Mediate türkçesi Mediate nedir

  • Araya girmek.
  • Arabuluculuk etmek.
  • Aracı olmak.
  • Aracılık etmek.
  • Vasıta olmak.
  • Ara.
  • Tavassut etmek.
  • Orta.
  • Dolaylı ilgisi olan.
  • Ara bulmak.

Mediate ile ilgili cümleler

English: Interpreters mediate between different cultures.
Turkish: Çevirmenler farklı kültürler arasında aracılık ederler.

English: Additional details weren't immediately available.
Turkish: Fazladan detaylar hemen mevcut değil.

English: A problem immediately arose.
Turkish: Aniden bir sorun ortaya çıktı.

English: "Your work has been causing a lot of complaints from customers; I'm ordering you to leave immediately." "Oh, up yours! I didn't want to work here in the first place."
Turkish: "Çalışman müşterilerin birçok şikayetine neden oluyordu.; Buradan hemen ayrılmanı emrediyorum." "Defol git ha! Ben zaten burada çalışmak istemedim"

English: "Are you busy right now?" "One moment, I am coming immediately."
Turkish: "Şu anda meşgul müsün?" "Bir dakika, hemen geliyorum."

Mediate ingilizcede ne demek, Mediate nerede nasıl kullanılır?

Mediated : Aracılık etmek. Araya girmek. Vasıta olmak. Ara bulmak.

Mediately : Dolaylı olarak. Arada olarak.

Mediates : Arabuluculuk etmek. Vasıta olmak. Tavassut etmek. Aracı olmak. Orta. Ara bulmak. Dolaylı ilgisi olan. Ara. Aracılık etmek. Araya girmek.

 

Carrier mediated transport : İlaçların kendilerine özgül bir taşıyıcı molekül aracılığında zarlardan geçişini sağlayan etkin taşınma ve kolaylaştırılmış difüzyon olaylarına verilen ad. Taşıyıcı aracılı geçiş.

Cell mediated immunity : (tıp) t lenfositlerince (beyaz kan hücresi) aktive edilen (antikorlardan ziyade) hücresel bağışıklık. Cmı. Antijene özgül, duyarlı t lenfositlerinin ve makrofajların rol oynadığı bağışık yanıt. Hücreye bağımlı bağışıklık. Hücre aracılı bağışıklık. Hücresel bağışıklık.

Common indermediate : Birbirini takip eden iki reaksiyonda, birinci reaksiyonun ürünü, ikinci reaksiyonun substratı olan iki reaksiyon için ortak bir bileşik. Ortak ara ürün.

For immediate attention : Yakın ilgiye.

Coefficient of immediate liquidity : Para ve çekle veya kredi kartlarıyla kullanılabilen hesaplar, seyahat çekleri gibi anında paraya çevrilebilir ödeme kabiliyeti yüksek taşınır değerler toplamının kısa vadeli yükümlülüklere oranı. Mütedavil kıymetlerin derhal paraya çevrilme oranı. Birinci derecede likidite katsayısı.

Computer mediated communication : Bilgisayar ortamlı iletişim. Bilgisayar aracılı iletişim.

Neurally mediated syncope : Nöral aracılı baygınlık. Vazovagal baygınlık.

İngilizce Mediate Türkçe anlamı, Mediate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mediate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Interposing : Lafa karışmak. Araya koymak. Karşı çıkmak. İleri sürmek. Karşı koymak. İki şeyin arasına koymak. Arasına koymak. İtiraz etmek. Aracılık yapmak.

 

Avg : Orta değer. Average (ortalama). Ortalama. Ort.

Bosoms : Göğüs. Gizlemek. Kucaklamak. Saklamak. Koyun merkez. Elbisenin göğüs kısmı. Balkon. Bağır. Kucak.

Center : Sente. Merkezde toplamak. Punta. Merkez. Çevresinde dönüp dolaşmak. Orta alan oyuncusu. Göbek. Kubbe inşaat desteği. Ortalamak (merkezlemek).

Interfere : Müdahale etmek. Engellemek. Karışmak. Girişmek. Yoluna çıkmak. Burnunu sokmak. Parazit yapmak. Çatışmak. Dokunmak.

Compromises : Uzlaştırmak. Anlaşmak. Riske atmak. Gölge düşürmek. Uzlaşmak.

Reconciling : Barıştırmak. Bağdaştırmak. Uydurmak. Uzlaştırmak. Aralarını bulmak. Kiliseyi yeniden temizlemek. Uzlaşma.

Reconciles : Uzlaşmak. Uzlaştırmak. Bağdaştırmak. Razı etmek. Barıştırmak. Ahenkleştirmek. Aralarını bulmak. Uydurmak. Kiliseyi yeniden temizlemek.

Cessation : Sona erme. Kesilme. Duruş. Ara verme. Mola. İnkıta. Durdurulma. Fasıla. Durma.

Arbitrate : Hakeme gitmek. Hakeme başvurmak. Arabuluculuk yapmak. Hakem olarak karar vermek. Aracılık yapmak. Anlaşmazlığı çözümlemek. Tarafsız birinin kararına bağlayarak halletmek (meseleyi). Hakemlik yapmak (iki taraf arasında). Hakemlik etmek.

Mediate synonyms : talk terms, negociate, cut in, stand between, cessations, intervenes, centripetal, intercedes, interposes, reconcile, break in, troubleshoots, chisel in, chasms, interposed, mediates, come between, abscission, mediated, indirect, interpose, compromising, liaise, intercede, centre point, center point, intervene, bosomed, interceded, bosoming, discontinuances, settle a dispute, compromise.

Mediate zıt anlamlı kelimeler, Mediate kelime anlamı

Immediate : Hemen. En yakın olan. En yakın. Yakın. Derhal olan. Araçsız. Çabuk. Şu an ki. Acil. Acele.

Terminal : Dönem sonuna ait. Uçbirim. Taşıma dizgesinin çalışmasıyla, taşıtların durup yolcu ve yük indirip yüklemeleriyle ilgili her türlü kolaylıkların ve yapıların bulunduğu yer. Ölen. Sona ait, uçta bulunan, son, bitim. Sonda bulunan. Öldürücü. Tren garı. Bağlantı ucu. Bağlantı uçları.

Mediate antonyms : mediacy.

Mediate ingilizce tanımı, definition of Mediate

Mediate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Intermediate. To be in the middle, or between two. Interposed. Intervening. To bring about as a mediator, instrument, or means. Middle. To effect by mediation or interposition. To intervene. As, to mediate a peace. Being between the two extremes.