Look to türkçesi Look to nedir

Look to ile ilgili cümleler

English: These windows look to the south.
Turkish: Bu pencereler güneye bakıyor.

English: Ali doesn't look too busy to me.
Turkish: Ali bana çok meşgul görünmüyor.

English: Ali didn't look too pleased.
Turkish: Ali çok memnun görünmüyordu.

English: Parents look to the new generation as a generation that is far from reality and busy running after unrealistic dreams.
Turkish: Ebeveynler yeni nesile gerçeklikten uzak ve gerçekçi olmayan hayallerin peşinde koşturan bir nesil olarak olarak bakıyor.

English: We look to him for help.
Turkish: Yardım için ona güveniyoruz.

Look to ingilizcede ne demek, Look to nerede nasıl kullanılır?

Look : Göstermek. Ümit etmek. Görünmek (güzel veya hasta vb). Görünüş. Bakış. Bakmak. Görmek. Görünmek. Aramak. İyileşmek.

To : Kadar. İle. E doğru. Karşı. Göre. Kala. Oranla. Ya. İla. -e kadar.

Look about : Etrafını gözlemek. Sağa sola bakınmak. Sağa sola bakmak. Bakınmak. Etrafına bakmak. Çevresine bakmak.

Look after : Kollamak. Sahip çıkmak. Mukayyet olmak. İle ilgilenmek. Gözetmek. Bakımını üstlenmek. İdare etmek. Bakmak. İlgilenmek. Çocuk bakmak.

Look ahead : Geleceği düşünmek. İlerisi için plan yapmak. Geleceğe bakmak. İleriye bakmak. Önüne bakmak.

 

Look ahead technique : Bir bilgisayarın ana işlem birimindeki bekleme sürelerini azaltmak üzere, bir komut uygulanmaktayken ana bellekte bunu izleyen komutlara erişip, bunları da, bu amaç için öngörülmüş özel bir yazmaca önceden getirme tekniği. Önceleme.

İngilizce Look to Türkçe anlamı, Look to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Look to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Heeding : Kulak vermek. Aldırmak. Dinlemek. Önemsemek. Kulak asmak. Sakınmak. Önemsiyor olmak. Bakmak.

Give heed to : Kulak asmak. Dikkatli olmak.

Appeal : Temyiz. Çekmek. Yalvarma. İlgisini çekmek. Karşıtlama. Hoşuna gitmek. Çekicilik. Bir soruşturuda, soru çizinliğinin başına eklenmiş bir yazı ya da mektup aracılığıyla ya da bir görüşmede yapılan açış konuşmasıyla araştırmanın sunulması. Üst mahkemeye başvurmak.

Anticipate : Beklenti içinde olmak. Önceden görmek. Karşı oyuncunun yapacağı vuruşu önceden kestirip ona göre durum almak. Geleceği görmek. Sezmek. Beklemek. Önceden tahmin edip ona göre davranmak. Görmek. Tahmin etmek.

Applies : Müracaat etmek. Uygulamak. Yapıştırmak (bant). Kullanmak. İlgili olmak. Uygun olmak. Uygun düşmek. İlgisi olmak. Gitmek (birine).

Bargain for : Hazırlanmak. Hesaba katmak. Beklemek.

Beholding : Dikkatle bakma. Seyretme. Seyretmek. Görmek. Bakmak.

Have a high opinion of : Önemsemek. Değer vermek.

Care about : Hatrını saymak. Aldırmak. Önemsemek. Umursamak. İlgilenmek. Hatır saymak.

Beheld : Bakmak. Gözlemlemek. Seyretmek. Görmek. Dikkatle bakmak. Farkına varmak.

 

Look to synonyms : figure on, have something in prospect, consult, build, beware, attend to, calculate on, foresees, feature, believed, call on, bet on, expect of, be in hopes of, go on, be cautious, be contingent upon, call upon, count on, apply, accentuate, bewares, attach importance to, calculate, calculate upon, believe, approach, depend on, hoped, cares, accredit, beholds, cared.