Lip türkçesi Lip nedir

  • Dudak.
  • Ağız düzlüğü (cam).
  • Leb.
  • Conta.
  • Küstahlık.
  • Ağız.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Öpmek.
  • Yüzsüzlük.
  • Kenar.
  • .
  • Birçok hayvanlarda ağız açıklığını çevreleyen ve genel olarak iki parça olan etli yapı.

Lip ile ilgili cümleler

English: "Just close your eyes," whispered Ali, and when Mary closed her eyes, he kissed her softly on the lips.
Turkish: Ali "Sadece gözlerini kapat." diye fısıldadı ve Mary gözlerini kapatınca, onun dudaklarını hafifçe öptü.

English: I had to bite my lip to prevent myself from laughing.
Turkish: Gülmemek için dudağımı ısırmak zorunda kaldım.

English: The bottom lip is bigger than the top lip.
Turkish: Alt dudak, üst dudaktan daha büyüktür.

English: A mustache grows on the upper lip.
Turkish: Bıyık üst dudakta çıkar.

English: "Where did he kiss you?" "On my lips."
Turkish: "Seni nerenden öptü?" "Dudaklarımdan."

Lip ingilizcede ne demek, Lip nerede nasıl kullanılır?

Lip microphone : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Dudak mikrofonu. Genellikle çok kalabalık ve gürültülü yerlerde (örneğin spor karşılaşmalarında), konuşucunun sesinin öbür sesleri bastırması gerektiğinde kullanılan, konuşan kimsenin dudaklarına en yakın ve dudaklara dönük olarak yerleştirilen sestoplar çeşidi. Dudak sestopları.

 

Lip read : Dudak okumak.

Lip reading : Dudak hareketle. Dudak okuma. Dudaktan okuma. Rini okumak. İşitme duyusundan yoksun bir kimsenin konuşan bir insanın söylediklerini onun dudak hareketlerini izleyerek anlaması.

Lip ribbon microphone : Genellikle çok kalabalık ve gürültülü yerlerde (örneğin spor karşılaşmalarında), konuşucunun sesinin öbür sesleri bastırması gerektiğinde kullanılan, konuşan kimsenin dudaklarına en yakın ve dudaklara dönük olarak yerleştirilen sestoplar çeşidi. Dudak sestopları. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Lip service : Sözlü uzlaşı. Yapmacıklık. Sözde bağlılık. Göstermelik. Oral seks. İki yüzlülük. Sahte bağlılık. Riyakarlık. Yapmacık saygı.

Upper lip : Üst dudak. Dış ağzın üst kısmı. Üstteki dudak. Üst taraftaki dudak.

Bottom lip : Dudak büzme.

Lip ulcer : Dudak ülseri. Eozinofilik ülser.

Give lip service : Samimi olmayan bağlılık ve iyi niyet ifade etmek. Sadece sözde desteklemek.

Hare lip : Tavşan dudağı.

İngilizce Lip Türkçe anlamı, Lip eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lip ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Labial : Dudak ünsüzü. Dudaksı. Dudağımsı. Dudak (ile ilgili). Dudaklara ait. Her iki dudağın birbirine veya alt dudağın üst dişlere dokunması ile boğumlanan patlayıcı b, p; sızıcı v, f, m ünsüzleri. bunlardan b, p, m çift-dudak; v,f diş-dudak ünsüzleri adını alır: başak, bilet, pamuk, pancar, mantar, minik, varlık, verim, fısıltı, filim gibi. Labiyal. Dudaklarla ilgili.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

 

Gaskin : Atın arka ayak kısmının bir parçası. Hortum. Mühür.

Gusset : Verev takılan kumaş parçası. Payanda. Peş kumaş. Destek. Peş eklemek. Ek parça (kumaş). Ek. Guse. Parça.

Gussets : Peş (kumaş). Peş. Köşelik. Destek. Payanda. Peş kumaş. Ek parça (kumaş). Köşebent. Guse.

Gland : Organizmada kullanılmak ya da dışarı çıkarılmak üzere salgı yapan özelleşmiş bir hücre (tek hücreli bez) ya da özelleşmiş hücreler topluluğu (çok hücreli bez). salgılarını bir kanalla boşaltan (dış salgı bezleri: ekzokrin bezler) ya da doğrudan kana veren (iç salgı bezleri: endokrin bezler), salgılarını tek kanalla boşaltan basit bezler (basit tüp, dallı tüp, bükülmüş tüp, asinar bezler), birden fazla kanalla boşaltan bileşik bezler (bileşik rübüler, bileşik asinar, bileşik tübüloasinar bezler), salgılarını sitoplazma kaybı olmadan salgılayan (merokrin), az kayıpla salgılayan (apokrin) ya da hücrenin de tahrip olmasıyla salgılayan (holokrin) tipleri, yoğun salgılı (mükoz) ya da daha sıvı salgılı (seröz) bezler gibi gruplandırılan çeşitli özellikteki hücreler topluluğu. Gudde. Salmastra glendi. Et bezi. Salmastra kapağı. Salmastra bileziği. Rakor. Salmastra kovanı.

Bussed : Otobüsle taşınan. Otobüsle taşınmış.

Comeback : Eski formunu bulma. Geri gelmek. Dönüş. Yeniden ortaya çıkma. Eski gücüne kavuşma. Çabuk yanıtlama. Geri dönüş. Hazırcevap. Eski gücüne ulaşma. Akıllıca ve çabuk yanıtlama.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

Extreme : Sınır. Mutlak. Uçdeğer. Kesin. Çıkmaz. En uç. Ölçüsüz. Şiddetli. Ölçüsüzlük. Son derece.

Lip synonyms : vena labialis, external body part, labial vein, overlip, labial artery, arteria labialis, underlip, fringe, cheekiness, gusseting, abacus bodies, chops, crust, seal, blank off, osculating, brashness, barbing, kiss, ending, smooches, kisses, riposte, smooch, closing, stuffing, busses, beak, seal ring, abductor muscle, aardvarks, aardvark, retort.

Lip zıt anlamlı kelimeler, Lip kelime anlamı

Unformed : Biçimlenmemiş. Şekilsiz. Oluşmamış. Şekillenmemiş. Biçimsiz. Biçimlendirilmemiş. Yaratılmamış. Gelişmemiş.

Lip ingilizce tanımı, definition of Lip

Lip kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To clip. To touch with the lips. To put the lips to. One of the two fleshy folds which surround the orifice of the mouth in man and many other animals. In man the lips are organs of speech essential to certain articulations. Hence, by a figure they denote the mouth, or all the organs of speech, and sometimes speech itself. To trim. Hence, to kiss.