Lineny türkçesi Lineny nedir
- Keten gibi.
- Ketene benzeyen.
- Ketenimsi.
Lineny ingilizcede ne demek, Lineny nerede nasıl kullanılır?
Linen closet : Çamaşır dolabı.
Linen draper : Dokuma eşyası tüccarı (british). Manifaturacı. Keten kumaş ticareti yapan kimse.
Linen suture : Keten iplik. Düğümü iyi tutan, manipülasyonu kolay, iyi ankiste olan ketenden yapılmış dikiş materyali.
Bed linen : Yatak çarşafı. Çarşaf ve yastık kılıfı. Yatak örtüleri çarşaf ve yastık kılıfı. Yatak çarşafı ve kılıfları. Yatağı örtmeye yarayan malzemeler (örtü, çarşaf, kılıf vs).
Cotton linen : Pamuklu keten. Yarı keten.
Bedlinen : Yatak çarşafı ve kılıfları. Nevresim takımı. Yatak örtüleri çarşaf ve yastık kılıfı. Yatağı örtmeye yarayan malzemeler (örtü, çarşaf, kılıf vs).
Brevibacterium linens : Brevibacterium linens. Bazı peynirlerde aroma oluşturan bakteri türü.
Pure linen : Has keten. Saf keten.
I want something in linen : Keten bir şey arıyorum.
Table linen : Masa örtüsü ve peçeteler. Bezden yapılmış sofra örtüleri ve peçeteler. Sofra örtüsü.
İngilizce Lineny Türkçe anlamı, Lineny eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Lineny ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Chorus : Koro topluluğu. Nakarat. Koro. Toplu olarak melodili ya da ritimli sözleri söyleyen topluluk. yunancada önce dans edilen yere, sonra da şarkılı dansa ve bir de bunu yapanlara verilen ad. antik tragedyada birbirlerine benzeyen ezgilerde seslerini birbirine uyumlayan ve dramatik olayın kahramanı karşısında onu gözleyen, yorumlayan, değerlendiren, kimi kez de olaya karışan topluluk. koronun bölümleri: parodos (giriş ezgisi-kommos) (yakınma ezgisi-hareketlerle) stasiman (olanları saptama ezgisi) - exodas (çıkış çizgisi). ortaçağda dinsel yapıtlarda ayrı ayrı bölümler arasında anlatım (epik) biçimde korolar vardır. elizabeth tiyatrosunda ya da shakespeare'de koro adlı tek bir oyuncu, çok kez soytarı rolünde. klasik yapıtlarda koro, antik yapıtların etkisi altında yeniden kullanılmıştır. örnek: schiller: "braut von messina" (-messina'lı gelin). Şarkının koro bölümü. Koro (efekti). Oyundaki şarkıcı ve dans grubu. Gitar, tiyatro alanlarında kullanılır. Topluca söylemek. Ezgili ya da esgisiz ve tartımlı sözleri uyumlu bir biçimde birlikte söyleyen topluluk. antik yunan tiyatrosunda önce dans edilen yere sonra da ezgili dansa ve bir de bunu yapanlara verilen ad.
Possible : Akla uygun. Mümkün. Olurlu. İmkan dahilinde. Muhtemel. Olası. Makul. Olanaklı. Akla yatkın. Olur.
Lineup : Program. Konser vb gibi bir etkinlikte sanatçıların sahne alma sırası. Sıra. Gerçek suçluyu teşhis etmek icin (karakolda polis tarafindan) şüphelilerin sıraya dizilmesi. Zanlı teşhis odası. Belirli bir amaç için bir araya gelmiş olan insanlar veya gruplar sayısı. Bir sıraya dizilmiş insanlar grubu (örn.: kontrol etmek veya kimliği saptamak için). Saf. Teşhis amacıyla yüzleştirme veya muvacehe. Satıryukarı.
Diagonal : Köşegen. Bir çokgende ardışık olmayan iki köşeyi birleştiren çizgi. Fizik, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çapraz. Yay esnemesi uzaması. Köşeleme. Almaçların görüntülük boyunu belirtmekte temel alınan öğe. Köşegenel. Diyagonal. Köşegen, köşe birleştirici.
Promising : Umut verici. Geleceği parlak. Ümit veren. Söz verme. Umut veren. Yetenekli. Ümit verici. Gelecek için bir şeyler vadeden. Gelecek vaat eden. Gelecek vaadeden.
Row : Sandal gezisi. Münakaşa etmek. Patırtı. Şamata. Kürekle yürütmek. Yansıra. Sözlü olarak kavga etmek. Bir dizeyi oluşturan yatay öğe dizilerinden her biri. Sıra. Kürekle donatmak.
Likelihood : Olası olma. En çok olabilirlik. İhtimal. Olasılık. Olabilirlik. Benzerlik.
Probable : Varit. Muhtemel. Olasılı. Olması muhtemel. Mümkün. Olası muhtemel. Akla yatkın. Olası. Olması umulan, olasılık kuramında olasılığı sıfırdan büyük olan.
Formation : Buzsul büyültmede oluşan temel yapının belirlediği biçime girme. Düzenleme. Oluşturma. Teşkil. Gökcisimlerinin, canlıların doğup, biçimlenme süreci. Oluşuk. Düzen. Tertip. Bir kayaç katman (litostratigrafi) birimi; belli bir ya da birkaç kayaç cinsinin egemen olması ya da yapılışında göze çarpan özelliğiyle, altından ve üstünden ayırt edilebilen oluşum. Türetme.
Linemen : Hat işçisi. Hat bekçisi. Görevi demiryolu raylarını denetlemek olan işçi. Hatçı. Yan hakem. Hat bakımcısı. Çizgi hakemi. Telefon ve elektrik taşıyan hatları döşemek ve onarmakla görevli kişi. Hat teknisyeni. Yan hakemi.
Lineny synonyms : rivet line, rank, liable, apt, chorus line, likeliness.
Lineny zıt anlamlı kelimeler, Lineny kelime anlamı
Impossible : Katlanılmaz. Mümkün olmayan. Olamaz. İmkansız. Kabil olmayan. Çekilmez. Dayanılmaz. Güç. Olmaz. Olanaksız.
Unlikelihood : Beklenmezlik. Olasısızlık. Belirsizlik. Olası olmama. Kararsızlık. İhtimalsizlik. Şüphelilik.
Unlikeliness : Olasısızlık. Şüphelilik. Belirsizlik. İhtimalsizlik. Olası olmama. Kararsızlık.
Lineny antonyms : unalert, unlikely, unanimated, tired, spiritless, dull, lethargic.

Bu kısımda Lineny kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Lineny ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Lineny anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Lineny ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.