Look over türkçesi Look over nedir

Look over ile ilgili cümleler

English: He didn't even look over the papers.
Turkish: Gazetelere bakmadı bile.

English: I thought you might want to look over these documents.
Turkish: Bu evraklara göz gezdirmeni isteyebileceğini düşündüm.

English: Did you have time to look over the report?
Turkish: Raporu gözden geçirmek için vaktiniz var mıydı?

English: Could you look over this document for spelling mistakes?
Turkish: Yazım hataları için bu belgeyi gözden geçirir misiniz?

English: Hey, look over there.
Turkish: Hey, oraya bak.

Look over ingilizcede ne demek, Look over nerede nasıl kullanılır?

Look : Görünüş. Görünmek (güzel veya hasta vb). Görmek. Ummak. Görünmek. Aramak. İyileşmek. Bakış. Bakmak. Göstermek.

Over : Aşkın. Fazladan. Üzerine. Fazla. Üstüne. Devirmek. Bitmiş. Yukarıda. Sona ermiş. Üzerinden.

Look about : Etrafına bakmak. Bakınmak. Çevresine bakmak. Sağa sola bakmak. Etrafını gözlemek. Sağa sola bakınmak.

Look after : Kollamak. İle ilgilenmek. Mukayyet olmak. Göz kulak olmak. Gözetmek. Bakımını üstlenmek. Sahip çıkmak. İlgilenmek. Bakmak. İdare etmek.

Look ahead : Geleceği düşünmek. Geleceğe bakmak. Önüne bakmak. İlerisi için plan yapmak. İleriye bakmak.

 

Look ahead technique : Bir bilgisayarın ana işlem birimindeki bekleme sürelerini azaltmak üzere, bir komut uygulanmaktayken ana bellekte bunu izleyen komutlara erişip, bunları da, bu amaç için öngörülmüş özel bir yazmaca önceden getirme tekniği. Önceleme.

İngilizce Look over Türkçe anlamı, Look over eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Look over ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Analysed : Analiz etmek. Çözümlemek. Araştırmak. Tahlil etmek. Analiz edilmiş. Çözümlenen.

Fumble : Topu düşürmek (oyunda). El yordamıyla yürümek. El yordamıyle aramak. Elleri dolaşmak. Bozmak. Beceriksizce yapmak. Becerememe. El yordamıyla aramak. Beceriksizce atak.

Audited : Teftiş edilmiş. Denetlemek. Denetlenmiş. Kontrol etmek.

Examine : İmtihan etmek. İncelemede bulunmak. Sorguya çekmek. Sınamak. Muayene etmek. Eleştirmek. Sınav yapmak. Sorgulamak.

Gropes : El yordamıyla aramak veya ilerlemek. Sarkıntılık etmek (elle). El yordamıyla aramak. Elle taciz. Okşamak. Ellemek. El ile taciz. Elle aramak.

Clarified : Berraklaştırmak. Aydınlanmak. Aydınlığa kavuşturmak. Durulmak. Arıtmak. Aydınlanmış. Arınmak. Aydınlatılmış. Açıklamak. Belirginleşen.

Check over : Denetlemek. Çek etmek. Sınamak. Denemek amacıyla gözden geçirmek. Kontrol etmek. Tepeden tırnağa sağlık muayenesi yapmak. Check up yapmak.

Browse : Karıştırmak. Göz atmak. (kitap) gözden geçirmek. Yaprak yemek. Kitap karıştırmak. Atlamak. Gözden geçirmek (kitap). Otlanmak. Öylesine bakmak.

Canvassed : Propaganda yapmak. Görüşmek. Tartışmak. Anket yapmak. Soruşturmak. Kamuoyu yoklaması yapmak. Seçmenleri dolaşarak oy istemek. Reklam yapmak. Oy toplamak.

 

Canvasses : Brandayla örtmek. Görüşmek. Sipariş toplamak. Tuval. Kaputbezi. Seçmenleri dolaşarak oy istemek. Branda. Reklam yapmak. Tuvale yapılmış tablo. Branda bezi.

Look over synonyms : bolts, fumbles, check, bone up, assay, analyse, drains, cast an eye, bolt, con, check up on, groped, distill, fumble for, glances, contemplate, glancing, feel, assayed, conned, grope, dip into, check up, decants, leafing through, drain, fathom, glance over, rove, clarifying, flip through, roved, distills.