Limitary türkçesi Limitary nedir

  • Kısıtlayıcı.
  • Kısıtlayan.
  • Sınırlandıran.
  • Sınırlandırılmış.
  • Sınır veya hudut ile ilgili.

Limitary ingilizcede ne demek, Limitary nerede nasıl kullanılır?

Limitable : Sınırlandırılabilir. Kısıtlanabilir.

Limitation : Müruruzaman. Tahdit etme. Takyit. Limit. Kısıtlama. Meyil. Had. Tahdit. Sınır. Kayıtlama.

Limitation notice : Sınırlı basım kaydı. Sınırlı basımlarda, sınır sayısı ile, eldeki kitabın bu sınırlı sayı içinde kaçıncı sırayı aldığını belirten yazı.

Limitations : Kısıtlamalar. Tahdidat. Sınırlı veya yasak olma özelliği (örn.: apartmanda oturmayı seviyorum ancak bazı kısıtlamaları var. örneğin, kendi bahçen yok.). Sınırlar. Kısıtlar. Takyidat.

Limitative : Limite edilmiş. Sınırlayıcı. Kısıtlayıcı. Sınırlı. İsimlere yönelme ekinden sonra gelerek mekanda ve zamanda sınırlama gösteren ek: + gaça <+ga + ça eki. eski ve orta türkçede nispeten canlıdır. türkiye dışı yazı dillerinde ve lehçelerde devam etmektedir. türkiye türkçesinde yerini +a kadar, +a dek edatlarına bırakmıştır. ancak, bazı anadolu ağızlarında yine de canlı bir kullanılışa sahiptir: et. bilge tonyukuk altun yışgaça «altun yışa kadar» keltimiz; oğuz kağan destanında: ta kün batusıgaça tegen erdi; oklarını kökkeçe atun; çağ, emdigeçe «şimdiye kadar»; eat. beş yılgaça «beş yıla kadar»; kaz. tüngeçe «geceye kadar», yazgaça «yaza kadar». bar. tara. tob. on yeşkeçe «on yaşına kadar»; anadolu ağızları şindiyece (siv., tok.), o zamanaca (kay.), bu vahtaca (kır.); ahşamaca (mal.); ãşamaca (yoz.); yassıyacav, şafağacav (mal.); gışacan (afyon, afyon ağzı); savavacan «sabaha kadar, kars» vb. Sınırlama eki. Bağlayıcı.

 

Periodical limitation principle of the budget : Ödenekliğin süresini sınırlama ilkesi. Ödeneklik yasasına ilişkin işlemlerin akçalı yıl denilen ve genellikle on iki ayı kapsamakta olan bir dönemle sınırlı olarak uygulanması ileksi.

Acreage limitation : Belirli bir tarımsal ürünün ekimine ayrılan toplam alanın ülke genelinde sınırlandırılması. Alan sınırlaması.

Check limitation : Çek vadesi. Bir kişinin çekin ödenmesini telep etmesi sürecindeki geçiş periyodu.

Dividend limitation : Temettü sınırlaması.

Operating limitations : İşletim sınırları.

İngilizce Limitary Türkçe anlamı, Limitary eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Limitary ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Inhibitive : Yasak edici. Önleyici. Engelleyici. Koruyucu. Menedici. Yasaklayıcı.

Delimiting : Limit koymak. Limitlerini belirlemek. Sınırlandırma. Sınırlandırmak.

Circumscribed : Kısıtlamak. Daire içine almak. Çevresi çizilmiş. Sınırlanmış. Sınırlamak. Çemberlemek. Dışına çizilen. Etrafını çizmek.

Limiter : Sınırlayıcı kimse. Sınırlama getiren kimse. Sınırlayıcı. Sınır koyan kimse. Limitör. Radyo alıcılarının frekans modülasyonlarında kullanılan bir tür elektron tüp. Kısıtlayan kimse.

 

Soldierly : Askeri. Askere yakışır. Asker gibi. Askerce.

Limiting : Gelişmeyi engelleyici. Ayırıcı. Sınırlayıcı. Hapsedici. Sınırlandırma. Limit belirleyici. Sınırlayan. İndirgeyici.

Warlike : Savaşsever. Savaşkan. Askeri. Savaşla ilgili. Savaş ile ilgili. Cenkçi. Savaşla tehdit eden. Dövüşken. Kavgacı. Cengaver.

Inhibitory : Yasak edici. Enlelleyici. Baskı altında tutulan. Engelleyici. Menedici. Yasaklayıcı. İnhibitör. Durdurucu. Önleyici.

Limitative : Limite edilmiş. İsimlere yönelme ekinden sonra gelerek mekanda ve zamanda sınırlama gösteren ek: + gaça <+ga + ça eki. eski ve orta türkçede nispeten canlıdır. türkiye dışı yazı dillerinde ve lehçelerde devam etmektedir. türkiye türkçesinde yerini +a kadar, +a dek edatlarına bırakmıştır. ancak, bazı anadolu ağızlarında yine de canlı bir kullanılışa sahiptir: et. bilge tonyukuk altun yışgaça «altun yışa kadar» keltimiz; oğuz kağan destanında: ta kün batusıgaça tegen erdi; oklarını kökkeçe atun; çağ, emdigeçe «şimdiye kadar»; eat. beş yılgaça «beş yıla kadar»; kaz. tüngeçe «geceye kadar», yazgaça «yaza kadar». bar. tara. tob. on yeşkeçe «on yaşına kadar»; anadolu ağızları şindiyece (siv., tok.), o zamanaca (kay.), bu vahtaca (kır.); ahşamaca (mal.); ãşamaca (yoz.); yassıyacav, şafağacav (mal.); gışacan (afyon, afyon ağzı); savavacan «sabaha kadar, kars» vb. Sınırlı. Sınırlayıcı. Bağlayıcı. Sınırlama eki.

Constrictive : Bağlayıcı. Sıkan. Daraltılı. Büzücü. Daralma hissine neden olan (nefes vb). Konstriktif. Sıkmaya neden olan. Sıkıştırmaya yatkın olan.

Limitary synonyms : warriorlike, delimited, martial, soldierlike, militaristic, confined, saving, determinative, delimitative, proscriptive, bordered, bounded, localized, interdictory, leashed, restrictive, confining, localised, restraining, restricting.

Limitary zıt anlamlı kelimeler, Limitary kelime anlamı

Unmilitary : Gayri askeri. Sivil. Askeri olmayan.

Civilian : Mülki. Sivil. Başı bozuk.

Limitary ingilizce tanımı, definition of Limitary

Limitary kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A boundary. Placed at the limit, as a guard. That which serves to limit. Border land.