Menacing türkçesi Menacing nedir

  • Tehdit etme.
  • Tehditkar.
  • Tehdit edici.
  • Tehdit etmek.
  • Gözdağı vermek.

Menacing ingilizcede ne demek, Menacing nerede nasıl kullanılır?

Menacingly : Tehditkar bir şekilde. Tehdit eder bir şekilde. Tehlikeli bir şekilde.

Menaccanite : Menakanit.

Menace : Tehlike. Gözdağı vermek. Tehdit etmek. Gözdağı. Tehdit eden şey. Korku. Haylaz çocuk. Başbelası. Çok yaramaz çocuk. Tehdit.

Menaced : Tehdit eden şey. Tehdit etmek. Tehdit. Gözdağı vermek. Tehlike. Çok yaramaz çocuk. Gözdağı. Korku. Haylaz çocuk.

Menaces : Gözdağı vermek. Korku. Tehlike. Tehdit etmek. Tehdit. Tehdit eden şey. Çok yaramaz çocuk. Haylaz çocuk. Gözdağı.

Physical menace : Fiziksel tehdit.

Menad : Kendinden geçmiş kadın. Baküs perisi.

Menadion natrium bisulphite : Menadiyona, sodyum bisülfit eklenmesiyle elde edilen, en az % 50 menadiyon içeren ve k vitamini etkisi olan bir ürün. Menadiyon-sodyum bisülfit.

Menadiol sodium diphosphate : Suda çözünen, hem ağızdan hem de parenteral olarak kullanılan k vitamini türü. Menadiyol sodyum difosfat.

Active menace : Aktif tehdit. Etkin tehdit.

İngilizce Menacing Türkçe anlamı, Menacing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Menacing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sinistrous : Kötü. (arkaik) uğursuz. Sola eğimli. Solun. Sola ait. Fena. Uğursuz. Meşum.

 

Bulldozing : Buldozer ile temizlemek. Korkutmak. Yol düzleme. Buldozerle üzerinden geçmek.

Threatful : Dehşet verici. Korkutucu. Tehlikeli.

Blustering : Sert bir şekilde esme (blustering winds {sert rüzgarlar} gibi). Şamatacı. Gürültücü. Sert (esme). Yüksek ve haşin bir şekilde esme. Tehditle. Rüzgarlı. Şiddetli. Taşkın.

Besetting : Sürekli rahatsız eden. Kuşatma. Rahatsız edici. Yakasını bırakmayan. Sürekli tehdit eden. Yakayı bırakmayan.

Impends : Tehdit oluşturmak. Sarkmak. Asılı olmak. Yakın olmak.

Put the screws on : Birine baskı yapmak. Koparmak. Zor kullanmak. Gaspetmek. Güç kullanmak. (birini) sıkıştırmak. Tehditle almak. Birini bir şeye zorlamak. Birisini sıkıştırmak.

Overhung : Sarkmak. Üzerine sarkmak. Üstten asılmış. Sarkık. Çıkıntı yapmak. Yakın olmak.

Buffaloing : Manda. Bufalo. İnanda. Camız. Sığır. Bizon. Karasığır. Dombay.

Bulldozed : Buldozer ile temizlemek. Korkutmak. Buldozerle üzerinden geçmek.

Menacing synonyms : menace, overhangs, browbeats, intimidatory, overhang, intimidate, impended, menaces, impend, browbeat, blustery, overhanging, bulldozes, buffaloed, baleful, intimidates, alarming, comminatory, minacious, minatory, buffalos, forbidding, lean on, menaced, browbeating, bulldoze, ominous, sinister, buffalo, intimidating, threat, threatening.

Menacing zıt anlamlı kelimeler, Menacing kelime anlamı

Unalarming : Panik yaratmayan. Endişe verici olmayan. Alarma sebep olmayan.