Lakırtı nedir, Lakırtı ne demek

  • Söz, laf.
  • Boş söz, dedikodu, laf

"Lakırtı" ile ilgili cümleler

  • "Birdenbire kesildi halkın lakırtıları / Korku içinde durdu tavla şakırtıları" - E. B. Koryürek
  • "Lakırtıdır o, aldırma!"

Lakırtı tanımı, anlamı:

Lakırtı ağzından dökülmek : İsteksiz konuşmak.

Lakırtı çıkarmak : Laf çıkarmak.

Lakırtı etmek : Dedikodu konusu etmek. konuşmak.

Lakırtı taşımak : Laf taşımak.

Lakırtı yetiştirmek : Bir söze karşılık vermekte gecikmemek.

Lakırtısı ağzında kalmak : Konuşan kimsenin, bir başkasının söze başlaması veya ani bir olay sonucunda sözü yarım kalmak.

Lakırtısı mı olur : Konuşulan bir şeyin önemsizliğini veya yersizliğini anlatmak için söylenen bir söz.

Lakırtısını etmek : Hakkında konuşmak.

Lakırtıya boğmak : Gereksiz ve boş sözlerle konuşmayı uzatmak.

Lakırtıya tutmak : Konuşarak oyalamak.

Lakırtıyı ağzına tıkamak : Birinin sözünü bitirmesine imkân vermeden onu ters bir karşılıkla susmak zorunda bırakmak.

Lakırtıyı ezip büzmek : Konuşmasını beceremeyip aynı şeyleri tekrarlamak.

Lakırtıyı kesmek : Susmak.

Lakırtı ebesi : Geveze.

Lakırtı kavafı : Geveze.

Pis lakırtı : Pis söz.

Ağzından lakırtı almak : Karşısındakini konuşturarak birtakım şeyleri öğrenmek.

Bir çift lakırtı etmek : Kısa konuşmak.

 

İki lakırtı etmek : İki çift laf etmek.

İki lakırtıyı bir araya getirmek : Meramını kısaca, düzgün ve açık bir biçimde anlatmak.

Lastikli lakırtı : Lastikli söz.

Dedikodu : Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılmış olan konuşma, kov, gıybet, kılükal.

Söz : Müzik parçalarının yazılı metni, güfte. Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi. Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük. Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme. Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil. Kesinlik kazanmayan haber, söylenti.

Laf : Konu, mevzu, bahis. Dedikodu. Konuşma. Sonuçsuz, yararı olmayan söz. Söz, lakırtı. "Öyle şey olamaz, bu sözün hiçbir değeri yok" anlamlarında hafifseme yollu kullanılan bir söz.

Boş : Yapılacak işi olmayan, işsiz. Bilgisiz. Bir işe yaramayan, yararsız. Anlamsız. İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı. Habersiz, hazırlıksız bir biçimde. Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal. Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.).

Lakırtıcı : Lakırtı bulup söyleyen, konuşkan. Geveze. mec. Dedikoducu.