Make do türkçesi Make do nedir

Make do ile ilgili cümleler

English: Until Jale gets back to work, we'll have to make do with Ken.
Turkish: Jale işe dönünceye kadar, Ken ile yetinmek zorunda kalacağız.

English: Can you make do with sandwiches for lunch?
Turkish: Öğle yemeği için sandviçlerle yetinir misin?

English: I don't like this model but I'll have to make do with it.
Turkish: Bu modeli sevmiyorum ama bununla yapmak zorunda kalacağım.

English: We have to make do with what we have.
Turkish: Elimizdekilerle yapmak zorunda olduğumuz şeyi yaptık.

English: The supermarkets are now closed, so we'll have to make do with what is left in the refrigerator.
Turkish: Süpermarketler şimdi kapalı, bu yüzden buzdolabında kalanlarla yetinmek zorunda kalacağız.

Make do ingilizcede ne demek, Make do nerede nasıl kullanılır?

Make : Yapmak. Kapatmak (devreyi). Olmak. Hazırlamak. Marka. Yaratmak. Erişmek. Kazanç. Düzeltmek. Düdüklemek.

Do : Büyük toplantı. Yetişmek. Düzenlemek. Etmek. Parti. Yetmek. Davranmak. Neden olmak. Yapmak. Rol üstlenmek.

Make do with : Yasak savmak. İle yetinmek. İle idare etmek.

Make dots : Nokta koymak.

Make tracks : Acele gitmek. Sıvışmak.

Make good : Tazmin etmek. Yerine getirmek.

 

İngilizce Make do Türkçe anlamı, Make do eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make do ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Disciplines : Yola getirmek. Terbiye etmek. Disiplin sağlamak. Cezalandırmak. Disipline sokmak.

Administrate : Yönetmek.

Cradled : Sakınmak. Beşikte sallamak. Özenle kucaklamak. Korumak. Beşik. Beşiğe yatırmak. Tırpan ile ot biçmek. Kızak gemi. Büyütmek.

Confine oneself to : Kanaat etmek.

Make shift : Bir yolunu bulmak. Elindekilerle yetinmek. Bir çaresini bulmak. Elde olanlarla yetinmek. Geçici tedbir. Eldeki imkanlarla idare etmek. Elindekiyle geçinip gitmek.

Bestride : Hükmetmek. Ayaklarını açıp oturmak. Her iki tarafında bulunmak. Her iki tarafında uzanmak. Üzerinden geçmek. Üzerine binmek. Ata biner gibi oturmak. Her iki yakasında olmak. Aşmak.

Adhibit : Koymak. Yapıştırmak. Ek. Almak.

Bestridden : Her iki tarafında bulunmak. Ata biner gibi oturmak. Her iki tarafında uzanmak. Aşmak. Her iki yakasında olmak. Üzerinden geçmek. Ayaklarını açıp oturmak. Hükmetmek. Bacaklarını ayırarak binmek.

Cultivate : Beslemek. Toprağı işlemek. İlerletmek. Kendini adamak. Geliştirmek. Gayret etmek. Kazanmaya çalışmak. İşlemek. Ekmek. Tarlayı sürmek.

Bred : Çoğalmak. Doğurmak. Beslemek. Çiftleşmek. Yavrulamak. Üretmek.

Make do synonyms : bestrode, boss, bestrides, settles, coached, be enough, administer, civilising, administered, cradle, administrates, breed, content oneself with, administers, settle, do with, content oneself, bring up, disciplining, cultivating, be contented with, cultivates, be sufficient, coaches, discipline, civilise, administrated, coach, administrating, bestriding.