Obvious türkçesi Obvious nedir

Obvious ile ilgili cümleler

English: After talking to Tom for a few minutes, it became obvious that his French wasn't very good, so Mary switched to English.
Turkish: Tom'la birkaç dakika konuştuktan sonra onun Fransızcasının çok iyi olmadığı belli oldu, bu yüzden Mary İngilizceye geçti.

English: Are there any obvious differences?
Turkish: Herhangi belirgin farklılıklar var mı?

English: "Tom likes Mary." "I think that's obvious to everyone."
Turkish: "Tom Mary'yi seviyor." "Bunun herkes için açık olduğunu düşünüyorum."

English: Ali was in obvious pain.
Turkish: Ali bariz acı içindeydi.

English: His disappointment was obvious to everyone.
Turkish: Onun hayal kırıklığı herkes tarafından biliniyordu.

Obvious ingilizcede ne demek, Obvious nerede nasıl kullanılır?

Obvious conclusion : Açıkça belli olan sonuç. Doğal bir şekilde sonuçlanan karar. En mantıklı netice.

Obvious hint : Kolayca anlaşılan ima. Vurgulu ve açık ima.

Be obvious : Meydana vurmak.

Obviously : Açık olarak. Açıkça. Belli ki. Apaçık. Açıkça görülüyor ki. Açıkçası. Besbelli.

Obviousness : Aşikarlık. Besbelli olma. Besbellilik. Açıklık.

 

Obviated : Önüne geçmek. Önlemek. Çözmek. İzale etmek. Gereksiz kılmak. Gidermek. Üstesinden gelmek. Yetmemek. Halletmek. Karşılamamak.

Obviating : Önüne geçmek. Bertaraf etmek. İzale etmek. Üstesinden gelmek. Çözmek. Çare bulmak. Gereksiz kılmak. Önlemek. Halletmek. Gidermek.

Obviates : Önlemek. Çare bulmak. İzale etmek. Yetmemek. Halletmek. Çözmek. Bertaraf etmek. Karşılamamak. Gidermek. Üstesinden gelmek.

Obverse : Yüz. Meselenin öbür yanı. (para) ön yüz. Yüz (para, madolyon vb). Yüzü dönük. Ters önerme. Yüz tarafı. Ön yüzü (para veya madalyon).

Obviate : Önüne geçmek. Karşılamamak. Çare bulmak. Çözmek. Bertaraf etmek. Gidermek. Gereksiz kılmak. Önlemek. Üstesinden gelmek. Halletmek.

İngilizce Obvious Türkçe anlamı, Obvious eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Obvious ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Transparent : Anlaşılır. Işığın saçılmadan geçişine olanak veren (özdek). Net. Bilgisayar, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Ardındaki nesnelleri belirgin biçimde gösteren ışık geçirici ortam. Saydam.

Evidentiary : Delile ait. Kanıta dayanan. Kanıtsal. Delile dayanan. İnandırıcı.

Demonstrable : Kanıtlanabilir. İspat edilebilir. Gösterilebilir. İspatı mümkün.

Aboveboard : Sadece. Doğru. Hilesiz. Çıplak. Kanuna aykırı olmayan. Adil. Açık aşikar. Vicdanla.

Aboveground : Toprak üstündeki. Yerüstü. Zemin üstündeki. Toprağın üzerinde olan. Topraküstü. Yer düzeyi üstünde. Yeryüzündeki. Yeryüzünde.

Explicits : Belirgin. Net. Açık seçik. Belirtilmiş. Sarih. Açıkça. Kesin.

Clear as daylight : Apaçık belli.

 

Clearly : Anlaşılır biçimde. Açık seçik. Açık açık. Açık bir biçimde. Düpedüz. Açıklıkla. Şüphesiz. Açıkça. Kesinlikle.

Noticeably : Oldukça. Göze çarpar biçimde. Farkına varılacak derecede. Farkedilebilir şekilde. Vurgulanmış bir biçimde. Belirgin ölçüde. Göze çarpan bir şekilde. Fark edilebilir bir şekilde. Gözle görülür derecede.

Visible : Gözle görülür. Görünür. Peyda. Gözle görülebilir. Görülebilir. Görünen. Göze çarpan.

Obvious synonyms : noticeableness, frank, noticeability, above board, halfway, open and shut, gross, exposed, balder, blankest, broadest, axiomatical, betweens, ay aye, blatantly, between, blanker, kenspeckle, barest, conspicuous, determinate, apparent, certainties, cryings, manifestly, explicit, bald, open, certainly, as clear as day, absolute, centrality, as sure as a gun.

Obvious zıt anlamlı kelimeler, Obvious kelime anlamı

Covert : Saklanılan yer. Örtü tüyü. Avlak. (kuşlarda) kanat ve kuyruk tüyleri. Kaplama. Av kuşlarının saklandığı sık örtü. Saklı. Kuşlak. Kuşlarda kanat tüylerini örten tüy.

Obvious antonyms : unobvious.

Obvious ingilizce tanımı, definition of Obvious

Obvious kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Opposing. Fronting.