Sağlama nedir, Sağlama ne demek

  • Sağlamak işi
  • Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılmış olan kontrol işlemi, mizan.

"Sağlama" ile ilgili cümle

  • "Olmadık şaklabanlıklar yaparak onun çığlık çığlık gülmesini sağlamaya çalışmıştım." - R. Mağden

Hukuki terim anlamı:

tekeffül.

Bilimsel terim anlamı:

Dermede yer alması uygun görülen her türlü gereci, satın alma, bağış ya da değişim gibi yollarla kitaplığa kazandırma.

Bir alan araştırmasında gözlemlerin gerçekten yerinde ve gözlenecek birimler üzerinde yapılıp yapılmadığını sınama.

İngilizce'de Sağlama ne demek? Sağlama ingilizcesi nedir?:

checking, acquisition, accessioning, verification

Osmanlıca Sağlama ne demek? Sağlama Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

mizân

Sağlama kısaca anlamı, tanımı:

Sağlama bağlamak : Sağlam kazığa bağlamak.

Sağlamak : Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Elde etmek, sahip olmak. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.

Ahenk sağlamak : Düzene sokmak, birliği sağlamak.

Arkasını sağlama almak : Bir işe başlarken çok güçlü bir destek bulmuş olmak.

Dengeyi sağlamak : İki kişi, durum veya olay arasında orta yolu bulmak, uyum sağlamak.

 

Görüş birliği sağlamak : Aynı görüş ve düşüncede birleşmek.

İşi sağlama almak : İşin gerçekleşmesi ve bozulmaması için gerekli önlemleri almak.

Mutabakat sağlamak : Anlaşmak, uzlaşmak.

Nafaka sağlamak : Geçinecek kadar para temin etmek.

Olanak sağlamak : Bir işin olmasına elverişli ortamı hazırlamak.

Otorite sağlamak : Yetki kurmak veya yetki sahibi olmak.

Problem : Davranışları normal olmayan ve özel olarak eğitilmesi gereken (kimse). Teoremler veya kurallar yardımıyla çözülmesi istenen soru, mesele. Sorun.

Çözüm : Bir problemi çözmek için verilenler üzerinde yapılacak işlemlerin gösterilmesi. Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç, hal. Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulduğunda o denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar.

Doğrulu : Bir doğru boyunca olan, müstakim.

Denetlemek : Bir işin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek, murakabe etmek, teftiş etmek, kontrol etmek.

Kontrol : Denetleme. Bir şeyin gerçeğe ve aslına uygunluğuna bakma. Yoklama, arama. Denetçi, kontrolör.

İşlem : Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele.

Mizan : Tartı, ölçü aleti. Sağlama. Ölçü. Bir tüccarın, ticari durumunu, işinin genel sonucunu gösteren, belirli zamanlarda yaptığı hesap özeti. Terazi.

 

Sağlama almak : güvenilir bir durumda olmasını sağlamak. İlgili cümle: "“Oyuna gelenlerin işi sağlama almaları dudaklarımdaki gülüşü kurutuverdi.”" N. Hikmet.

Sağlama bölümü : Kitaplığa gereç sağlayıp, dermenin gelişmesinden sorumlu olan bölüm.

Sağlama damgası : Sağlamayla ilgili bilgilerin yazılabilmesi olanağını veren ve genellikle içkapağın arka yüzüne basılan lastik damga.

Sağlama defteri : Devletin gelir ve giderlerini toplu bir halde gösteren defter.

Sağlama dizisi : Dermeyi, kitaplığa geliş sırasıyle belirten liste. bk. demirbaş defteri. Herhangi bir dönemde sağlanan yapıtları içeren liste.

Sağlama günü : Herhangi bir gerecin kitaplığa geliş günü.

Sağlama : Bir kütüğün tutanak tanısına ya da herhangi bir anahtara (1), bunların yanlış kullanımından doğacak bilgi işlem yanılgılarını önlemek üzere, sağlama amacıyla eklenen artık sayı. bk. artıklık. Bir kitaplık gerecinin sağlama sırasını gösteren sayı.

Sağlama sırası : Kitaplık gerecinin kitaplığa geliş sırasına göre raflarda yer alması.

Sağlama ile ilgili Cümleler

  • Bugün okul günü. Geç kalmamayı sağlama alsam iyi olur.
  • Onlar teröristlere silah sağlamakla suçlandılar.
  • Gazetelerimizin geri dönüşümünü sağlamaya başladık.
  • Onun konuşması duygularıyla uyum sağlamadı.
  • Bir koltuğu sağlama almak için yapman gereken bütün şey sırada beklemektir.
  • Ali kendi geçimini sağlamak zorunda kalmadı hiç.
  • Bir aptala öğretmeye çalışmak ölü bir adam için tıbbi tedavi sağlamak gibidir.

Diğer dillerde Sağlama anlamı nedir?

İngilizce'de Sağlama ne demek? : n. providing, provision, supply, accommodation, proof, enlistment, obtainment, procuration, procuring

Fransızca'da Sağlama : obtention [la], fourniture [la], preuve [la]

Almanca'da Sağlama : n. Anschaffung, Beibringung, Belieferung, Beschaffung, Besorgung, Versorgung, Zufuhr

Rusça'da Sağlama : n. обеспечение (N), снабжение (N), поставка (F), предоставление (N), создание (N), доказательство (N), проверка (F)