Lobbyists türkçesi Lobbyists nedir

Lobbyists ingilizcede ne demek, Lobbyists nerede nasıl kullanılır?

Lobbyist : Lobici.

Lobbyism : Lobicilik. Kamu görevlilerini belli davayı desteklemeleri veya belli bir harekette bulunmaları için ikna etmeye çalışma.

Lobbying : Kulis faaliyetleri. Kulis çalışması. Lobi çalışması. Lobicilik. Lobi oluşturma.

Entrance lobby : Giriş katı. Giriş holü.

Inflation lobby : Enflasyon lobisi. Enflasyon isteminde bulunan grup. krş. enflasyon istemi.

Lobbyers : Lobici. Lobi faaliyetleri yürüten kimse. Kamu görevlilerini belli davayı desteklemeleri veya belli bir harekette bulunmaları için ikna etmeye çalışan kimse.

Lobby : Görüşme yapmak. Sinemalarda salondan önce yer alan, genellikle gişelerin, tanıtıların bulunduğu genişçe bölüm. Oylarını kazanmak amacıyla senatörlerle görüşmek. Gezinek. Toplumu ilgilendiren konularda değişiklik yapmak için faaliyette bulunmak. Lobi. Girişlik. Kulis yapmak. Lobi faaliyeti yürütmek. Lobicilik yapmak.

The jewish lobby : Diğerlerini etkilemeye çalışan insanlar grubu. Yahudi lobisi.

Lobbyer : Lobi faaliyetleri yürüten kimse. Kamu görevlilerini belli davayı desteklemeleri veya belli bir harekette bulunmaları için ikna etmeye çalışan kimse. Lobici.

İngilizce Lobbyists Türkçe anlamı, Lobbyists eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Lobbyists ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Inducer : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Başlatıcı. Teşvik eden kimse veya şey. Tahrik eden. Uyarıcı. Etkileyen. İndükleyici. Düzenleyici proteine bağlanarak gen kaydını başlatan küçük molekül. özel bir enzimin sentezine sebep olan herhangi bir bileşik; özel bir genin ifadesine sebep olan herhangi fiziksel veya kimyasal uyarıcı. embriyoda hücreler tararından meydana getirilen ve komşu hücre ve dokuları etkileyen herhangi bir madde. Endükleyici. Çevresel uyaranlara cevap olarak hücre veya organizmanın enzim veya enzim dizisi üretimini artıran bir molekül. indükleyici, bazen bir enzimin substratı, hormon gibi bazı moleküller olabilir.

Practice : Egzersiz. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir ilkeyi ya da, bir kuramı gerçekleştirme işi. öğrencilerin kuramsal olarak öğrendikleri ilke ve yasaların derslik içinde ya da dışında doğrulanması için yapılan çalışmalar. öğretmen adaylarının çevrelerindeki okullara giderek türlü öğretim yöntem ve tekniklerini belli bir programa göre kullanmaları. İş içinde ya da uygulamada eylemli olarak edinilen deneyim, bilgi ve beceri. İdman. Yapmak. Dolap çevirmek. Uygulamak. Alışkanlık haline getirmek.

Persuader : Caydırıcı. İkna edici kimse. İkna edici tip. Tabanca. İkna edici. İnandırıcı kimse.

Lobbyer : Lobi faaliyetleri yürüten kimse. Kamu görevlilerini belli davayı desteklemeleri veya belli bir harekette bulunmaları için ikna etmeye çalışan kimse.

Pattern : Bir bölümün özdeş görünümlü bir parçası, bir birimi olan bir işleme, bir şekil ya da resim. Patron (elbise). Modele göre yapmak. Bir ilke ya da baskın öğe çevresinde örgütlenmiş işlevsel bütünlük ya da ortak bir tanımı bulunan çerçeve, bk. biçe, örnekçe, örüntü. Kalıp. -e uydurmak. Göstermelik. Model. Gidişat. Eşantiyon.

 

Lobbyers : Lobi faaliyetleri yürüten kimse. Kamu görevlilerini belli davayı desteklemeleri veya belli bir harekette bulunmaları için ikna etmeye çalışan kimse.

Lobbyists synonyms : lobbyist.