Mousetrap türkçesi Mousetrap nedir

  • Tuzak.
  • Kalitesiz peynir.
  • Fare kapanı.

Mousetrap ingilizcede ne demek, Mousetrap nerede nasıl kullanılır?

Mousetraps : Kalitesiz peynir. Fare kapanı. Tuzak.

Mousetail : Sıçankuyruğu.

Mouse action : Fare işlemi.

Mouse basics : Fare kullanımının temelleri.

Mouse button : Fare düğmesi.

Mouse port : Fare iskelesi. Fare bağlantı noktası.

Mouse hepatitis : Fare hepatitisi. Fare yavrularında yüksek oranda ölümlere neden olan, titreme, sarılık ve hemoglobinüriyle seyreden koronavirüs enfeksiyonu.

Mouse flea : Eski dünya'nın sıcak bölgelerindeki farelerle sıçanlarda yaygın olup, veba hastalığını bir fareden öbürüne bulaştırabilen pire. (insanları pek sevmez. istanbul sıçanlarında görülmüştür.). Fare piresi.

Mouse pad : Fare yastığı. Fare minderi. Fare altlığı.

Mouse position : Farenin konumu.

İngilizce Mousetrap Türkçe anlamı, Mousetrap eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mousetrap ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ambuscaded : Pusuya düşürmek. Pusu kurmak. Tuzağa düşürmek. Pusuya yerleştirmek. Pusuya yatmak. Pusu. Tuzak kurmak. Pusu yeri. Pusuda beklemek.

Colludes : Gizlice anlaşmak. Tezgah hazırlamak. İştirak etmek. Göz yummak. Dolap çevirmek (argo terim). Dolap çevirmek. Dolandırma amacıyla üçüncü bir şahısla gizli anlaşma yapmak.

 

Ambushment : Pusuya yatma. Pusuya düşürme. Pusu. Baskın.

Ambuscade : Tuzak kurmak. Pusu kurmak. Pusuya yerleştirmek. Tuzağa düşürmek. Pusuya düşürmek. Pusuda beklemek. Pusu yeri. Pusu. Pusuya yatmak.

Manoeuvre : Birtakım hareketlerle birşeyi belirli bir yere getirmek. Dolap. Önlem. Hile yapmak. Manevra. Dalavere yapmak. Manevra yaparak belirli bir yere getirmek. Dolap çevirmek. Önlem almak. Hile.

Trap : Set çekmek. Bezemek. Kapan. Tuzağa düşürmek. Ata süslü koşum takımı geçirmek. Pusuya düşürmek. Pissu döşemindeki kokuların binaya yayılmasını önleyen araç. Sahnede yerde bulunan kapak. bu, kimi kez, asansör biçimindedir. alçalıp yükselmesi, mekanik bir düzenle, ya da elektrikle yapılır. Sahne tabanında bulunan kapak. bu kapak özellikle eski tiyatrolarda bulunur. yeni yapılarda bunun yerini elektrikle işleyen iner-çıkarlar almıştır.

Baited : Rahatsız etmek. Eziyet etmek. Yem takmak. Olta yemi. Kandırmak. Baştan çıkarılmış. Kandırılmış. Canı sıkılmış. Cezbetmek.

Play : Çalmak (müzik terimi). Piyes. Oyuncunun çeşitli ses, el, kol, mimik anlatmalariyle bir kişiyi canlandırması ya da göstermesi. bir tiyatro yapıtındaki belli bir karakteri canlandırmak ya da bir tipi göstermek. Oynatmak. Oyun. Sunmak. Uzak bir amacı ya da ileriye dönük bir memnunluk duygusu ile ilişkisi olmayan, amacı özünde bulunan zevk verici herhangi bir etkinlik. Kımıldanmak. Canlandırmak (tiyatro terimi). Oynaşmak.

Ambushing : Pusu. Tuzak kurmak. Pusuya düşürmek. Pusuda beklemek. Pusuya yerleştirmek. Pusuya yatmak. Pusu kurmak.

Mousetrap synonyms : trap play, a warm corner, colluding, ambuscades, birdlime, colluded, ambush, rattraps, bait, ambushes, mousetraps, ambuscading, maneuver, cobweb, rattrap.