Locals türkçesi Locals nedir

  • Yerel halk.
  • Yöre sakini.
  • Yöre halkı.
  • Sakin.
  • Bölge halkı.

Locals ile ilgili cümleler

English: None of us are locals.
Turkish: Hiçbirimiz yerel halk değiliz.

English: The locals call this river the man-eating river and fear it.
Turkish: Yerliler bu nehre adam yiyen nehir diyorlar ve ondan korkuyorlar.

Locals ingilizcede ne demek, Locals nerede nasıl kullanılır?

Nonlocals : Yerel olmayan. Bölgesel olmayan. Aynı mahalleden olmayan.

Local address : Yerel adres.

Local administration : Mahalli idare. Yerel yönetim. Yerel yönetimler. Mahalli idareler.

Local amyloidosis : Yerel amiloidozis. Bir organ veya dokuda sınırlı bir alanda amiloid maddesinin hücre dışı birikimi. kedilerde şeker hastalığında pankreasın langerhans adacıklarında, medullar tiroit adenokarsinomu ve feokromositom gibi tümörlerde görülür.

Local anaesthetic : Lokal anestezik. Lokal anestezide kullanılan ilaç. Lokal anestezi. Lokal anestetik.

Local area network : Bölgesel alan şebekesi. Yerel alan ağı. Bölgesel ağ. Yerel ağ. Yerel alan agi. Kısmi alan şebekesi. Yerel iletişim ağı. Yerel ağlar.

Local attached : Yerel bağlı.

Local asymptotic normality : Yerel yanaşık normallik.

Local average : Yerel ortalama.

Local assessment : Mahalli takdir biçme. Bir kentsel bayındırlık tasarısının çevresindeki taşınmazların iyelerinden, iyileştirme giderlerini karşılamak amacıyla, taşınmazlarının diğerleri üzerinden alınan vergilere verilen genel ad. Yerel vergi. Belediyece saptanan vergi matrahı.

 

İngilizce Locals Türkçe anlamı, Locals eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Locals ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Citizens : Uyruk. Yurttaş. Vatandaş. Hemşehri. İkamet eden kimse. Raiyyet. Vatandaşlar. Sivil kimse.

Canniest : Kurnaz. Becerikli. Akıllı. Cazip. Uyanık. Açıkgöz. İdareli. Tedbirli. Tutumlu.

Ataraxic : Kaygısız. Sükunetli. Huzurlu. Gevşemiş.

Arcadia : New york eyaletinde yerleşim yeri. Pastoral. Sade. Kırsal cennet. Mora yarımadasındaki dağlık bölge. Louisiana eyaletinde yerleşim yeri. Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. Kaliforniya eyaletinde şehir. Basit.

Arcadias : Kırsal cennet. Louisiana eyaletinde yerleşim yeri. Pastoral. Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. Sade. Basit. New york eyaletinde yerleşim yeri. Kaliforniya eyaletinde şehir. Oklahoma eyaletinde şehir.

Unearth : Ortaya çıkarmak. Gün ışığına çıkarmak. Deliğinden çıkarmak. Topraktan çıkarmak. Gün yüzüne çıkarmak. Keşfetmek. Meydana çıkarmak. Kazıp çıkarmak. Toprağı kazıp çıkarmak.

Balmiest : Rayihalı. (hava) yumuşak. Dinlendirici. Hoş kokulu. Kaçık. Şeker gibi. Çatlak (argo terim). Sıcacık ve hoş. Ilık.

Pinpoint : İğne ucu. Ufacık nokta. Gerçek nedenini bulmak ya da tanımlamak. Tam yerini saptamak. Yerini tam olarak belirlemek. Harita üzerinde iğne saplayarak yerini göstermek. Belirlemek. Kesin olarak yerini belirtmek. Nokta atışı yapmak. Nokta.

 

Cannier : Becerikli. Uyanık. Tedbirli. Hoş. Hünerli. Kurnaz. Akıllı. Dikkatli. Cazip.

Balmy : Şeker gibi. Sıcacık ve hoş (rüzgar vb.). Huzur veren. Hoş kokulu. Yumuşak ve ılık (hava). Sıcacık ve hoş. Kaçık. Ilık. Dinlendirici.

Locals synonyms : regain, canny, cannie, calm, dig up, nail, calmer, citizen, airless, calmest, turn up, find, excavate, balmier, area resident.

Locals zıt anlamlı kelimeler, Locals kelime anlamı

National : Milli. Yurttaş. Vatandaş. Uyruk. Nasyonel. Ulusal. Bir ulusa ait veya ona özgü olan.

Lose : Mahrum etmek. Kazanamamak. Şaşırmak. Kaybetmek. Kaçırmak. Zayi etmek. Heba etmek. Kaybolmak. Mağlup olmak. Geri kalmak.