Lifeline türkçesi Lifeline nedir
- Cankurtaran halatı.
- (bir yarışmada) joker hakkı.
- Hayat çizgisi.
- Dalgıç halatı.
- Hayatın bağlı olduğu şey.
- Dalgıcı su yüzeyinde bir noktaya bağlayan hat.
Lifeline ingilizcede ne demek, Lifeline nerede nasıl kullanılır?
Lifelines : Cankurtaran halatı. Dalgıç halatı. Hayatın bağlı olduğu şey. Hayat çizgisi. Can damarları.
Lifelike : Canlı gibi görünen. Sahici gibi. Canlı gibi. Gerçek gibi. Canlı.
Lifelikeness : Bir gerçek veya gerçek bir şey ile benzerlik. Canlı gibi görünen. Canlı gibi görünen bir şey. Canlıya benzeme.
Unlifelike : Gerçekçi olmayan. Canlı gibi olmayan. Gerçek gibi olmayan.
Lifeless : Ölü. Cansız. Durgun. Ölgün. Sönük. Donuk. Ruhsuz. Camit. Ölü gibi. Soluk.
Lifelessly : Cansız. Ölü bir şekilde. Durgun bir şekilde. Soluk bir halde. Cansız bir şekilde. Cansızca. Cansız olarak.
Life blood : Yaşamak için gerekli kan.
Life assurance : Hayat sigortası.
Life adjustment education : Öğretim programlarının gerçekçi, işe ve mesleğe dönük, toplumsal beceriler kazandırıcı nitelikte olmasına ağırlık veren eğitim. Yaşama uyarlayıcı eğitim.
Lifelong : Yaşam boyu. Hayat boyu. Müebbet. Ömürboyu. Yaşadığı sürece. Ömür boyu.
İngilizce Lifeline Türkçe anlamı, Lifeline eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Lifeline ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Crease : Buruşmak. Donatılan ağlarda yakalara geçirilen ağa verilen fazlalık. Pot. Kırışıklık. Buruşturmak. Kat. Kırıştırmak. Kırışmak. Buruşukluk. Pli.
Lifelines : Can damarları.
Furrow : Oluk. Çizgi. Saban izi yapmak. Saban sürmek. Kırışıklık. Tekerlek izi. Yollar açmak. İz açmak. Kırıştırmak.
Wrinkle : Buruşturmak. Buruşmak. Büzüşmek. Buruşukluk. Çatmak. Kırıştırmak. Kırışık. Kırışıklık. Kırışmak. Pörsümek.
Life line : Ticari rota. Belirli bir yere sadece bir kere yapılacak nakliyatta kullanılan rota. Birini tehlikeden veya beladan kurtaran yardım. Cankurtaran halat. Avuç içinde görülen yaşam çizgisi. Büyük önemi olan deniz rotası. Can kurtarmak için kullanılan ip. Can halatı.
Line : Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi. Çizgi çizmek. Bir sokaktaki yapıların, birbirine bakarak içerde ve dışarda yerleşmelerini önlemek, sokağa koşut ve sokaktan eşit uzaklıkta yer almalarını sağlamak üzere, önyüz çizgilerinin çakışması ya da koşut gitmesi istenen varsayımsal çizgi. Sıralamak. Kaplamak. İçini kaplamak. Dizmek. Düzdizim çizgisi. Astar kaplamak. Askı halatı.
Crinkle : Buruşmak. Buruşturmak. Kırışmak. Katlamak. Hışırdamak. Kırıştırmak. Karıştırmak. Kıvırmak. Büzüşmek. Hışırdatmak.
Seam : Kırışıklık. Dikmek. Dikiş. Katman. Tabaka. Armuz. Yatak (maden). Kırışık. Yara izi. Dikiş yeri.
Lifeline synonyms : ridge rope, line of life.

Bu kısımda Lifeline kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Lifeline ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Lifeline anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Lifeline ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.