Necklace türkçesi Necklace nedir

Necklace ile ilgili cümleler

English: Ali has bought a necklace for his fiancée, Mary.
Turkish: Ali nişanlısı Mary için bir kolye satın aldı.

English: He wants to buy a pearl necklace for his wife.
Turkish: O, karısı için bir inci kolye satın almak istiyor.

English: Ali wondered if Mary would wear the necklace he had given her to the party.
Turkish: Ali parti için ona verdiği kolyeyi Mary'nin takıp takmayacağını merak ediyordu.

English: Ali wants to buy a necklace for Mary.
Turkish: Ali Mary için bir kolye satın almak istiyor.

English: Ali sold the necklace to Mary for a very low price.
Turkish: Ali kolyeyi Mary'ye çok düşük bir fiyatla sattı.

Necklace ingilizcede ne demek, Necklace nerede nasıl kullanılır?

Necklace microphone : Boyun mikrofonu.

Affair of the diamond necklace : Kraliçe'nin kolyesi. Kamuoyunca suçlu bulunan kraliçe marie antoniett'in de karıştığı merak konusu skandal. Kraliçe'nin elmas kolyesi olayı. Fransa'da 16'ncı louis'nin sarayında fransız devrimi'nden hemen önce meydana gelmiş.

Necklaces : Kolye. Boğmuk. Gerdanlık.

Neckless : Boyunsuz. Boğazsız.

Necklet : Boyun kürkü. Dar gerdanlık.

Necklike : Boyun gibi. Boyuna benzeyen.

Neck bone : Boyun kemiği.

Neck and heels : Her şey ve hızlı bir şekilde.

 

Neck angle : Sap açısı. Telli çalgılarda sap gövdeye oturtulurken sapa verilen açı.

Neck and crop : Bütünüyle. Hepsi birden. Hep beraber. Palas pandıras. Bütün bütün. Tamamiyle. Tamamen. Olduğu gibi.

İngilizce Necklace Türkçe anlamı, Necklace eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Necklace ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Collar : Yaka takmak. Yakasına yapışmak. Tasma. Yürütmek. Yaka. Durdurmak. Araklamak. Yaka şekline benzer yapılar. yarım kordalılarda üç kısımdan oluşan vücudun orta bölgesi. Yakalamak.

Pendants : Pandantif. Sallantılı süs (kolye vb.). Asılı şey. İlave. Benzer olan şey.

Gorgets : Boğaz zırhı. Yaka işareti. Taş alma ameliyatı aleti. Boyundaki benek (kuş).

Pendent : Tamamlanmamış. Asılı. Askıda. Derdest. Sarkık. Görülmemiş. Asılı şey.

Choker : Boğazlı yaka. Boğan. Hayvanın boynu çevresindeki tüyler. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Baş çekimi. Bir insanın yalnız başını çerçeveleyen çekim çeşidi. Boğan kimse. Maçın en önemli anında strese yenik düşüp bekleneni veremeyen oyuncu. Boğan şey.

Lavaliere : Boynun etrafına zincire takılan bir kolye türü. Bir tür kolye.

Bead : Çubuk. Boncuk. Arpacık (silahta). Arpacık (silah). Damla. Hava kabarcığı. Tespih. Boncukla süslemek. Çıta.

Dog collar : Köpek tasması. Dik ve yüksek yaka. Rahip yakası. Dik yaka.

String : Germek. İspavlo. Dizi. Sıra halinde gitmek. Damgalar ya da fiziksel öğeler gibi nesnelerin doğrusal bir dizisi. Dizgi. Yutturmak. Halk arasında sicim adı verilen katransız kendirden yapılan kınnap. Takmak (tel, ip). Bilgisayar, bilişim, gitar alanlarında kullanılır.

 

Neckband : Dik yaka (giyside). Dik yaka. Süslü yakalık. Yaka bandı.

Necklace synonyms : chain, lavalliere, neckbands, beads, gorget, lavaliers, jewellery, lavalieres, strand, chokers, jewelry, necklaces, pendant, lavalier.

Necklace ingilizce tanımı, definition of Necklace

Necklace kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A string of beads, etc., or any continuous band or chain, worn around the neck as an ornament.