Leviers türkçesi Leviers nedir

  • Vergiye bağlayan kimse.
  • İşe alan kimse (askeri, vs.).
  • Vergi koyan kimse.
  • Vergi toplayan kimse.

Leviers ingilizcede ne demek, Leviers nerede nasıl kullanılır?

Levier : Vergiye bağlayan kimse. İşe alan kimse (askeri, vs.). Vergi toplayan kimse. Vergi koyan kimse.

Levied : Haczetmek. El koymak. Askere almak. Toplamak. Zorla toplamak.

Levies : Vergi koyma. Haciz. Zorla toplama. İcra. Konmuş resim ve vergiler. Zorla askere alma.

Teleview : Televizyonda görmek. Televizyon izlemek. Sınalgıda görmek. Sınalgı izlemek. Televizyon seyretmek.

Televiewed : Televizyonda görünmüş. Televizyon izlemek. Televizyonda görmek. Televizyonda izlenmiş. Televizyon seyretmek.

Levin : Bir soyadı.

The david levi camp : David levi kampı. Likud partisinden david levi'yi destekleyen insanlar.

Televiewer : Seyirci. Sinemaya giden, filmi izleyen kimse. televizyon yayınını izleyen kimse. Televizyon izleyicisi. Televizyon seyircisi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İzleyici.

Levigate : Düz. Düz yapmak. Yüzeyini pürüzsüz hale getirmek. Düzlemek. Düz etmek. Toz haline getirmek. Düzleştirmek. Cilalamak.

Leviable : Vergiye tabi. Tahsil edilebilir.

İngilizce Leviers Türkçe anlamı, Leviers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Leviers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Supreme headquarters : En önemli karargah. Başkomutanlık karargahı. Üst komuta.

Key : Ana. Anahtar. Tespit etmek. Coşturmak. Boru, burmaç, somun vb. sıkıştırıp gevşetmeye, bir kilidi açıp kapamaya yarayan araç. Kilitlemek. Tutturmak. Açkı. Akort etmek. Sıkıştırmak.

Control stick : Kontrol levyesi. Bir uçağın hareketini kontrol etmek için kullanılan çubuk. Kontrol çubuğu. Kumanda çubuğu. Levye. Kumanda kolu. Kumanda levyesi. Kontrol kolu.

Bar : Çubuk. Bariyer. Parmaklıkla çevirmek. Engel. Parmaklık. Yüksek ya da sırıkla atlamada aşılması gereken yüksekliği gösteren tahta, maden vb. özdekten yapılmış yuvarlak, yerine göre üçgen kesitli uzun ince çubuk. Panoları ya da gergileri taşımakta kullanılan demir çubuk. Parmaklık takmak. Taşıma çubuğu. Saymamak.

Crowbar : Kavlak süngüsü. Kol demiri. Kaldıraç. Demir manivela kolu. Külünk. Levye. Manivela kolu. Manivela. Demir kol.

Treadle : Dikiş makinesi ayak pedalı. Pedal. Pedalla işletmek. Pedalla çalışmak. Ayakçın. Pedalla çalıştırmak. Ayaklık.

Leadership : Önderlik. Lidere yakışan vasıflar. Önde gelenler. Bir toplumsal kümede üyelerce gönüllü olarak izlenen bir kişinin ünü, gücü ya da toplumsal yeri dolayısıyla öncülük etmesi, toplumsal davranış başlatabilmesi, başkalarının çabalarını yönetmesi, örgütlemesi, denetlemesi durumu ya da süreci. Başkanlık. Öncülük. Reislik. Liderler. Liderlik.

Pedal : Pedal çevirmek. Pedalla çalıştırmak. Pedal. Ayakçak. Ayaklık. Ayağa ait. Pedala basmak. Bisiklete binmek. Pedalla işletmek.

Tiller : Sürgün (bitki). Yeke (dümene takılan). Kökten filiz sürmek. Filiz. Fidan. Çiftçi. Sürgün. Dümen yekesi. Kayıkta dümeni kullanmak için dümenin baş tarafına takılan kol. Kök filiz.

 

Tire tool : Lastik malzemesi.

Leviers synonyms : wrecking bar, dog hook, ripping bar, gun trigger, pry bar, pinch bar, hand throttle, foot lever, peavy, cant dog, spark lever, foot pedal, peavey, joystick, trigger, levier, tappet, rocker arm, high command, rome, compound lever, valve rocker, body, pry, stick, tire iron, fulcrum.