İki kişi konuşurken üçüncüye laf düşmez.
  • Çok güzel laf sokarım.
  • Cahile laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan güçtür.

Diğer dillerde Laf anlamı nedir?

İngilizce'de Laf ne demek? : [LAF] adj. cowardly, hen hearted, chicken hearted, pigeon hearted, lily livered, sissy, afraid, funky, yellow

n. coward, failing

n. talk, word, say, spiel, words, empty words

Fransızca'da Laf : mot [le]

Almanca'da Laf : n. Wort

Rusça'da Laf : n. слово (N), речь (F), разговор (M), болтовня (F), вздор (M), звон (M)