Menace türkçesi Menace nedir

Menace ile ilgili cümleler

English: They felt menaced.
Turkish: Onlar tehdit hissetti.

English: Ali is a menace.
Turkish: Ali bir tehdit.

English: You're a menace.
Turkish: Sen bir tehditsin.

English: Three men menaced him with knives.
Turkish: Üç adam bıçaklarla onu tehdit etti.

Menace ingilizcede ne demek, Menace nerede nasıl kullanılır?

Active menace : Aktif tehdit. Etkin tehdit.

Passive menace : Pasif tehdit. Edilgen tehdit.

Physical menace : Fiziksel tehdit.

The phantom menace : Hayalet tehdidi. George lucas tarafından yönetilen 1999 yapımı bilim kurgu filmi. Yıldız savaşları serisinin dördüncü filmi.

Menaced : Gözdağı. Tehdit. Tehdit etmek. Gözdağı vermek. Haylaz çocuk. Tehlike. Korku. Çok yaramaz çocuk. Tehdit eden şey.

Menadion natrium bisulphite : Menadiyon-sodyum bisülfit. Menadiyona, sodyum bisülfit eklenmesiyle elde edilen, en az % 50 menadiyon içeren ve k vitamini etkisi olan bir ürün.

Menaces : Gözdağı vermek. Tehdit. Tehlike. Haylaz çocuk. Tehdit etmek. Korku. Gözdağı. Çok yaramaz çocuk. Tehdit eden şey.

Menadion natrium bisulphite complex : Menadiyon-sodyum bisülfit kompleksi. Menadiyona, sodyum bisülfit eklenmesiyle elde edilen, en az % 30 menadiyon içeren ve k vitamini etkisi olan bir ürün.

 

Menacing : Gözdağı vermek. Tehdit etme. Tehdit edici. Tehditkar. Tehdit etmek.

Menad : Baküs perisi. Kendinden geçmiş kadın.

İngilizce Menace Türkçe anlamı, Menace eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Menace ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Intimidates : Sindirmek. Posta koymak. Yıldırmak. Korkutmak. Gözünü korkutmak. Şiddetle ikaz etmek. Duman attırmak.

Gamines : Yaramaz çocuk. Güzel genç kız. Sokak çocuğu. Hayat dolu genç görünümlü kız.

Impend : Yakın olmak. Asılı olmak. Sarkmak. Tehdit oluşturmak.

Browbeat : (birisini) sindirmek. Ters bakışla korkutmak. Göz dağı vermek. Gözünü korkutmak. Kabadayılık etmek. Sert bakarak korkutmak. Yıldırmak. Zorlamak. Sert bakış ya da sözlerle gözünü korkutmak.

Lean on : Birine gereksinimi olmak. Güvenmek. Yaslanmak. Sıkıştırmak. Baskı yapmak. Dayandırmak. Dayanmak. Birine dayanmak.

Emergencies : Acil durum. Acil durumlar. Acil vaka.

Defiance : İtaatsizlik. Başkaldırma. Karşı koyma. Meydan okuma. Muhalefet. Nispet. Saygısızlık. İsyankarlık. Karşı çıkma.

Jeopardies : Risk. Riskler. Riziko.

Menace synonyms : yellow peril, menaced, manace, impended, browbeats, troublemaker, hellion, trial, constraint, coercions, apprehensions, endangerments, buffalos, duresse, menacing, bad boy, badass, affrighted, insecureness, blustering, awe, pest, buffaloing, impends, gravity, menaces, overhang, threat, creeps, bullying, duresses, alarm, scum of the earth.

Menace ingilizce tanımı, definition of Menace

Menace kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, to menace a country with war. To wear a threatening aspect. The show of an intention to inflict evil. To act in threatening manner. A threat or threatening. To threaten. Usually followed by with before the harm threatened. To express or show an intention to inflict, or to hold out a prospect of inflicting, evil or injury upon. Indication of a probable evil or catastrophe to come.