Ortada nedir, Ortada ne demek

Ortada; spor alanında kullanılan bir sözcüktür. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfatzarf olarak kullanılır.

  • Sonucu belli olmayan (karşılaşma)
  • Topluluk içinde, arasında.
  • Görünür yerde, göz önünde.

Ortada ile ilgili Cümleler

  • Ortada bir tekzip yok.
  • Ortada yürütülmekte olan bir soruşturma var.
  • Tepe ortada, ağaçsız.
  • “Moralinin, inadının, zaman zaman da aşırı ataklığının nedeni ortadadır.”
  • “Bütün paran yok olur gider, cascavlak ortada kalırsın.”
  • “Bu plana göre kadın o sırada oyuncuyu da bırakmış olduğu için ortada kalacak.”
  • Toplantıda kullandığımız bütün kağıtları ortadan kaldırmam istendi.
  • Bush diğer ülkeleri ortadan kaldırmak için askeri birlikleri göndermedi.
  • “Nihayet hakikaten de bir gün söylediği gibi büsbütün ortadan kayboldu.”
  • “Mithat Paşa ve emsalini ortadan kaldırmak için ...”
  • “Herhangi bir taşralı kızın artık saklı kalma olasılığı ortadan kalkmış oluyordu.”
  • Ortada bulanan tek kişi benim.
  • Ortada çirkin söylentiler dolaşıyor Tom.
  • “Böylelerinin kirayı biriktirdikten sonra bir para vermeden ortadan sır olanları çoktur.”
  • Ortada korkulacak bir şey yokmuş.
  • Ali geçen ay ortadan kayboldu.
  • Ortadan kaybolmak zorundasın.
  • Ortada komplo falan yok.
  • Ali kabak gibi ortadaydı.
  • “Eski, büyük teşrifat kayıkları ortadan kalkmışsa da yine iki, üç çifte kayıklara rast gelinirdi.”
  • Ortadaki benim.
  • “Takıntılarını ortadan kaldırmaya çalışma. Çünkü bu mümkün değildir.”
 

Ortada ile ilgili Atasözü veya Deyim

cascavlak ortada kalmak : bütün imkânları elinden alınmak.

(iş) ortada olmak : yapması gereken kişi belli olmamak.

ortada bırakmak : birini çok güç bir durumdayken terk etmek.

ortada fol yok yumurta yok : fol yok yumurta yok.

ortada kalmak : yersiz kalmak, barınacak yer bulamamak güç bir durumda veya iki şey arasında kalmak bir şeyi hiç kimse üzerine almamak.

ortadan kaldırmak : saklamak yok etmek Mecaz anlamı öldürmek.

ortadan kalkmak : yok olmak.

ortadan sır olmak : kaybolmak, arkada iz bırakmadan gitmek.

ortadan söylemek : herkesin içinde, belli bir kimseyi amaçlamadan konuşmak.

ölüsü ortada kalmak : cenazesini kaldıracak kimse bulunmamak.

şey) ortadan kaybolmak : saklanılmak, bulunmaz olmak nereye gittiği bilinmemek, kimseye sezdirmeden gitmek yok edilmek, kullanılmamak öldürülmek.

vücudunu ortadan kaldırmak : öldürmek.

Ortada tanımı, anlamı

Orta : Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. İyi ile kötü arasındaki durum. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Yeniçeri Ocağında tabur. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Ne büyük ne küçük, midi. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne uzun ne kısa, midi. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Orantı

 

Ortada çalışma : Dansçının, başka dansçıların ortasında çalışması.

Ortada uyak : İki yarımlı dizelerde birinci yarım dizelerin uyağı.

Ortadamaksıl abanık : [Bakınız: Doruksal abanık]. Dilin orta damağa abanmasıyla çıkan abanık.

Ortadamla : Ağrı ilinde, Dedeli nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Ortadan kalkma : Zevâl (bk. sona erme).

Göz önünde : Apaçık, belirgin, aşikâr olarak.

Karşılaşma : Karşılaşmak işi. İki sporcu veya iki takım arasında, karşılıklı olarak kazanmak amacıyla yapılmış olan yarışma, maç.

Topluluk : Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet. Vücudun dolgun olma durumu. Sanatçı grubu. Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl.

Göz önü : Görülebilen yakın yer.

Görünür : Görünen, gözle görülebilen. Belli, apaçık göze çarpan.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Önünde : Oyun alanının seyirciye en yakın düzeyi.

İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.

Sonucu : Sonunda, sonra. Netice, nihayet, en son, âkıbet, en sonra, sonunda.

Görün : Mezar, mezarlık.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Yerde : Bir yumrukoyuncusunun, yediği yumruk sonucu, ayaklarından başka vücudunun herhangi bir yeri ile yere değmesi, ayakta bitik duruma gelmesi, iplere asılı kalması, yumruklaşma alanı dışına çıkması ya da düşmesi hali.

Belli : Beli olan. Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Belirli, muayyen. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr.

Toplu : Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Bir arada, bütün, kombine. Vücutça dolgun.

Diğer dillerde Ortaçlık anlamı nedir?

İngilizce'de Ortaçlık ne demek ? : centralization