Lead on türkçesi Lead on nedir

Lead on ingilizcede ne demek, Lead on nerede nasıl kullanılır?

Lead : Başını çekmek. Başoyuncu. Öncülüğünü yapmak. Yıldız oyuncu. Elektrik akımını, dipten ışıklı aygıta ya da elektriksel uçlara ileten tel. Kurşun. Seyirci arasında ünlenmiş, bir oyunun uzun süre oynanmasını sağlayan, beğenilen oyuncu. baş oyuncu. Öncülük yapmak. Bir oyundaki en önemli ve en ön plandaki oyun kişisi. İskandil.

On : De. Yanmak. Üzerinde. Hazır. Makbul. Üstünde. E doğru. Devrede. Civarında.

Lead one to suppose : -olduğunu düşünmesine neden olmak. Yanlış inancı olmasına yol açmak. Birinin yanlışlıkla – olduğunu düşmesine sebep olmak.

Lead a cat and dog life : Geçinememek. Kedi köpek gibi zıt olmak.

Lead a double life : İki farklı yaşam sürmek. Bilinenden ayrı bambaşka bir hayat sürmek.

Lead a fast life : Hızlı yaşamak.

İngilizce Lead on Türkçe anlamı, Lead on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lead on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bear off : Ortadan kaldırmak. Kapıp götürmek. Yönünü değiştirmek. Bir yana dönmek. Saptırmak. Kapmak. Bir yana döndürmek. Kaldırmak. Sapmak.

 

Bears : Dişini sıkmak. Hazmetmek. Sapmak. Vermek. Yönelmek. Borsa fiyatlarını düşürmek. Katlanmak. Taşımak.

Persuades : Razı etmek. Kafalamak. Laf anlatmak. Aklını çelmek. İkna etmek. Söz anlatmak.

Befool : Aldatmak. İşletmek. Aptal yerine koymak.

Diddled : Sevişmek. Kıpır kıpır olmak. Yerinde duramamak. Aldatmak. Sarsmak. Vakit öldürmek. Dolandırmak.

Bribing : Rüşvet vermek. Para yedirmek. Rüşvet verme.

Deceive : Dolandırmak. Aldatmak. Faka bastırmak. İhanet etmek. Kafeslemek. Kalleşlik etmek. Oyun etmek. Göz boyamak.

Befooled : İşletmek. Aldatmak. Aptal yerine koymak.

Argues : Münakaşa etmek. Çekişmek. İspatı olmak. Karşı gelmek. İleri sürmek. Belli etmek. -e belirti olmak. Becelleşmek. Savunmak.

Fob off something on somebody : Değersiz bir şeyi satmak. Hile ile satmak.

Lead on synonyms : carry away, sell, dish out, persuade, persuading, diddles, bait, convince, diddle, make believe, fobbing, diddling, foreruns, made believe, debauches, bear away, befooling, bear, arguing, satisfy, bribes, beguile, bring away, carries, assures, satisfies, bilk, bamboozling, allure, carrying away, foreran, assure somebody that, bamboozle.