Mph türkçesi Mph nedir

  • Mil veya saat.

Mph ile ilgili cümleler

English: The speedometer is recording 100 mph now.
Turkish: Hızölçer şu anda saatte 100 mili gösteriyor.

English: The speed limit was 60 mph.
Turkish: Hız limiti saatte 60 mildi.

English: Ali gave me a pamphlet.
Turkish: Ali bana bir broşür verdi.

English: Ali is a methamphetamine addict.
Turkish: Ali metamfetamin bağımlısıdır.

English: Ali handed Mary a pamphlet.
Turkish: Ali Mary'ye bir broşür uzattı.

Mph ingilizcede ne demek, Mph nerede nasıl kullanılır?

Adenolymphoma : Adenolenfom. Epitel hücreleri ve lenfoid hücrelerden oluşan, tükürük bezinin kistik boşluklar içeren iyicil tümörü, kistadenom lenfozum, warthin tümörü.

Afferent lymph vessel : Getirici lenf damarı. Lenf yumrusuna lenf sıvısı getiren damar, afferent lefatik damar.

Afferent lymphatic vessel : Bir lenf bezine lenf getiren damar, afferent lenfatik damar. Getirici lenf damarı. Afferent lenfatik damar. Getirici lenfatik damar.

African lymphoma : Burkitt lenfomu. Afrika lenfomu.

Alveolar emphysema : Akciğer alveollerinin gereğinden fazla gaz veya havayla dolarak aşırı derecede genişlemesi, akut alveoler akciğer amfizemi, alveoler akciğer amfizemi, soluganlık. Alveoler amfizem.

Amphiarthrosis : Yarıoynar ya da az oynar eklem. Az harekete izin veren eklem (anatomi terimi). Amfiartroz.

 

Amphi : İki. Çift. Amfi. İki yönden. iki yönlü. çevresinde.

Amphiartrosis : Gergin eklem, tam oynamayan eklem, amfiartrozis. Amfiartrozis. Yarı oynar eklem.

Amphetamine : Beta-fenilizopropilamin türevi, kan basıncını artıran, merkezi sinir sistemini uyaran, iştah kesici etkiye sahip, fiziksel etkinliği artıran ve bu etkileriyle kilo kaybına da neden olan ilaç. Merkezi sinir sisteminin güçlü bir uyarıcısı olan bir uyuşturucu madde. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Amfetamin. Merkezi sinir sisteminde güçlü bir uyarıcı etkisi olan bir uyuşturucu madde.

Amphetamines : Amfetamin. Amfetaminler.

İngilizce Mph Türkçe anlamı, Mph eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mph ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Reading : Kanaat. Ölçüm (göstergede). Okunuş. Çalışma. Okunacak metin. Okuma. Bilimsel düşünce. Konferans. Bilgililik. Bir bellekten, bir veri ortamından ya da bir başka kaynaktan verileri elde etme. dış bellekten bir yazmaca, ana belleğe girdi olarak veri aktarma.

Miles per hour : Saatle mil olarak hız. Saatte mil. Saatte gidilen mil.

Rate : Gözü ile bakmak. Demografi ve epidemiyolojide en sık kullanılan ölçümler olan, incelenen nüfusta belirli bir sürede görülen belli bir olay sayısının, bu olay bakımından risk altında bulunan nüfus dilimine bölünmesiyle elde edilen ve çoğunlukla on binde veya binde şeklinde ifade edilen ölçüt. Kur. Fiyat belirlemek. Birim zamanda alınan yol ile ölçülen devinim niceliği. bir kimyasal tepkimede ürünlerin birim zamandaki oluşum niceliği. Layık olmak. Değer biçmek. Oran. Sınıf-sıra. Bilgisayar, gümrük, kimya, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır.

 

Indication : Bildirme. İşaret. Gösterge. Belirtme. İndikasyon. Gözlem yoluyla elde edilen ve bir bilgiye götürebilecek ipucu. Bir hastalıkta izlenecek tedavi yöntemi ve müdahalenin belirlenmesi, indikasyon. bir ilacın hangi hastalıklara ve hangi biçimde uygun olacağını veya bir operasyonun hangi koşullarda gerekli olduğunu ifade eder. Endikasyon. İz. Anlatma.

Meter reading : Sayaç okuma. Sayaç okuması.