Nervous system türkçesi Nervous system nedir

  • Çeşitli sinir hücrelerinin birleşmesi ile meydana gelen bir sistem olup yüksek organizmalarda çevresel ve merkezi sinir sistemlerinden yapılmıştır. canlılar bu sistemleri aracılığı ile yaşadıkları ortama kendilerini uydurur ve çeşitli organlarını iş birliği halinde çalıştırarak canlılığını ve vücudunun bütünlüğünü devam ettirir.
  • Sinir jüyesi.
  • Sinir sistemi.
  • Sinir hücreleri, sinirler ve sinir merkezinden oluşan sistem.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Nervous system ile ilgili cümleler

English: Central nervous system consists of brain, cerebellum, medulla oblongata and spinal cord.
Turkish: Merkezî sinir sistemi beyin, beyincik, omurilik soğanı ve omurilikten oluşur.

English: The central nervous system consists of four organs.
Turkish: Merkezî sinir sistemi dört organdan oluşur.

Nervous system ingilizcede ne demek, Nervous system nerede nasıl kullanılır?

Nervous : Asabi. Endişeli. Ürkek. Sinirleri gergin. Kaygılı. Sinirli. Heyecanlı. Tedirgin. Sinirlere ilişkin. Sinir.

System : Katman. Bir birlik oluşturacak biçimde işlevsel olarak örgütlenmiş öğeler bütünü. Dizge. Kaide. Ağ. Aralarında ilişkiler bulunan, böylece belli bir işlevi olan bir bütün oluşturacak biçimde etkileşen nesneler topluluğu. bir dizgeyi oluşturan nesneler arasında kişiler, makineler, yordam, izlence ya da veriler bulunabilir. ayrıca bu nesneler de kendi başlarına birer dizge niteliği taşıyabilir; bu durumda dizgenin altdizgelerinden söz edilir. Vücut. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, uzay, sosyoloji, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Yerbilimin zaman birimlerine ilişkin bir dönem süresince oluşmuş katman topluluğu. Aralarında karşılıklı işlevsel bağlılıklar bulunan bir dizi öğenin oluşturduğu bütünlük.

 

Autonomic nervous system : Özerk sinir sistemi. Otonomik sinir sistemi. İstemsiz sinir sistemi. Otonom sinir sistemi. Sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinden oluşan ve düz kas, kalp kası ve bezlerin salgılama faaliyetini kontrol eden sinirlerden oluşan yapı. otonom sinir sistemi. Sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinden oluşan ve düz kas, kalp kası ve bezlerin salgılama faaliyetini kontrol eden sinirlerden oluşan yapı, otonom sinir sistemi. İstem dışı vücut fonksiyonlarını kontrol eden sinir sistemi.

Central nervous system : Merkezi sinir sistemi lenfomaları. Merkezi sinir sistemi. Merkezi sinir jüyesi. Santral sinir sistemi.

Central nervous system schistosomiasis : Beyin, omurilik veya beyin zarlarında schistosoma cinsi digenetik trematodların neden olduğu enfeksiyon. insanlarda genellikle schistosoma japonicum, schistosoma mansoni ve schistosoma haematobium eneksiyona neden olmaktadır. sinir sisteminin s. japonicum ile enfeksiyonu akut meningoensefalitis ve kronik bir ensefalopatiye neden olurken, s. mansoni ve s. haematobium omuriliğin aşağı kısımlarında akut transversal miyelitise neden olur. Nöroşistosomozis.

 

Involuntary nervous system : Otonom sinir jüyesi. Otonom sinir sistemi.

Central nervous system toxoplasmosis : Özellikle bağışıklık yetmezliği olan bireylerde toxoplasma gondii adlı protozoonun neden olduğu beyin enfeksiyonu. enfeksiyon beyinde yaygın olarak yayılım gösterebildiği gibi, belirgin apseler oluşturur. enfekte bireylerde nöbetler, değişen mentalite, baş ağrısı, fokal nörolojik bozukluklar ve intrakranyal hipertansiyon gibi klinik belirtiler görülmektedir. Serebral toksoplasmozis.

İngilizce Nervous system Türkçe anlamı, Nervous system eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Nervous system ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Abramis zonu.

Sensorium : Beyin. Algı merkezi. Duyu merkezi. Sensoryum. Sinir dizgesi.

Aardvarks : Damarlı dişliler. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yer domuzugiller.

A cells : A hücresi. Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Nervation : Damar şekli. Damar şekli (yaprak). Böcek kanadının ya da yaprağın damarlaşması. Damarlaşma. Damar şeklinde (yaprak). Sinir biçimi.

Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre. Cansız çevre. Abiyotik ortam.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

Abductor muscle : Abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

A site : Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri. A yeri.

Nervous system synonyms : aardvark, abambulacral area, acacia, abo blood groups system, abacus bodies, aardwolf, abiotic factor, a chromosome.