Observer türkçesi Observer nedir

  • Ölçünlü yordamlar ve nicelleştirici araçlar kullanarak gözlem saptamalarını bilimsel bilgiye dönüştüren, kişi.
  • Müşahit.
  • İzleyici.
  • Kurallara uyan kimse.
  • Gözetmen.
  • Futbol, uzay alanlarında kullanılır.
  • Rasıt.
  • Gözlem yapan kimse.
  • Gözleyici.
  • Gözlem.
  • Gözlemci.
  • İzlemci.
  • Gözcü.
  • İtaat eden kimse.
  • Ayaktopu oyunlarını ve görevlileri izlemekle görevlendirilmiş kişi.

Observer ingilizcede ne demek, Observer nerede nasıl kullanılır?

Air observer : Rasıt. Hava gözcüsü. Hava gözetleyicisi.

Candid observer : Tarafsız gözlemci.

Cease fire observer : Ateşkes gözlemcisi.

Cooperative observer : İşbirliği yapan gözlemci. Gönüllü gözlemci. İşbirliği yapan rasatçı.

Economic observer : Ekonomi gözlemcisi. Ekonomik değişimleri izleyen ve analiz eden kimse.

Observe silence : Sessizliği bozmamak.

Observed : Gözetlemek. İzlemek. Uymak. Yerine getirmek. Görmek. Gözlenen. Gözlenmiş. Riayet etmek. Görüşünü bildirmek. Söylemek.

Fire observer : İleri gözetleyici. Bir silahın doğrultulduğu istikameti ve ateş yoğunluğunu düzenleyen kimse.

Un observers : Uluslararası konularda bm müdahalesini denetleyen birleşmiş milletler için çalışan bireyler. Birleşmiş milletler gözlemcileri. Bm gözlemcileri.

Observe the sabbath : Musevilikte tatil günü olan cumartesi gününde dini kurallara uymak.

 

İngilizce Observer Türkçe anlamı, Observer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Observer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Jiggers : Cig dansçısı. Golf sopası. Dalga. İsteka desteği. Küçük yelkenli. Ete gömülen pire. Jigger. Alet. Çiğ dansçısı. Yelkenli gemi.

Watchdog : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Takipçi. Denetleme kurulu üyesi. Fitil durdurma tertibatı. Güvenlik zamanlayıcısı. Zamanlayıcı. Bekçilik etmek (yolsuzluklara karşı). Çomar. Bekçi köpeği.

Supervisor : Müfettiş. Danışman. Süpervizör. Müdür. Denetmen. Sürveyan. Gözetimle görevli kimse. Denetçi. Nezaretçi.

Spectator : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Seyirci. Aynı yerde, bir oyunu başkalarıyla birlikte seyreden kişi. Sinemaya giden, filmi izleyen kimse. televizyon yayınını izleyen kimse. Bireyciı ya da kümecil oyun yordamında toplumsal ya da yaygın kanıları yansıtan ve tepki ya da davranışlarıyla oyunun yaşam koşulları içinde gerçekleşmesini sağlayan katılımcı, bk. kümeölçüm.

Witnesser : Şahitlik yapan kimse. Şahit. Görgü tanığı. Tanık.

Visualiser : Canlandıran. (britanya ingilizcesi) görselleyen. Hayal eden. Hayal kuran. Akılda resimleyen. Optik gösterge. Tasavvur eden (visualizer olarak da yazılır). Ticari grafiker. Tahayyül eden. Hayalinde canlandıran.

Super : Fazlalık. Fazla. Sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kapıcı. İlave. Bir oyunun kalabalık sahnelerini doldurmak için kullanılan, bazen birkaç söz söyleyen, çoğu kez de konuşmayan kişi. Kıyak. Müthiş. Ek. Super.

 

Conformist : Uyumcu. Uyumlu kimse. Uymacı. Mevcut kurallara uyan. Uygitsinci. Konformist. Kilise kurallarına uyan kimse. Toplum kurallarına uyan kimse.

Jigger : Palanga. Alet. Jigger. Kontra mizana. Çiğ dansçısı. Küçük yelkenli. İsteka desteği. Golf sopası. Ete gömülen pire.

Oculists : Göz doktoru. Göz hastalıkları uzmanı. Göz hekimi.

Observer synonyms : eyeglass wearer, noticer, attender, somebody, overmen, abiders, eyer, tracer, filmgoer, soul, look out, visualizer, witness, observers, conformists, audiences, supering, supervisors, overseers, monitor, audience, scouter, listener, individual, observations, auditor, televiewer, audile, percipient, onlooker, lookouts, sighting, finder.

Observer ingilizce tanımı, definition of Observer

Observer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, an astronomical observer. Especially, one engaged in, or trained to habits of, close and exact observation. One who observes, or pays attention to, anything.