Karşılaşma nedir, Karşılaşma ne demek

  • Karşılaşmak işi
  • İki sporcu veya iki takım arasında, karşılıklı olarak kazanmak amacıyla yapılmış olan yarışma, maç.

Bilimsel terim anlamı:

İki takım arasında kazanmak amacıyla yapılmış olan yarışma.f

İki yarışmacının yenişmek gereğiyle yaptıkları vuruşma.

İki koşucu ya da takımın, yarışmak için karşılaşmaları, karşılıklı koşmaları.

İki sporcunun ya da iki takımın karşılıklı olarak yenişmeye girişmesi.

[Bakınız: karşıberi]

İngilizce'de Karşılaşma ne demek? Karşılaşma ingilizcesi nedir?:

match, bout, mach, fight

Fransızca'da Karşılaşma ne demek?:

rencontre

Karşılaşma hakkında bilgiler

Karşılaşma, yönetmenliğini Ömer Kavur'un üstlendiği 2003 yapımı bir sinema filmidir.

Eleştirmenlerden olumlu tepkiler alan Karşılaşma, yönetmen Kavur'un incelikle işlediği bir örgüye sahip olup, 2003 yılında dört ayrı organizasyonda toplam 19 ödül kazanmıştır.

Sinan (U. Polat), Mahmut (Ç. Tekindor) tanıştığında her ikisi de ağır bir hastalığın tedavi sürecindedir. Mahmut zamanında yasadışı işlerle uğraşmış, intiharı düşünmekte, Sinan ise motorsiklet kazası sonucu ölen oğlundan kendini sorumlu tutmaktadır. Arkadaşı Mahmut öldürülen Sinan, cinayeti araştırırken oğlundan izlere rastlar. Olaylar karışık ve tehlikeli bir hal alacaktır.

 

Karşılaşma ile ilgili Cümleler

  • Ali Mary ile final karşılaşmasını izleyecek.
  • Karşılaşmamız tamamen tesadüfi.
  • Ali ve Mary daha önce birbirleriyle hiç karşılaşmamış gibi davrandı.
  • Kafeye girdiğim gibi televizyonda güreş karşılaşması izleyen iki genç erkek gördüm.
  • Karşılaşmamız oldukça raslantıydı.
  • Ana yoldan ayrıldıklarından beri, başka bir arabayla karşılaşmadılar.
  • Daha önce bir yerde karşılaşmadık mı?
  • Onunla böyle bir yerde karşılaşmayı hiç ummuyordum.
  • Sen karşılaşmayı umduğum son kişisin.

Karşılaşma anlamı, tanımı:

Sonuç karşılaşması : Sonuç yarışması.

Karşılaşmak : İki sporcu veya iki takım yarışmak. Karşı karşıya gelmek, rastlaşmak.

Sporcu : Sporla uğraşan kimse.

Takım : Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Sigara ağızlığı. Takım elbise. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri.

 

Karşılık : Cevap, yanıt. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele.

Kazanmak : Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek. Kazanç sağlamak. Edinmek, sahip olmak. Kendinden yana çekmek. Tutulmak, yakalanmak. Ele geçirmek, fethetmek, kazanç sağlamak. Yenmek, galip gelmek. Çıkmak, isabet etmek.

Yarışma : Başkalarından üstün olmaya çalışma. Bilgi, yetenek, güzellik vb.nde üstünlüğünü göstermek için yarışmak işi, yarış, yarışım. Yarışmak işi, müsabaka. Ticarette üstünlük kazanma çabası, rekabet.

Yönetmen : Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse, müdür, direktör. Bir televizyon programını hazırlayan görevliler arasında eş güdümü sağlayan, onları belli konularda görevlendiren, yayın malzemelerini değerlendiren ve yayının görsel sorumluluğunu üstlenen kişi. Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse, rejisör.

Sinema : Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı. Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde, yedinci sanat. Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran veya perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi.

Karşılaşmacı : Güreşe çıkan iki kişiden her biri.

Diğer dillerde Karşılaşma anlamı nedir?

İngilizce'de Karşılaşma ne demek? : n. encounter, meeting, contest, match, fight, confrontation, event, meet

Fransızca'da Karşılaşma : rencontre [la], affrontement [le], match [le], partie [la]

Almanca'da Karşılaşma : n. Begegnung, Treffen, Wettkampf, Wettspiel, Wettstreit, Zusammentreffen

Rusça'da Karşılaşma : n. встреча (F), столкновение (N)