Leading case türkçesi Leading case nedir

  • Emsal hüküm.
  • Emsal oluşturan olay.
  • Örnek dava.
  • Emsal karar.
  • İçtihat.

Leading case ingilizcede ne demek, Leading case nerede nasıl kullanılır?

Leading : Önde olan. Öncülük eden. Ana. Kurşun çerçeve. Yol gösteren. Yöneten. Kurşun kaplama. İleri gelen. Kılavuzluk. Kılavuzluk eden.

Case : Kutu. Kanıt. Kutulamak. Görüş. Filmlerin taşınmasında kullanılan, yangına karşı korumalı, genellikle madenden ya da üzeri maden levhayla örtülü kap. Ciltlemek. Çanta. Hukuksal olay. Eğitim, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Delil.

Leading article : Müşteri çekici ucuz mal. Başmakale. Başyazı.

Leading axle : Kılavuz boji. Ön aks kılavuz dingil. Kılavuz dingil. Ön aks.

Leading character : Öncü damga. Önce gelen karakter.

Leading characters : Önce gelen karakterler. Önde gelen karakterler.

İngilizce Leading case Türkçe anlamı, Leading case eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Leading case ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Case law : Mahkeme içtihatı. İçtihat hukuku. Davalarda hukuk usulü. Emsal kararlara dayanan hukuk. Kazai içtihat. Geçmişteki hükümlere dayanan hukuk. Dava hukuku.

Jurisprudence : Kazai içtihat. Hukuk ilmi. Hukuk felsefesi. İlmi içtihat. İçtihat bilimi. Hukuk. Mahkeme içtihatları. Hukuk bilimi. Hukuk sistemi.

Leading case synonyms : prejudication.