Masking türkçesi Masking nedir

Masking ile ilgili cümleler

English: Ali handed Mary the roll of masking tape.
Turkish: Ali maskeleme bandı rulosunu Mary'ye uzattı.

Masking ingilizcede ne demek, Masking nerede nasıl kullanılır?

Masking tape : Maskeleme bandı. Maskeleme şeridi.

Fault masking : Kusur maskeleme. Kusur maskelenmesi.

Maskings : Maskeleme. Örtme.

Unmasking : Gerçek yüzünü görmek. Maskesini çıkarmak. Maskesini düşürme. Maskesi düşmek. Maske sıyırma. Foyasını çıkarmak.

Maskil : (ibranice) haskalah hareketinin destekçisi. 18 ve 19'uncu yüzyıllar esnasında yahudi cemaati içinde laik bilginin öğretilmesi gerektiğini savunan kişi.

Mask bit : Maske biti.

Shadow mask tube : Eleği bulunan renkli televizyon almacı. Maskeli tüp. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Maskeli resim tüpü. Elekli ışıtaç.

Focus mask tube : Renkli televizyon almacında kullanılan bir ışıtaç çeşidi. Lawrence ışıtacı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Mask of pregnancy : Gebelik maskesi. Gebelik lekesi.

Mask of women : Kadınlarla alay etmek, onları küçük düşürmek için erkeklerin taktıkları maskeler. Kadın maskesi.

İngilizce Masking Türkçe anlamı, Masking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Masking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Cached : Gizli bir yere saklamak. Önbellekte.

Bosomed : Göğüs. Kucak. Döş. Saklamak. Orta. Balkon. Göğüslü. Bağır. Kucaklamak.

Covering : Kapama. Kabuk. Batma. Deniz yüzünün yükselmesi ya da oluşum deyimleriyle, kıyıların ve karaların su altına girmesi. Perde. Sığınak. Kaplama. Koruma.

Belies : Ters düşmek. Gerçek olduğunu gizlemek. Yalanlamak. Yalancı çıkarmak. Yanıltmak. Örtmek (sahte bir şey gerçek bir şeyi). Çelişmek.

Draw a veil over : Üstüne perde çekmek.

Encasing : Sandıklama. Kapama. Kapamak. Kabına koymak. Örtmek. Sandığa koymak. Sandığa koyma.

Dazzle : Gözlerini kamaştırmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Göz almak. Büyülemek. Bir optik dizgedeki yüzeylerden film üzerine yansıyarak resimdeki sertliği azaltan ya da resmin niteliğini bozan, istenmeyen ışık. tv. televizyon ışıtaçlarında, gerçekte etkilenmemesi gereken fosforlanmalı bölgelerin etkilenmesinden doğan ve bu bölgeye düşen ışık. Şaşırtmak. Kamaştırmak. Gözünü kamaştırmak. Göz kamaştırmak.

Belied : Yanıltmak. Ters düşmek. Örtmek (sahte bir şey gerçek bir şeyi). Yalancı çıkarmak. Çelişmek. Yalanlamak. Gerçek olduğunu gizlemek.

Cladding : Giydirme. Dışını kaplama. Koruyucu bir katmanla kaplama işlemi. Plakaj. Kılıf optik. Zarflama. Cephe kaplaması. Kılıf. Bir metal katmanı diğerine tutturma işlemi.

Envelopments : Çevreleme. Kuşatma hareketi. Sarma. Kuşatma.

Masking synonyms : masking piece, integere, camouflages, buries, veils, camouflage, cache, caches, embosoming, bosoming, screening, blot out, scenery, mask, scene, encasement, blanketing, jacketing, maskings, deblooping, concealing, bosoms, bosom, claddings, dazzles, veil, concealment, cover, masks, camouflaged, bottle up, blooping, screen.