Obstinate türkçesi Obstinate nedir

Obstinate ile ilgili cümleler

English: Ali is obstinate, isn't he?
Turkish: Ali dik kafalı, değil mi?

English: She is an obstinate girl.
Turkish: O, dikkafalı bir kız.

English: He became more obstinate as he grew older.
Turkish: Büyüdükçe daha inatçı oldu.

English: Ali is being quite obstinate, isn't he?
Turkish: Ali oldukça inatçı davranıyor, değil mi?

English: He is the most obstinate child I have ever seen.
Turkish: Şu ana kadar gördüğüm en inatçı çocuk.

Obstinate ingilizcede ne demek, Obstinate nerede nasıl kullanılır?

Obstinate person : İnatçı.

As obstinate as a mule : Çok inatçı. Keçi gibi inatçı. Katır gibi inatçı.

Be obstinate : Kafa tutmak. Ayak diretmek. İnat etmek. Domuzluk etmek. Diklik etmek. Aksilik etmek.

Obstinately : Bıkmadan usanmadan. Sağ kalan. İnatla.

Obstinateness : İnatçılık. Kasıtlı yapma. Dik kafalılık. İnat. İnatçı olma durumu.

Obstinacies : Domuzluk. İnat. Mükabere. İnatçı olma durumu. Hırçınlık. Temerrüt. Müzmin olma. Kronikleşme. Dik başlılık. İnatçılık.

Obstipation : Yiyecek olarak tüketilen sindirim içeriğinin, sindirim kanalından geçiş süresinin uzaması, dışkının sert, kuru ve az miktarda oluşuyla belirgin rahatsızlık, peklik, konstipasyon, oppilasyon, proktostat. Kabızlık. İnatçı kabızlık. Bağırsaklarda herhangi bir engellemeye bağlı olarak gelişen şiddetli kabızlık. özellikle ilaç veya diyetle düzeltilemeyen kabızlıklara verilen ad, obstipasyon. Obstipasyon.

 

Knobstick : Grev kırıcı işçi. Ucunda topuzu olan değnek veya sopa. Katılmayı reddeden veya işçi sendikasından ayrılan kimse.

Obstinacy : Müzmin olma. Temerrüt. Nemrutluk. Dik başlılık. İnatçılık. İnat. İnatçı olma durumu. Hırçınlık. Domuzluk. Mükabere.

İngilizce Obstinate Türkçe anlamı, Obstinate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Obstinate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Resistant : Mukavim. Rezistan. Dirençli. Karşı koyan. Dayanır. Direnen. Dayanıklı.

Incontrollable : Yönetilemez. Zorlu. Buyruk altına alınamaz. Serkeş. Kontrol edilemez. Hükmedilemez.

Balkier : Yürümemekte direnen. Yürümek istemeyen. İnat eden (hayvan).

Protracted : Uzun süreli. Sürüncemeli. Ölçekli çizilmiş. Küçük ölçekle planı çizilmiş. İletki ile çizilmiş. Uzun süren. Uzatmalı.

Adamants : Hoşgörüsüz. Çok sert efsanevi bir taş. Sert. Çok sert. Katı. Son derece kararlı.

Hardheads : Pratik zekalı kimse. Sertkafa. Zeki. İnatçı kimse. İnatçı tip. Tatlı su balığı türü.

Pertinacity : Yapışkanlık. İnatçılık. Israr. Azim. Sebat. Kararlılık. Direngenlik.

Dour : Aksi. Sert. Haşin. Ters. Asık suratlı. Suratsız. Asık yüzlü. Soğuk.

Bullheaded : Dikbaşlı. Kendi bildiğini okuyan.

Contender : Yarışmacı. Çekişen. Rakip. Mücadele eden kimse. Şampiyon olma ihtimali yüksek takım.

 

Obstinate synonyms : bullet headed, dogmatical, froward, stroppy, perverse, doggedness, bloody minded, obstinacies, obstinacy, pertinacious, intractable, calcitrant, hard mouthed, heady, wayward, strong willed, hardheaded, spite, sturdy, baulky, bolshy, lentous, chronicling, determined, stubbornest, headier, hard headed, strong, contrary, chronicle, hard nosed, inflexible, baulkier.

Obstinate zıt anlamlı kelimeler, Obstinate kelime anlamı

Docile : Uslu. Söz dinleyen. Söz dinler. Yumuşak başlı. Koyun gibi. Uysal. Halim selim.

Compromising : Ara bulmak. Anlaşmak. Sosyal uzlaşma. Riske atmak. Gölge düşürmek. Uzlaşmak. Uzlaştırmak.

Obedient : İtaatkar. Söz dinler. Söz dinleyen. Ram. Sadık. Yumuşak başlı. İtaatli. Uysal.

Obstinate antonyms : tractable.

Obstinate ingilizce tanımı, definition of Obstinate

Obstinate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Stubborn. Persistent. Pertinacious. Usually implying unreasonableness. Pertinaciously adhering to an opinion, purpose, or course. Not yielding to reason, arguments, or other means.