Mountaintops türkçesi Mountaintops nedir

  • Dağın zirvesi.

Mountaintops ingilizcede ne demek, Mountaintops nerede nasıl kullanılır?

Mountaintop : Dağın zirvesi.

Mountain ash : Üvez. Üvez ağacı. Galler'de yerleşim yeri.

Mountain chain : Kıvrımlı dağların, tekne ve kemerlerle birbirini izleyerek ve kimi kez yaylar çizerek belli bir yönde uzanmaları. Dağ sırası. Engebeler. Coğrafya, uzay alanlarında kullanılır. Dağ silsilesi. Yer ve ay yüzeyindeki dağ, sıradağ ve dağağızlarının ortak adı. Sıra dağlar. Sıradağlar. Sıradağ.

Mountain climate : Yeryuvarının neresinde bulunursa bulunsun, dağlar ve yüksek yaylalarda görülen ve özellikleri "yükseklik" ve "bakı"ya dayanan iklim türü. Dağ iklimi.

Mountain cock : Orman horozu. Çalıhorozu.

Mountain film : Belgesel olarak ya da öykülü filmin temel dram öğesi olarak dağı ve dağcılığı konu alan film çeşidi. Dağcılık filmi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Mountain hare : Kar tavşanı. Kemiriciler (rodentia) takımının, tavşangiller (leporidae) familyasından, 55 cm kadar uzunlukta, avrupa ve asya'da yaşayan bir tür.

Mountain lion : Dağ aslanı. Puma.

Mountain daylight time : Sıradağlar yaz saati.

Mountain crystal : Neceftaşı.

İngilizce Mountaintops Türkçe anlamı, Mountaintops eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mountaintops ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Big : Büyük. Popüler. İri. Önemli. Kocaman. Ünlü.

Large : Geniş. Bol. Çok. Büyük (servet). Kocaman. Koca. Kalabalık (aile). İri. Büyük. Büyücek.

Craggy : Yontulmamış. Dik ve pütürlü. Kayalıklı. Sarp. Dik kayalı. Yalçın.

Rough : İşlenmemiş. Hoyrat. Kaba. Karalama. Zor. Taşlık. Ham. İnişli yokuşlu. Pütür pütür yapmak. Terbiye etmek (at).

Hilly : Dağlık. Arızalı. Tepelik. İnişli yokuşlu.

Cragged : Sarp. Dik kayalı.

Mountaintops synonyms : unsmooth, mountaintop.

Mountaintops zıt anlamlı kelimeler, Mountaintops kelime anlamı

Small : Zayıf. Fakir. Ufak ufak. Mütevazi. Az. Küçük küçük. Arka. Ufacık. Ufak tefek. Mini.

Little : Küçük. Az. Azıcık. Ufak. Ufak şey. Değersiz. Az miktar. Az miktarda. Genç. Hemen hemen hiç.

Smooth : Sinekkaydı. Sistirelemek. Tesviye etmek. Huzur veren. Düzlemek. Buruşukluklarını gidermek. Hoş. Yumuşak. Pürüzsüz. Düz.