Pusu nedir, Pusu ne demek

"Pusu" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Gözleri ışıl ışıl yanan bir kara kedi gibi pusudaydı." - K. Korcan

Yerel Türkçe anlamı:

Sis.

Pusu hakkında bilgiler

Pusu, (Tocaia Grande) Brezilyalı yazar Jorge Amado tarafından yazılan modernist roman. Yazar romanı 1984 yılında kaleme aldı.

Pusu ile ilgili Cümleler

  • O bir pusula kullandı.
  • Onların pusula gibi bir şeyi var mı?
  • Pusula kuzeyi gösterir.
  • Ali bir polisi pusuya düşürdü ve onu bir baltayla öldürdü.
  • Pusula ibreleri kuzeyi gösterir.
  • Pusuda.
  • Onlar pusuya düşmüştü.
  • Şeytan haçın arkasında pusuda bekliyor.
  • Pusuya düşürüldük.
  • Onlar düşmanı pusuya düşürdü.
  • Biz pusuya düşmüştük.

Pusu anlamı, tanımı:

Pusu kurmak : Saldıracağı kimseye görünmemek için bir yerde gizlenip beklemek.

Pusuda beklemek : Gizlenerek saldırıya hazır durumda olmak.

Pusudan çıkmak : Kurulan pusudan kurtulmak. kuracağı pusudan vazgeçmek.

Pusuya düşmek : Pusu kuran kimsenin saldırı alanı içine girmek.

Pusuya yatmak : Pusuda beklemek.

Pusucu : Pusu kuran veya pusuya yatan kimse.

Pusula : Üzerinde alacak hesabı yazılmış kâğıt. Üzerinde kuzey güney doğrultusunu gösteren bir mıknatıs iğnesi bulunan ve yön tespit etmek için kullanılan kadranlı araç, yön belirteci. Küçük bir kâğıda yazılmış kısa mektup, tezkere.

 

Pusulacık : Üstüne hatırlanması gereken notlar yazılan, kendinden yapışkanı olan küçük kâğıt.

Pusulalı : Pusulası olan.

Pusulama : Pusulamak işi.

Pusulamak : Pusu konumuna veya durumuna getirmek.

Pusulasız : Pusulası olmayan.

Pusulayı şaşırmak : Güç bir duruma düşerek ne yapacağını bilememek. doğru tutum ve davranıştan ayrılmak.

Pusuluk : Pusu kurulan yer.

Birleşik oy pusulası : Seçime katılan partileri simgeleriyle tek bir kâğıt üzerinde ayrı ayrı gösteren oy pusulası.

Dizi pusulası : Resmî bir kurumda görevli memurun kurum adına yaptığı harcamaların ayrıntılı dökümünü gösteren belge. Herhangi bir konu ile ilgili belgelerin isim listelerini içeren belge.

Hesap pusulası : Hesap.

Oy pusulası : Seçimlerde adaylara veya partilere ait özel şekilleri içeren, üzerine oya ait işaret konulan resmî belge, oy kâğıdı.

Sağır pusula : Kerteriz alma aracı. Ağır hareket eden pusula.

Sevk pusulası : Askerlik kararı alınarak birliğine gönderilecek askerin durumunu bildiren ve askerlik şubeleri tarafından verilen belge.

Saldırmak : Etkisiyle eritmek. Bir kimseye veya bir şeye karşı saldırı yöneltmek, zarar verici bir davranışta bulunmak, hücum etmek. Bir şey veya kimse üzerine saldırı yapılmasına sebep olmak. Yıkıcı ve sert eleştiriler yapmak. Gemi, kalkmak için yelken açıp başını gideceği yola çevirmek.

Yazar : Özellikle gazete ve dergilerde herhangi bir konuda yazı yazan kimse, kalem erbabı, muharrir. Yazma özelliği olan. Bilim, edebiyat, sanat alanlarında kitap yazan veya kitap hazırlayan, bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse, kalem erbabı, müellif.

 

Taraf : Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri.

Modernist : Modernizm yanlısı kimse.

Roman : İnsanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî tür. Çingene. Bu türde yazılmış eser.

Kalem : Yazma, çizme vb. işlerde kullanılan çeşitli biçimlerde araç. Resmî kuruluşlarda yazı işlerinin görüldüğü yer. Yontma işlerinde kullanılan ucu sivri veya keskin araç. Yazar. Çeşit, tür. Bazı deyimlerde yazı.

Pusu koymak : Pusu kurmak.

Pusucak : Serçeden az büyük, tek gezen, boz renkli bir çeşit tarlakuşu.

Pusudere : Erzurum şehri, Pasinler belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Pusuk : Kedi. Sis.

Pusukmak : Korkudan sinmek, saklanmak, büzülmek, ses çıkarmamak.

Pusulanmak : Sinip saklanmak.

Pusulmak : Çok yağan yağmur nedeniyle otlar çürümek, bozulmak. Korkudan sinmek, saklanmak, büzülmek, ses çıkarmamak.

Pusulu : Sisli, dumanlı (hava için). bk. pusarıklı. Bulanık.

Pusunç : Sığıntı durumunda olan. Suçluluk duyarak konuşmama.

Pusunmak : Bir yere sığınmak : Yağmurdan damın altına pusundu.

Diğer dillerde Pusu anlamı nedir?

İngilizce'de Pusu ne demek? : n. ambush, ambuscade, wait, blind

Fransızca'da Pusu : embuscade [la], embûches, guet-apens [le], affût [le]

Almanca'da Pusu : n. Hinterhalt, Lauer

Rusça'da Pusu : n. засада (F)