Mutually exclusive türkçesi Mutually exclusive nedir

  • Birbirini dışlayan.
  • İkinci bir şeyin kabul edildiği zaman bir şeyi otomatik olarak reddetmek.
  • Ayrışık.
  • Karşılıklı hariç.
  • Karşılıklı dışarlayan.
  • Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır.

Mutually exclusive ingilizcede ne demek, Mutually exclusive nerede nasıl kullanılır?

Mutually : Mütekabilen. Karşılıklı olarak. Nezaket. Bilmukabele. Karşılıklı.

Exclusive : Hariç tutulan. Münhasır. Lüks. Pahalı. Herkese açık olmayan. Özel. Özel haber. Kişiye ait. Paylaşılmayan. Hariç.

Mutually exclusive events : Karşılıklı dışlamalı olaylar. Karşılıklı dışarlayan olaylar.

Mutually exclusiveness : Karşılıklı dışarlama. Bir adlayıcı ya da bölütleyici ölçümde bölüt ya da kesimlerin karşılıklı olarak birbirini dışarda bırakması ya da ölçüye vurulan birimlerin ancak bir bölüt ya da kesimde yer alması, bk. adlayıcı ölçek.

Mutually advantegous basis : Bildirmelik görüşmelerinde, alınıp verilecek ödünlerin her iki yan ülkenin tecim çıkarlarına uygun düşmesi gereği. Karşılıklı çıkar kuralı.

İngilizce Mutually exclusive Türkçe anlamı, Mutually exclusive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mutually exclusive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Dissociated : Ayrışmak. Ayırmak. Ayrışmış. Çözüşük. Ayrı olarak düşünmek. Birbirinden ayrılmak. Ayrıştırmak.

Disjoints : Parçalarına ayırmak. Ek yerlerinden ayırmak. Dağıtmak. Yerinden çıkarmak. Sökmek. Parçalamak. Birleştiği yerden ayırmak. Eklem yerinden ayırmak. Ayırmak.

Isolating : Çekimsiz. Ayrı tutulan. Yalıtkan. Ayıran. Kelimelerin dilbilgisel ilişkisi onların cümle içindeki yerleştirilmesi tarafından belirlenen dile ait veya ilgili (dilbilim). Ayrışkan.

Disjointing : Sökmek. Birleştiği yerden ayırmak. Parçalarına ayırmak. Eklem yerinden ayırmak. Yerinden çıkarmak. Ek yerlerinden ayırmak. Parçalamak. Dağıtmak. Ayırmak.

Disjoint : Parçalarına ayırmak. Parçalamak. Birleştiği yerden ayırmak. Ek yerlerinden ayırmak. Sökmek. Yerinden çıkarmak. Eklem yerinden ayırmak. Dağıtmak. Ayırmak.

Various : Çeşit çeşit. Türlü. Birçok. Değişik. Muhtelif. Birkaç. Farklı. Çeşitli. Türlü türlü.

Different : Çeşitli. Diğer. Ayrı. Başka. Farklı. Değişik. Muhtelif. Özge. Başka türlü.

Heterogeneous : Doğabilimsel yapı ya da kimyasal birleşim açısından tektürel ve düzgün olmayan. Yabani otlara karşı kullanılan öldürücü maddeler. Değişik karakterlere veya yapılara sahip olma. Herbisit. Ayrı cinsten veya değişik yapıda olan, değişik ögelerden oluşan. Düzensiz yapılı. Tek evreli olmayan, özellikleri kesikli olarak değişen ortamlara ilişkin. Heterojen. Ayrı cinsten.