Kısıtlayıcı nedir, Kısıtlayıcı ne demek
Kısıtlayıcı; İstatistik, Matematik alanlarında kullanılan bir kelimedir.
İstatistiksel anlamı:
Bir veri kümesinde dış koşullar nedeniyle konulan sınırlama, Eş anlamlısı: kısıt.
Matematik'te terim anlamı:
Verilen bir sorunda aranan çözümün sağlaması gereken ek koşul.
Kısıtlayıcı kısaca anlamı, tanımı
Kısı : Acı, sıkıntı: Yaratan, kısıda olanlara yardım eder. [Bakınız: kısu]
Kısıt : Kişinin yurttaşlık haklarını kullanma yetkisinin yargı kuruluşları tarafından kaldırılması. Bunama, mahkûm olma vb. nedenlerden dolayı kanunun, bir kimsenin malını, parasını istediği gibi kullanmasına ve harcamasına engel olması, kısıtlılık, kısıtlama, hacir.
Kredi kısıtlayıcı önlemler : Para sunumunu sınırlandırarak iktisadi etkinlikleri daraltmak amacıyla hükümet tarafından bankalarca uygulanan kredi faiz oranlarının yükseltilmesi, kredilerin kontrol edilmesi gibi kredi açmayı zorlaştıran önlemler.
Melanosit uyarıcı hormon salınımını kısıtlayıcı hormon : Hipotalamustan salınan, ara hipofizden melanosit uyarıcı hormon salınımını inhibe eden bir hormon.
Prolaktin salınımını kısıtlayıcı hormon : Hipotalamustan salınan, ön hipofizden prolaktin salınımını kıstlayan dopamin yapısında bir hormon, PIH, PRIH, prolaktin inhibe edici hormon, prolaktin inhibiting hormon, prolaktin release inhibiting hormon.
Para kısıtlayıcı : Para kısıtlaması işlemini yapan kimse, deflatör.
Eş anlamlı : Anlamları aynı veya birbirine çok yakın olan (kelimeler), anlamdaş, müradif, müteradif, sinonim.
Sınırlama : Sınırlamak işi.
Eş anlam : Sözler arasında anlam birliği olması durumu.
Koşullar : Şerâit.
Sağlama : Sağlamak işi. Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılmış olan kontrol işlemi, mizan.
Anlamlı : Anlamı olan, manalı. İçeriği olan. Gizli bir anlamı olan, düşündürücü, manidar.
Sağlam : Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil. Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli. Gerçek, inanılır bir temeli olan. (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak. Zarar görmemiş, bozulmamış. Güvenilir.
Neden : Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin. Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet. Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep.
Anlam : Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.
Sınır : İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.
Sorun : Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem. Sıkıntı veren durum, dert.
Koşul : Şart. Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri.
Kümes : Tavuk, hindi vb. evcil hayvanların barınmasına yarayan kapalı yer. Ufak ev.
Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.
Diğer dillerde Kısıtlayıcı anlamı nedir?
İngilizce'de Kısıtlayıcı ne demek ? : constraint

Bu kısımda Kısıtlayıcı nedir? Kısıtlayıcı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kısıtlayıcı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kısıtlayıcı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.