Mekan nedir, Mekan ne demek
Mekan; gök bilimi alanında kullanılan bir terimdir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.
Mekan ile ilgili Cümleler
- Mekan sorun değil.
- Bu senin mekanından uzak mı?
- Büyük Kanyon tanınmış bir turistik mekandır.
- Mekan, en az bir kere ziyaret edilmeye değer.
- Ali bizim mekanımızda kalabilir.
- Mekan tamamen terk edilmiş.
- Mekanik bir sorunumuz var.
- Burası korkutucu bir mekan.
- Kral muhteşem mekanıyla ünlüydü.
- Farklı bir mekana gidebilir miyiz?
- Buralarda yemek yiyebileceğimiz güzel mekan biliyor musunuz?
- Önceki kiracılar, mekanı darmadağın bırakmış.
- Mekanıma geri döndük ve sonra resimleri beraber boyamaya başladık.
Mekan hakkında bilgiler
Mekân veya Yer, çeşitli yaklaşımlarca farklı ele alınmakla beraber geniş bir çerçeve ile 'insanı çevreden belli bir ölçüde ayıran ve içinde eylemlerini sürdürmesine elverişli olan boşluk' ve 'sınırları gözlemci(ler) tarafından algılanabilen uzay parçası' olarak tanımlanabilir. Mekân mimarlık, peyzaj mimarlığı, iç mimarlık mesleklerinin konusunu oluşturmakta ve aynı zamanda bir mimari ürünün vazgeçilmez tek niteliği, bir mimari ürünü var eden temel koşuldur. Mekân var olmadan mimari bir eserin varlığından da söz etmek mümkün olmayacaktır. Canlı varlığın korunma içgüdüsünün onu ittiği yapıcılık temelde canlıyı çevreden ayırma işlemidir, yani bir yalıtmadır. Özel bir kavram olarak kullanıldığı anlamda yapı, canlıyı içine alan, onu evrensel boşluktan ayıran bir uzay parçasını belirtmektedir. Mimari eylemin ilk basamağı olarak insan kendisini güvende hissettiği sınırlı bir hacim yaratmıştır. Kavramakta güçlük çektiği evrensel boşluğu ve doğal çevrenin bir parçasını bir veya birkaç yönde sınırlandırmış, onu içe dönük, kendisine özel bir boşluk haline getirmiştir. Bir mekânı oluşturmak için onun mutlaka her yönden kesin engellerle sınırlanmış olması gerekmez. Bir mekânı bir hacimden ayıran en önemli fark da aslında bu noktada ortaya çıkmaktadır. Mekânı oluşturan sınırlama hareketi önleyici şekilde fiziksel olabileceği gibi yalnızca başka duyularla algılanabilecek biçimde, örneğin sadece zemindeki bir doku gibi görsel de olabilir. Önemli olan mekânın net veya net olmayan sınırlarının algılanabilir olmasıdır. Mekân algısı ele alınırken her ne kadar ilk başta görme duyusu kaynaklı algıya ağırlık verilse ve diğer duyumlama şekilleri ihmal edilse de algılama aslında tüm duyulardan farklı oranlarda etkilenir. Algılamanın çeşitli duyuların birleşiminden oluştuğu ve mekân algısının da tüm duyuların etkisi altında oluştuğu göz önünde bulundurmak gerekir.
Mekan ile ilgili Atasözü veya Deyim
mekan tutmak : bir yere yerleşmek.
Mekan anlamı, tanımı
Avrupa döviz kuru mekanizması : Avrupa Para Birimi (ECU) veya Avrupa Para Sistemine dahil olup da Avro alanı dışında kalan ülke paralarıyla Avro arasında oluşturulan ve merkezi kur etrafında dalgalanma marjının ± %15 olarak belirlendiği döviz kuru sistemi
Dalga mekaniği : Heisenberg belirsizlik ilkesi ve elektronun bir dalga hareketi olduğu temeline dayanan kuantum kuramının bir şekli. Dalga-tanecik ikiliği.Dalga mekaniği denklemlerinin matematiksel çözümlerine dalga fonksiyonları (Ψ) denir.
Gök mekaniği : Gökcisimlerinin devinmelerini ve devinme kanunlarını inceleyen gökbilim kolu.
Güvenlik mekanizması : Kumanda sisteminin doğrudan güvenlik işlemini yönlendiren birimi.
İstatiksel mekanik : Tanecik, molekül gibi mikrohallerin dinamik özellikleri ile bir bütünün termodinamik özellikleri arasında köprü kuran bilim.
İyon tuzağı mekanizması : Pasif difüzyona elverişli bir zarla birbirinden ayrılmış iki kompartımanda dağılan bir ilacın, herbir kompartıman içinde denge durumundaki konsantrasyonu, eğer pH farkı varsa daha fazla iyonize olmasına elverişli kompartımanda toplanması.
İzolasyon mekanizmaları : Bir türün farklı populasyonuna ait bireyler arasında gelişen ve çiftleşmelerini önleyen özellikler. Coğrafik izolâsyon, üreme izolâsyonu ve benzerleri gibi.
Kaçınma mekanizması : Kişinin tedirgin edici çatışma ve durumlardan kurtulmak ereğiyle, sürekli olarak düş kurması ya da çıldırılara ve sinircelere sığınması.
Mekan faydası : Gereksinimlerdeki şiddet farklılığı nedeniyle ürünün bir yerden başka bir yere taşınması yoluyla gerçekleştirilen üretim.
Mekan zarfı : Yer zarfı.
Mekancı : Mekân tutan kimse. Bir iş yerini işleten kimse.
Mekane : Antik Yunan tiyatrosunda skene'nin sol yanına konulan küçük, ilkel bir vinç; bu vinçle Tanrılar indirilip çıkarılırdı. bk. deus ex machine. Klasik Yunan tiyatrosunda vince benzeyen bir makinedir. Tanrı ve kahramanları havada göstermeye yarar. (bk. geranos.).
Mekanik anıklık : Bir kimsenin makineleri kullanma ya da mekanik süreci kavrama konusundaki gizilgücü.
Mekanik bitirme : Sürtünme temeline dayanan bitirme işlemlerinin genel adı.
Mekanik bozunum : Mekanik yollarla gerçekleştirilen bozunum işlemi.
Mekanik bozunum süreci : Metalleri istenilen biçime sokmak için uygulanan ve mekanik bozunum temeline dayanan süreç.
Mekanik davranım : Metallerin, gerilim uygulanması karşısında gösterdikleri tepkinin tümü.
Mekanik denetimli : Mekanik yoldan denetlenen herhangi bir aygıt, ya da araç.
Mekanik dizinleme : [Bakınız: kendiliğinden dizinleme].
Mekanik ekstraksiyon : Yem maddesindeki yağın, ısı ve mekanik basınç yardımıyla çıkarılması.
Mekanik hapsetme : Safsızlıkların büyüyen bir kristal içerisinde tutulması.
Mekanik hemolitik anemi : Mikroanjiyopatik hemolitik anemi.
Mekanik işleme : Metallere, istenilen özellik ve biçimi vermek için yapılan dövme, haddeleme, ve benzerleri mekanik işlemlerin tümü.
Mekanik işler sorumlusu : Sahnenin mekanik araçlarının bakımını ve onarımını yapan kişi.
Mekanik kayıp : Kuru ot üretiminde biçilen otların kurutulması, tırmık çekilmesi, balyalama, depoya taşıma ve hayvanlara yedirme sırasında oluşan yaprak ve benzerleri kısımların dökülmesiyle meydana gelen kayıp.
Mekanik kodlama : Bilgi-ulaşımı sağlamak amacıyla bir belgeden otomatik olarak anahtar sözcüklerin seçimi ve saptanması. 2-Dizin öğelerinin, sözcük tekrarı esasına dayanılarak makine ile saptanması.
Mekanik oluk seçme : Üzerinde, almacın izleyebileceği oluk sayısı kadar uç bulunan bir anahtarın döndürülmesiyle yapılan oluk seçimi. Elektronik oluk seçmenin karşıtı.
Mekanik özellikler : Metallerinin, mekanik davranımlarında gösterdikleri özellikler.
Mekanik özetçe : Bilgisayarlar yoluyla hazırlanan özetçe, (öz).
Mekanik parçalanma : Günlük sıcaklık ayrımlarının güçlü olduğu karasal iklimlerde, özellikle çöl ve dağlarda, yerli kayaçların, ısınıp soğuma, donma, çözülme olaylarının birbirini izlemeleri sonunda çatlayıp ufalanmaları.
Mekanik piloris tıkanıklığı : Şirden veya mide çıkışının kıl yumağı, naylon, sentetik elyaf ve paçavra gibi bağırsak taşı oluşturan yabancı maddeler, yavru zarları, taş, kum ve benzerleri küt yabancı cisimler, kaba yemler ve tümöral oluşumlar tarafından tıkanması.
Mekanik sarılık : Tıkanma sarılığı.
Mekanik sıkışmış aspur küspesi : Aspur tanesinin mekanik sıkma yöntemiyle yağı alındıktan sonra geriye kalan kalıntısının öğütülmesiyle elde edilen bir yan ürün.
Mekanik solunum güçlüğü : Solunum hareketlerinin mekaniksel olarak engellenmesi sonucu ortaya çıkan solunum güçlüğü.
Mekanik tarama : Taramanın mekanik düzenlerle yapılanı. Elektronik taramanın karşıtı.
Mekanik televizyon : Mekanik taramaya dayanan televizyon.
Mekanik vektör : Biyolojik vektörün aksine hastalığa neden olan organizmayı yalnızca mekanik olarak bulaştıran vektör.
Mekanik yemleme : Bir motor gücüyle hareket ettirilen, halkalı zincir veya helezon sistemi gibi götürücüler aracılığıyla yem deposundan yemi devamlı surette hayvanın önünden geçirmek suretiyle yapılan yemleme.
Mekanik yetenek : Bireyin el araçları ve makineler ile uğraşma, bunlara ilişkin sorunları çözme konusunda gösterdiği ya da geliştirdiği yetenek. Nesne ve araçlarla iş başarabilme yeteneği.
Mekanik yetenek ölçeri : Mekanik araçların ne işe yaradığı ve nasıl kullanılacağını anlamak ve öğrenmekte kişinin gösterdiği yeterliği ölçmeye yarayan araç.
Mekanik yıkım : Bir metal parçanın çatlama, kırılma, kopma gibi olaylar sonucu, mekanik olarak kullanılamaz bir duruma gelmesi olayı.
Mekanik zeka : Makineler, el araç ve gereçleri ile uğraşma ya da bunların kullanılmasıyle ilgili sorunları çözme gücü.
Mekanikleştirici : Mekanikleştiricilik kuramını benimseyen.
Mekanize oltalar : Otopar.
Mekanizma kuramı : Bütün canlı varlıkların etkinliklerinin; fizik ve mekanik kavramlarına göre açıklanıp yorumlanabileceğini savunan görüş.
Mekano foto kimya : Bazı ışığa duyarlı polimerlerin ışığa maruz bırakıldığında boyut değişimini inceleyen bilim dalı.
Mekanokimyasal etki : Foto elektrolitik jeller ve kristal yapıda polimerler gibi, bazı polimerlerin kimyasal çevrelerindeki değişiklige karşı boyut değişimi.
Mekanoreseptör : Temas, basınç, yer çekimi gibi mekanik uyartılara duyarlı özel duygu alıcı.
Mekanoterapi : Masaj ve aletlerle yapılan tedavi yöntemi.
Papilla mekanika : Sindirimde mekanik olarak etki yapan kabartılar.
Pollyanna mekanizması : Kişinin, sorunları olmasına karşın, her şeyin yolunda gittiği inancında olması.
Şirden geçişinin mekanik tıkanıklığı : Şirden çıkışının kıl yumağı, naylon, sentetik elyaf ve paçavra gibi bağırsak taşı oluşturan yabancı maddeler, yavru zarları, taş, kum ve benzerleri küt yabancı cisimler, kaba yemler ve tümöral oluşumlar tarafından tıkanması, abomazum geçişinin mekanik tıkanıklığı.
Tepkime mekanizması : Tepken veya tepkenlerden ürün oluşumu için hız yasası ile uyumlu olan mekanizma.
Yalnızlık mekanizması : (Freud) Kesin olarak tedirgin edici kişisel bir sorun ya da karmaşa ile bağlantı kurulmasına yol açan, bir söz ya da hareketten sonra tüm ve kısa bir hareketsizlik dönemine girmek.
Yanlış kopya tamiri mekanizması : DNA sentez işleminden sonra yanlış kopyalanıp kontrolde yakalanmayan, yani hata giderme mekanizmasına yakalanmayan hataların tamiri mekanizması.
Mekan akustiği : İçinde bulunulan yerin ses düzeninin uyumu.
Mekan grupları : Bir yeri dolduran ögeler.
Mekanik : Kuvvetlerin maddeler ve hareketler üzerine etkisini inceleyen fizik dalı. Denge ya da hareket kurallarıyla ilgili. Makine ile yapılan. Düşünmeden yapılan.
Mekanikçi : Mekanikçiliğe ilişkin veya mekanikçilikten yana olan görüş, kimse vb.
Mekanikçilik : Bütün fiziksel olayları, uzay ve uzayda yer değiştirmelerle açıklayan görüş, mekanizm, devimselcilik karşıtı. Canlı varlıkları, organik olayları, mekanik yasalara göre açıklayan öğreti, mekanizm.
Mekanikleştiricilik : Makine insan ikilemini model alan maddeci kuram.
Mekanizasyon : Mekanik düzeni sağlama.
Mekanize : Savaş ve taşıma gereçleriyle donatılmış (kıta veya birlik).
Mekanize birliği : Savaş ve ulaştırma araçlarıyla donatılmış birlik.
Mekanizm : Mekanikçilik.
Mekanizma : Belli bir sonuca ulaşmak için karmaşık bir biçimde düzenlenmiş organ veya parçalar birleşimi, sistem, düzenek. Organların işleyiş biçimi. Oluş, ortaya çıkış, işleyiş. Ateşli silahların işlemesini sağlayan mekanik bölüm.
Diğer dillerde Mekamilamin hidroklorür anlamı nedir?
İngilizce'de Mekamilamin hidroklorür ne demek ? : mecamylamine hydrochlorur

Bu kısımda Mekan nedir? Mekan ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Mekan tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Mekan hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.