Metacenter türkçesi Metacenter nedir

  • İkinci.
  • Denkleşme merkezi.
  • Yüzme özeği.
  • Yüzme merkezi.
  • Sıvı üzerende yüzen bir özdek, denge durumundan ayrıldığı sıvının geri çağırıcı kaldırma kuvvetinin etkilediği, kütle özeğinin yukarısına düşen nokta.
  • Fizik alanında kullanılır.

Metacenter ingilizcede ne demek, Metacenter nerede nasıl kullanılır?

Metacentric : Sentromeri kromatid boyunun tam orta noktasında yer alan kromozomlar. Metasantrik. Metasentrik.

Metacentric chromosome : Sentromeri tam ortada veya ortaya yakın olan kromozom. Metasentrik kromozom. Sentromeri ortada bulunan ve bu nedenle kromozom kolları birbirine eşit olan, v şeklinde gözüken kromozom.

Submetacentric : Sentromerleri kromatid boyutunun orta noktasıyla uçlar arasında bir yerde olan kromozomlar. Submetasentrik.

Submetacentric chromosome : Sentromeri bir uca daha yakın olup iki yanda kalan kolların eşit olmadığı, l şeklindeki kromozom. Submetasentrik kromozom.

Metacercaria : Ergen kurtçuk. En son gelişme çağında bulunan ve kesin konakçıda yaşayabilme yeteneği kazanmış olan yaprak solucan kurtçuğu. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Metaserkarya. Serkaryanın omurgalı konağa girmesiyle serkaryadan gelişen, iç parazit karaciğer kelebeklerinin hayat devresinde bir safha. Metaserker. Birçok digenetik trematodun yaşam döngüsünde görülen serker ve erişkin arasındaki kistlenmiş evre. Birçok digenetik trematodun yaşam siklusunda görülen serker ve erişkin arasındaki kistlenmiş evre.

 

Metacestode : Sestodlarda onkosferin metamorfozundan sonra görülen larval evresi. Metasestod. Sestotlarda onkosferin metamorfozundan sonra görülen larval evresi. Metasestot.

İngilizce Metacenter Türkçe anlamı, Metacenter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Metacenter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Absorption edge : Bir x-ışmı izgesinin birden kesildiği dalga boyu. bu tür izgenin resminde keskin bir kıyı görülür. Soğurum kıyısı. Absorpsiyon kenarı. Soğurum kenarı.

Absorptivity : Soğurma katsayısı. Bir yüzeye vuran ışınım erkesinin yüzeyce soğurulan bölüğünün ölçüsü. Emme kapasitesi. Yutma katsayısı. Emicilik. Bir ortamın, bu ortamın sınırlarının hiç bir etkisi olmamak koşulu ile, birim kalınlığının iç yutma çarpanı. Emme yetkesi. Yutuculuk. Emme sığası.

Deux : Birkaç. İki.

Vice : Muavin. Kötülük. Kıskaç. Yardımcı. Ahlak bozukluğu. Ahlaksızlık. Vekil. Leke.

Absolute concentration : Saltık derişim. Birim oylumda bulunan özdek, erke ya da başka bir varlık tutarı; santimetre küp başına erg ya da sayı olarak verilir.

Absorption band : Absorpsiyon bandı. Soğurum kuşağı. Soğurma bandı. Bir soğurum izgesinde belirtken karanlık bir kuşak.

Abampere : On amper. On amperlik çıngı cereyan birimi. Saltık ampere. 10 amper birim. 10 ampere eşit akım birimi. Saltık birim dizgesindeki elektrik akımı yeğinliği birimi.

 

Second : İkinci çelgi. Destek vermek. Üç savutta da gövdenin aşağı-dışarı kesimini (doğrultusunu) korumak için uygulanan çelgi. (namlu ucu biraz yere eğik, savut tutan el göğüsten az aşağıda ve dışta, tırnaklar yere dönüktür. kesici kılıçla uygulamada namlunun kesici yüzü dışa doğrudur.). İlerletmek. Düelloda şahit. Yardım etmek. Bir dakikalık sürenin altmışta biri. Desteklemek.

Point of intersection : Kesişme noktası. Kesişme çekidi. Some noktası.

Accumulation coefficient : Birikim katsayısı. Bir yüzeyde yüzerilen özdecik yoğunlaşması artış hızının, söz konusal özdeciklenin değişim evresindeki yoğuşumuna oranı.

Metacenter synonyms : metacentre, acoustic feedback, abnormal reflection, absorption loss, center of buoyancy, absolute units, absorptiometer, second place, acoustic absorptivity, secondary, intersection, absolute magnitude, intersection point, accelerometer, deutero, absolute zero, abcoulomb.

Metacenter ingilizce tanımı, definition of Metacenter

Metacenter kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The point of intersection of a vertical line through the center of gravity of the fluid displaced by a floating body which is tipped through a small angle from its position of equilibrium, and the inclined line which was vertical through the center of gravity of the body when in equilibrium.