Make a fuss türkçesi Make a fuss nedir

  • Yaygara koparmak.
  • Sorun çıkarmak.
  • Mesele çıkarmak.
  • Karışıklık çıkarmak.

Make a fuss ile ilgili cümleler

English: Don't make a fuss.
Turkish: Yaygara yapma.

English: I don't want Tom to make a fuss.
Turkish: Tom'un yaygara koparmasını istemiyorum.

English: I didn't want you to make a fuss.
Turkish: Senin yaygara koparmanı istemedim.

Make a fuss ingilizcede ne demek, Make a fuss nerede nasıl kullanılır?

Make : Yapı. Düdüklemek. Verim. Marka. Erişmek. Kazanç. Meydana getirmek. Zorlamak. Hazırlamak. Biçim.

A : Herhangi bir. Pek iyi. Amperin simgesi. En yüksek not. Bir. Argonun simgesi. İngiliz alfabesinin birinci harfi. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Atom ağırlığı. Miktar belirtir.

Fuss : Üzerine titremek. Titizlenmek. Özen göstermek. Yaygara. Ortalığı velveleye vermek. Gereksiz yere telaşlanmak. Yaygara koparmak. Telaşlandırmak. Telaş. Dertlenmek.

Make a fuss about : Mesele yapmak. Son derece endişelenmek. Aşırı kaygı duymak. Problem etmek. Sorun etmek.

Make a fuss of : Sorun çıkarmak. Kavga çıkarmak. Mesele çıkarmak. Yaygara koparmak. Olay çıkarmak. Karışıklık çıkarmak. Kavgaya yol açmak. Gerilim yaratmak. Sorun yaratmak.

Make a bid : Çaba harcamak. Teklif götürmek. Pey sürmek. Teklif geçmek.

Make a beeline for : Dosdoğru bir yere gitmek. -e hemen gitmek. Dosdoğru ve çabucak gitmek. Doğruca gitmek. Kestirmeden gitmek.

 

Make a bid for : Uğraş vermek. Çaba harcamak. Teşebbüste bulunmak. Elde etmeye çalışmak. Kazanmak için girişimde bulunmak. (bir şeyi) kazanmaya çalışmak. Kazanmaya çalışmak.

Make a fuss over : Aşırı kaygı duymak. Problem etmek. Sorun etmek. Son derece endişelenmek. Baş tacı etmek. Mesele yapmak. Üzerine titremek.

Make a bargain : Bir işi bağlamak. Anlaşmak (pazarlık). Anlaşmaya varmak. Anlaşmak. Mutabık kalmak.

İngilizce Make a fuss Türkçe anlamı, Make a fuss eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make a fuss ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Kick up the dust : Tozu dumana katmak. Yüksek sesle karşı çıkmak.

Raise cain : Olay çıkarmak. Ortalığı karıştırmak. Sorun yaramak. Kargaşa çıkarmak. Fitne sokmak. Kıyameti koparmak. Ortalığı birbirine katmak.

Clamored : Çığlık. Yaygara. Feryat etmek. Haykırma. Gürültü. Gürültü etmek. Bağırıp çağırmak. Feryat. Haykırmak.

Make trouble : Yolu yokuşa sürmek. Ortalığı karıştırmak. Parmak atmak. Bela çıkarmak. Yokuş yapmak. İşi yokuşa sürmek.

Pieing : Benekli hayvan. Turta. Basit iş. Pasta. Börek. Karışıklık. Gerçekleşmesi olanaksız düş. Torpil. Cennet.

Clamours : Bağırıp çağırmak. Feryat. Patırtı. Gürültü etmek. Haykırmak. Velvele. Feryat etmek. Çığlık. Yaygara.

Stir up trouble : Problem çıkarmak. Ortalığı karıştırmak. Olay çıkarmak. Problem yaratmak. Fesat karıştırmak.

Raised hell : Kıyameti koparmak.

Clamoring : Yaygara. Gürültü. Haykırma. Bağırıp çağırmak. Feryat etmek. Çığlık. Haykırmak. Feryat. Gürültü etmek.

 

Clamour : Bağırıp çağırmak. Yaygara. Feryat. Feryat etmek. Gürültü etmek. Patırtı. Haykırmak. Çığlık. Velvele.

Make a fuss synonyms : kick up, fussing, act up, rock the boat, make the fur fly, riot, cause a bedlam, cause trouble, pie, agitate, faff, make the feathers fly, rioted, cause a disturbance, sow discord, raise hell, create a disturbance, made a fuss, fuss, clamors, kick up a fuss, play up, clamor, clamouring, make an uproar, fusses, clamoured, kick up a row, make waves, make a fuss of, raise an issue.