Monosit nedir, Monosit ne demek

Monosit; Biyoloji, Veteriner, Zooloji alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

Oval ya da at nalı şeklinde bir çekirdeği olan, farklılaşarak makrofajları oluşturan ve dokular arasına geçen, fagositoz yapan büyük kan hücresi.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Kanda bulunan, kemik iliği kökenli, oval veya böbrek benzeri görünümde tek çekirdekli, sitoplazmasında azurofilik granüller içeren, fagositoz yapabilen en büyük beyaz kan hücreleri. Dokulara göç ederek kuvvetli fagositik aktiviteye sahip olan ve kronik enfeksiyon hastalıklarında sayıları artan makrofajlara dönüşür ve kanda yaklaşık 24 saat süreyle kalırlar.

Zooloji'deki anlamı:

Kanın büyük, tek çekirdekli ve renksiz olan bir tip gözesi.

Teknik terim anlamı:

Oval veya at nalı biçiminde bir çekirdeği olan, farklılaşarak makrofajları oluşturan ve dokular arasına geçen, fagositoz yapan büyük kan hücresi.

Monosit hakkında bilgiler

Monosit akyuvar (lökosit) türü. Monositler vücuttaki akyuvarların yaklaşık %7'sini oluştururlar. 12-20 μm çapındadırlar. Kemik iliğinde yapıldıktan sonra kan dolaşımına geçerler. Yaklaşık birkaç saat içinde kan dolaşımından çıkıp dokulara girerler. Dokularda bu monositler ayrı makrofaj türlerine olgunlaşırlar. Makrofaj dokularda bulunan monositlere verilen addır; her tür dokunun kendine özgü makrofajları vardır. Mikroskopik incelemede normal şartlarda, tipik at nalı benzeri çekirdekli görünürler.Fagositoz yetenekleri mevcuttur.Fakat bu özellikleri makrofajlara dönüştüklerinde daha güçlü olur. Monositler ayrıca, enfekte edilmiş vücut hücrelerini bağışanların yardımıyla imha edebilirler; buna antikora bağımlı hücresel sitotoksisite (ADCC) denir.Yangı fizyopatolojisinde oldukça önemli rolleri vardır.

 

Monosit kısaca anlamı, tanımı

Mono : Ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, bağırganlar (Clamatores) üst sınıfının, monogiller (Pipridae) familyasından, 12 cm boyunda, Güney Amerika'da yaşayan bir tür. (Manacus manacus), Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının bağırganlar (Clamatores) üst-familyasının monogiller (Pipridae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 12 cm. Güney Amerikada yaşar

İnsanların monositik erlişhiozisi : Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Afrika’da insanlara Amblyomma americanum ve Dermacentor variabilis türü kenelerle taşınan Ehrlichia chaffeensis’in neden olduğu grip benzeri semptomlarla seyreden, etkenlerin genellikle dokulardaki mononükleer fagositleri istila ettiği ve bazen ölümcül olabilen hastalık.

Monosit yapımı : Kemik iliğinde hemositoblastuslardan olgun monosit oluşumu, monopoyezis. Monosit olma yönünde uyarılan köken hücreler sırasıyla monoblastus ve promonosit evrelerini geçirerek olgun monosit oluşur.

Monositer lökozis : Lenforetiküler lökozis.

Monositik lökositozis : Monositlerin yüzde oranlarının artışı.

Monositik lösemi : Baskın hücre tipinin monositler olduğu lösemi çeşidi. Hayvanlarda genellikle uyuşukluk, kilo kaybı, kusma, ishal, iştahsızlık ve tekrarlayan burun kanamalarına rastlanır. Genç köpek ve kedilerde erişkin at ve sığırlarda görülür.

 

Monositopeni : Kanda monositlerin azalması. Kanda monosit sayısının azalması.

Monositoz : Kandaki monosit sayısında anormal artış.

Monositozis : Kanda monosit sayısının artması.

Fagositik aktivite : Fagositik indeks.

Kronik enfeksiyon : Enfeksiyöz etkenin konağı veya hücreyi öldürmeksizin veya fazla zarar vermeksizin konakta uzun süre bulunduğu ve saçıldığı enfeksiyon tipi, süreğen enfeksiyon.

Tek çekirdekli : Yalnız bir çekirdeği olan (hücre).

Fizyopatoloji : Hastalığın organ veya sistemde oluşturduğu görev bozukluklarını konu alan bilim dalı, patofizyoloji.

Kendine özgü : Bir kimse veya şeye özgü olan, kendine mahsus, kendine has.

Kan dolaşımı : Kalbin sürekli olarak kasılıp gevşemesiyle kanın damarlar içinde yer değiştirmesi, dolaşım, deveran, deveranıdem.

Kemik iliği : Uzun kemiklerin ortalarında, kısa kemiklerin aralarında bulunan boşlukları dolduran, içindeki yağ oranına göre sarı ve kırmızı ilik olarak iki tipi bulunan, süngerimsi görünüşte bir bağ dokusu tipi. Uzun kemiklerin ortasındaki boşlukta ve yassı kemiklerin düzensiz boşluklarının kemik trabeküllerinde bulunan tüm kan hücrelerinin köken aldığı öncü kan hücrelerinden zengin doku. Biyolojik kan filtresi olan kemik iliği; medulla ossium rubra adı verilen kırmızı kemik iliği ve medulla ossium flava adı verilen sarı kemik iliği olmak üzere iki tiptir. Kemiklerin ortalarında bulunan boşlukları dolduran sünger görünüşünde bir bağ dokusu.

Kan hücresi : Kan sıvısı içinde dolaşan şekilli elemanlar; omurgalılarda alyuvarlar ve akyuvarlar ile omurgasızlarda hemosit denilen hücreler. Kan yuvarı. Kan sıvısı içinde bulunan alyuvar ve akyuvarlar ile kan pulcukları denilen hücreler. Alyuvar, akyuvar veya kan pulcukları gibi kanın biçimli elemanlarından biri, hematosit, hemosit, kan yuvarı.

Yetenekler : Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. Dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri.

Enfeksiyon : Organizmada hastalığa yol açan mikrop, virüs, parazit vb. etkenlerin genel veya yerel gelişmesi, yayılması.

Mikroskopi : Mikroskopla inceleme.

Diğer dillerde Monosit anlamı nedir?

İngilizce'de Monosit ne demek ? : monocyte