Limitations türkçesi Limitations nedir
- Kısıtlamalar.
- Tahdidat.
- Sınırlı veya yasak olma özelliği (örn.: apartmanda oturmayı seviyorum ancak bazı kısıtlamaları var. örneğin, kendi bahçen yok.).
- Kısıtlar.
- Sınırlar.
- Takyidat.
Limitations ile ilgili cümleler
English: I know my limitations.
Turkish: Sınırlarımı biliyorum.
English: Ali knows his limitations.
Turkish: Ali sınırlarını bilir.
English: It is important to know your own limitations.
Turkish: Kendi sınırlarını bilmen önemlidir.
English: She knows her limitations.
Turkish: O, kendi sınırlarını bilir.
English: Though Tom's English seems quite good at times, he doesn't seem to know his limitations and it's impossible to convince him that he's wrong when he makes a mistake.
Turkish: Tom'un İngilizcesi zaman zaman oldukça iyi görünsede, o sınırlarını biliyor gibi görünmüyor ve o bir hata yaptığında onu hatalı olduğuna ikna etmek imkansızdır.
Limitations ingilizcede ne demek, Limitations nerede nasıl kullanılır?
Operating limitations : İşletim sınırları.
Personal limitations : Kişisel yasaklamalar. Kimi kişilerin özel izin vermelerinin ya da almalarının sınırlandırılması.
Statute of limitations : Dava zamanaşımını belirleyen kanun ya da hükümler. Zamanaşımı. Müruru zaman. Dava zamanaşımını belirleyen kanun veya hükümler.
Statutory limitations : Yasal kısıtlama. İskati zamanaşımı. Hak düşürücü zamanaşımı. Hakkı düşürme süresi.
Terms of limitations : Zaman aşımı süreleri. Yasalarında belirtilen temel yargılara göre yükümlülere başvurulmaması nedeni ile alacak hakkını ortadan kaldıran yasal süreler.
Limitation notice : Sınırlı basımlarda, sınır sayısı ile, eldeki kitabın bu sınırlı sayı içinde kaçıncı sırayı aldığını belirten yazı. Sınırlı basım kaydı.
Account limitation : Fatura masraflarını karşılamak için yetersiz para kaynakları olan banka hesaplarına sınırlama getirme. Hesap tahdidi. Hesap sınırlaması.
Delimitations : Limit koyma. Sınırlandırma. Sınır çizme. Sınırlama. Tahdit.
Law of limitation : Sınırlandırma kanunu. Zamanaşımı kanunu. Bazı konuların halka uygunluğunu ile ilgili zaman sınırı belirleyen kanun.
Territorial limitation of industrial property : Yapım iyeliği haklarını, ülke sınırları ile kısıtlama. Yapım iyeliğini sınırlama.
İngilizce Limitations Türkçe anlamı, Limitations eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Limitations ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Limits : Çerçeve. Hudut hatları. Hudut. Limitler.
Counterfeit : Sahtesini yapmak. Kalp para. Taklit etmek. Bir filmin benzeri olarak habersizce gerçekleştirilmiş film. bir filmden, habersizce çıkarılmış eşlem. Belli bir örneğe benzetilerek farklı bir marka adıyla üretilen mal veya eşya. Sahte şey. Yapmacık. Kalp. Sahte. Basmak.
Restrictions : Kısıtlama. Sınırlama. Kayıt. Yasak. Tahdit. Tahditler.
Confines : Hudut. Ülke sınırları. Hudutlar. Sınır.
Sham : Rol yapmak. Yapar gibi yapmak. Danışıklı dövüş. Hile. Yapmacık. Yapma. Yalan. Taklit. Ayak yapmak. Sahte.
Frontiers : Sınır. Hudut.
Copy : Kopyasını yapmak. Basımevinin bulunmasından önce yazmaların elle çoğaltılması işi. Eşlem. Kopya etmek. Taklit etmek. Çoğaltı. Kopya çekmek. Örnek. Bir yapıttan birden çok sayı elde etmek. Kaynak verilerde hiçbir değişiklik yapmadan, verileri bir veri ortamından okuyup, değişik de olabilen bir fiziksel biçimde, başka bir ortama yazma. örn. bir deste delikli kartı mıknatıslı kuşağa aktarma. sonuç, aktarmanın yapıldığı koşullara bağlı olarak, özgün kaynaktan belli ölçülerde değişik görünümlere de dönüştürülebilir. veri kaynağına ve sonucun amacına göre türlü bağlamlarda "aktarma" sözcüğünün çizelgede gösterilen eşanlamlıları kullanılır: aktarma türleri: ..tablo.
Philosophy : Filozofi. Gerçeğin (realitenin) tümünü, özdek ve yaşam ile ilgili türlü belirtileri neden, ilke ve erekler bakımından inceleme amacı taşıyan düşünce etkinliği. bilgi, kavram, inanç ve kuramların çözümlenmesi ve eleştirilmesinde açıklık arayan düşünme yöntemi. bir kimsenin kişisel davranış ve düşüncelerine kılavuzluk yapmaya yarayan toplu ve tutarlı görüş. genel olarak mantık, ahlak, estetik, fizikötesi ve bilgi kuramı gibi dallardan oluşan geniş bilim alanı. 5- liselerimizde okutulan ve felsefe düşünüşünün niteliği, felsefe sorunları, bilginin gelişmesi, ahlak sorunları, sanat ile felsefe arasındaki ilişkiler gibi konuları kapsayan ders. Dünya görüşü. Felsefe. Düşünbilim. Doğanın ve toplumun varoluşunun, insanın düşünme ve bilme sürecinin yasalarını, başta aktöre, sanat, siyasa olmak üzere kılgılı etkinliklerin oluşumlarını araştıran bilim. Soyut düşünüş. Sakinlik. Hikmet. Evrenin oluşumu, ilk ve son nedenleri, aşkın düzenlilikleri araştıran bilgi dalı.
Boundaries : Hudut. Yönetim yöresi sınırı. Bir ülkenin il, ilçe, bucak gibi ikincil yönetim yörelerini belirleyen ve birbirinden ayıran sınır. Ülke sınırları.
School of thought : Düşünce okulu. Düşünce ekolü. Düşünce tarzı.
Limitations synonyms : philosophical system, forgery, postiche, doctrine, inhibitions, fake, mimesis, bounds, constraints, ism.
Limitations zıt anlamlı kelimeler, Limitations kelime anlamı
Formalism : Bilginin özü ve içeriği yerine biçimine önem veren, bilimlerde, özellikle matematikte, doğruların saymaca ilişkiler üzerine kurulduğunu, birtakım simgelerin tanımlarına dayandığını ve bu doğruların bütünüyle biçimsel olduğunu ileri süren soyutlayıcı bir düşünce yolu. Biçimcilik. Eğitim, tiyatro, sosyoloji alanlarında kullanılır. Şekilcilik. Biçimlerin estetik ve artistik yönden ön düzeye alındığı anlayış. Biçimlerin güzelduyusal ve sanatsal yönden ön plana alındığı anlayış. 1915-1930 yılları arasında rusya'da ortaya çıkan, yapıtları kendi başına bir dizge kabul ederek öğeleri, aralarındaki başlantılara göre irdeleyen, bugünkü yapısalcılık akımının gelişmesine katkıda bulunmuş bir àkım. Formalizm. Biçimselcilik. Bir iş ya da süreci, bir gidiş ya da uygulamayı düzenleyici biçimsel kurallara bağlama. Toplumsal olguların anlamlarına bakmadan, yalnız biçimlerine, yapılarına, kurallarına ya da ilişkilerine önem veren öğreti ve uygulama. başlangıçta kendilerine verilen anlamı artık taşımayan kurallara uymayı sürdürme tutumu.
Advantage : Bir kişi, nesne, durum ya da koşuldan yana olan, başarı ya da kazançta yardımı dokunan olumlu özellikler, bkz.götürü. Fayda. Benzerlerine göre daha yüksek bir konumda olma. Menfaat. Avantaj. Futbol, bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. Çıkar. Yarar. Üstünlük sağlayan şey. İyilik.

Bu kısımda Limitations kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Limitations ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Limitations anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Limitations ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.