Mediator türkçesi Mediator nedir

  • Aradüzelten.
  • Aracı.
  • Arabulucu.
  • Biyoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır.
  • Ara bulucu.
  • Uzlaştırıcı.
  • Reseptörle efektörü bağlayan sinir hücresi. metabolik bir yolu etkileyen herhangi bir enzim ya da hormon.
  • Mediyatör.
  • Hakem.
  • Arabulucuk yapan.

Mediator ile ilgili cümleler

English: Let's settle the matter without a mediator.
Turkish: Bir arabulucu olmadan meseleyi halledelim.

Mediator ingilizcede ne demek, Mediator nerede nasıl kullanılır?

Official mediator : Resmi arabulucu. Toplu sözleşme görüşmeleri sırasında herhangi bir uyuşmazlık çıkması durumunda, bu uyuşmazlığı gidermeye çalışmak amacıyla iş mahkemesi tarafından atanan ve yetkisi, saptanan uyuşmazlık konularını gidermekle sınırlı olan görevli.

Mediators : Aracı. Uzlaştırıcı. Arabulucu.

Mediatorship : Arabuluculuk. Aracılık.

Mediatory : Arabulucu. Uzlaştırıcı. Uzlaşma.

Cytogen mediators : Hücrelerde etkin biçimde depo edilen ve yangı sırasında salıverilen; aminler, lenfokinler, asidik lipitler ve prostaglandinler gibi kimyasal aracılar, sitojen aracılar. Hücresel aracılar. Sitojen aracılar.

Mediated : Ara bulmak. Araya girmek. Aracılık etmek. Vasıta olmak.

Intermediator : Müdahale eden. Aracı olan. Arabulucu. Aracı kimse. Ara bulan. Arabulucu kimse.

 

Neuromediator : Nöromediyatör. Sinaps veya kavşaklarda presinaptik uçtan salınan ve karşı taraftaki hücre veya nöroefektör yapının zarında bulunan almaçlara etkiyerek uyarının geçişini sağlayan maddelere verilen ad.

Mediate : Ara bulmak. Dolaylı ilgisi olan. Orta. Araya girmek. Aracı olmak. Arabuluculuk etmek. Aracılık etmek. Tavassut etmek. Vasıta olmak. Ara.

Mediately : Arada olarak. Dolaylı olarak.

İngilizce Mediator Türkçe anlamı, Mediator eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mediator ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In betweens : Ara resimler. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Orta. Ana resimler arasında yer alan ve ana durumlar arasında köprü işi gören resimler. ara resimler yardımıyla, iki ana resim arasında devinimin yavaş yavaş değişmesi gerçekleştirilir.

Arbiters : Belirleyici. Efendi. Tarafsız kişi. Uyuşmazlığı çözmekle görevli. Yargıcı. Söz sahibi.

Arbitral : Hakeme ait. Keyfi. Hakeme havale edilen.

Translator : Mütercim. Çevirici. Tercüman. Yazılı çeviri yapan kimse. Çevirici izlence. Çeviri yapan kimse. Bir dilde yazılmış bir yapıtı başka dile aktaran kişi. Çevirmen. Çeviren.

Arbitrator : İşçi ve işveren kurallarınca uzlaştırma kurallarına kandi haklarını savunmak amacıyla gönderilen yetkili kişiler. İşçi-işveren anlaşmazlıklarını çözümlemekle görevli tarafsız kişi. Her iki yanın uygun görmesi üzerine bir sorunu çözümlemek için seçilen ve düşüncelerine baş vurulan kişi. Yansız aracı. Yargıcı.

Intercessors : Şefaatçi. Başkası adına rica eden kimse. Meyancı.

Arbitrators : Yargıcı. Hakemler.

 

Make peace : Barıştırmak. Barışmak. Barış yapmak.

Interpreter : Yorumlayıcı. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Tercüman. Çevirteç. Çevirmen. Dilmaç. Mütercim. Yorumlamalı program. Veri kartlarına işlenmiş olan bilgilerin dökümlerini yazılı olarak veren elektriksel araç. Yorumcu.

Finder : Arayıcı. İstenilen yıldızı ırakgörür içine getirebilmek için büyük ırakgörürlere koşut olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük ırakgörür. Bulucu. Vizör. Bulucu teleskop. Bulan kimse. Bulan. Bakaç.

Mediator synonyms : harmoniser, broker agent, ref, arbitrageurs, broker, conciliatory, arbitrageur, mediatress, go between, agent, mediatory, adjudicator, arbiter, reconciler, irenics, arbitrager, mediatrix, diplomat, assuager, arbitragers, laudator, harmonizers, second hand, interceder, irenic, intermediate, gobetween, conciliators, peacemaker, conciliative, laudators, conciliator, advocator.

Mediator ingilizce tanımı, definition of Mediator

Mediator kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Hence, an intercessor. One who mediates. Especially, one who interposes between parties at variance for the purpose of reconciling them.