Limits türkçesi Limits nedir

Limits ile ilgili cümleler

English: I'll help you within the limits of my ability.
Turkish: Gücümün yettiğince sana yardım edeceğim.

English: The limits of my language mean the limits of my world.
Turkish: Benim dil sınırlarım benim dünyamın sınırları anlamına gelir.

English: I have reached the limits of my ability.
Turkish: Ben yeteneğimin sınırlarına ulaştım.

English: He had reached the limits of his patience.
Turkish: Sabrının sınırlarına ulaşmıştı.

English: The diver wanted to test the limits of his equipment.
Turkish: Dalgıç ekipmanının sınırlarını test etmek istedi.

Limits ingilizcede ne demek, Limits nerede nasıl kullanılır?

Limits of audibility : İşitilebilirlik sınırı. İnsan kulağının algılıyabileceği ve değerlendirebileceği ses dalgaları yineleniminin 30 hz'den başlayıp 20.000 hz'de biten sınırları. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Limits of error : Bir örnekleme dağılımında gözlemlerin yüzde olarak taşıdığı yanılgı payının alt- üst sınırları. Yanılgı sınırları.

Limits of variation : Saçılma sınırları. İstatistik saçılma sınırları.

Diagonal path limits approach : Köşegen patika limitleri yaklaşımı.

 

Legal limits of building profile : Yapılacak bir yapının, kent yönetimince olur verilebilen en çok yüksekliği. taşıtlara yüklenecek yükün taşıttaki yüksekliği. Yükseklik sınırı.

Control limits : Denetim sınırları. Kontrol grafiği sınırları. Kontrol sınırları. Kumanda limitleri.

Class limits : Sınıf sınırları. Sınıf limitleri.

Confidence limits : Bir gözlem değerinin anlamlılık sınaması için karşılaştırıldığı sayıltılı değerin alt ve üst olasılık "sınırları. Güven sınırları. Güvenlik sınırları.

Exceeded the limits : Sınırların ötesine geçen. Kısıtlamaları ve engelleri aşan. Limitleri aşan.

Exact limits : Kesin sınırlar.

İngilizce Limits Türkçe anlamı, Limits eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Limits ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chassis : Alt düzen. Taşıyıcı çerçeve. Şasi. Taşıtların tüm örgenlerini taşıyan iskelet. Çatkı. Ana gövde. Top kızağı. Bir aygıt ya da düzeneği taşıyan, genellikle metal yapı.

Margin : Mesafe. Pay. Marj. Toplam keseği. Tolerans. Kenarlık. İhtiyat akçesi. Sınır.

Frame : Kurmak. Sınırla çevrelemek. Çerçeve asmak. Belirtmek. Dile getirmek. Tesis etmek. Çeşitli sirk donanımını desteklemede kullanılan ana çadırın çatısına tutturulmuş dikdörtgen demir iskelet. Beden. Çatı. Ayarlamak.

Borders : Sınır. Kenar. Kenarlık. Kenarlıklar. Tarh. Kenar süsü.

Framing : Çatı. Karkas. Sinemacı ya da televizyoncunun, elindeki malzemeyi görüntü çerçevesinin ikiboyutlu alanı içerisine en uygun, en elverişli biçimde yerleştirmesi işi. Çerçeve düzeltme. İskelet (binaya ait). Çerçeveleme. Çerçeveler sistemi. İskelet. Ahşap çatkı.

 

Framework : Taslak. Yapı. İskelet. İskelet (binaya ait). Bir iş, eylem ya da uygulamanın kuramsal ve denenceli çerçevesi, bk. kuram. Çatı. Kadro. Esas yapı. Kafes. Sistem.

Demarcations : Hudut çizme. Sınır çekme. Sınırlarını belirtme. Sınırını belirleme. Sınır. Ayırma. Demarkasyon. Sınır çizme. Çizgi.

Border : Çerçevelemek. Kenar. Bitişik olmak. Kenar süsü. İle ortak sınıra sahip olmak. Sahnenin üstündeki ,ızgaraların ve palangaların bulunduğu mekanik kesim. Koşu yolu kıyısı. Sınırlandırmak. Sınır koymak. Tarh.

Borderlines : Sınır. Sınırda. Sınıra yakın olan. Sınır çizgisi. Kesin olmayan. Sınır boyu. Sınırdaki. Belirsiz.

Casements : Kaplama. Açılan pencere. Pencere kanadı. Perdelik pamuklu kumaş. Kanatlı pencere.

Limits synonyms : out of bounds, borderline, demarcation, confines, casement, margining, restricted, frontiers, frames, ambit, boundary, bkt, boundaries, limitations, extremity, architrave, bounds, cadre, frontier, casings, casing, binding.

Limits zıt anlamlı kelimeler, Limits kelime anlamı

Unrestricted : Serbest. Tahdit edilmemiş. Aşırı. Sınırlanmamış. Kısıtsız. Sınırsız. Kısıtlanmamış. Kısıtlamasız. Sınırlamasız.