Metropolitan economies türkçesi Metropolitan economies nedir

  • Dünya sistemine göre çevre ve yarı çevre ekonomilerindeki gelişimi belirleyen, biçimlendiren ve çevre ekonomileri ile yarı çevre ekonomilerini sömüren, sanayileşmesini tamamlamış, ileri teknolojiyi ve iktisadi üstünlüğü elinde tutan kapitalist ülkeler. krş. az gelişmiş ülkeler, kuzey ülkeleri, güney ülkeleri, bağımlılık kuramları, emperyalist ülke.
  • Merkez ekonomileri.
  • İktisat alanında kullanılır.

Metropolitan economies ingilizcede ne demek, Metropolitan economies nerede nasıl kullanılır?

Metropolitan : Başpiskoposa ait. Metropoliten. Metropolit. Metropol ile ilgili. Anakente ait. Başkentli. Metropolite ait. Büyük şehir. Başkent. Büyük şehre ilişkin.

Economies : Örgüt. İdare. Ekonomi. İktisat. Tasarruf.

Metropolitan area : Ekonomik ve toplumsal yaşamın, daha çok özekteki kentin etkisi altında bulunduğu, ortak çıkarlarla ona bağlı olan, sınırlarını doğal koşullardan ve tüze kurallarından çok, günlük iş gidiş gelişlerinin belirlediği, sınırları, yönetsel sınırlarla herzaman çakışmayan büyük ölçüde kentleşmiş alan. Anakent bölgesi. Metropoliten alan. Anakent alanı.

Metropolitan area network : Kent çapında ağ.

Metropolitan countries : Dünya sistemine göre çevre ve yarı çevre ekonomilerindeki gelişimi belirleyen, biçimlendiren ve çevre ekonomileri ile yarı çevre ekonomilerini sömüren, sanayileşmesini tamamlamış, ileri teknolojiyi ve iktisadi üstünlüğü elinde tutan kapitalist ülkeler. krş. az gelişmiş ülkeler, kuzey ülkeleri, güney ülkeleri, bağımlılık kuramları, emperyalist ülke. Merkez ekonomileri.

 

Metropolitan municipality : Büyükşehir belediyesi. Büyük şehir belediyesi. Büyükşehir belediye başkanlığı.

İngilizce Metropolitan economies Türkçe anlamı, Metropolitan economies eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Metropolitan economies ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

 

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Metropolitan economies synonyms : metropolitan countries, a shift in supply, central countries, core economies, a change in supply, ability rent, central economies, abnormal budget receipts, abnormal budget expenditures, a change in individual demand, a shift in individual demand.