Ocaklık nedir, Ocaklık ne demek

  • Bir aileye, babadan oğula geçmesi için verilen mülk.
  • Baca
  • Mutfak.
  • Bir yapının temelini veya çatısını oluşturan büyük kereste, temel direği.
  • Ateş yakılan yer, ocak.

"Ocaklık" ile ilgili cümleler

  • "Gözlerini ovuşturarak kahveye girmiş, ocaklığa doğru yürüyordu." - R. Ilgaz

Yerel Türkçe anlamı:

Mutfak.

Baca, bacanın tabanı.

Oda.

Tarih'teki anlamı:

Bir yerin gelirinin, ölümünden sonra kalıtçılarına da geçmek koşuluyle, bir kimseye verilmesi yöntemi.

Ocaklık anlamı, tanımı:

Ocaklı : Ocağı olan, içinde ocağı bulunan. Ocaktan olan (yeniçeri).

Ocak : Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri. Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. Şömine. Ev, aile, soy. Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer. Yılın birinci ayı, kânunusani. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer.

 

Aile : Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Eş, karı.

Baba : Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Çatı merteği. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Bu gibi kimselere verilen unvan.

Oğul : Erkek evlat. Yaşlı kimselerin genç erkeklere söylediği bir seslenme sözü. Bazı kelimelerin anlamını pekiştirmek için kullanılan bir söz. Bir ana arıyla birlikte kovandan ayrılan, yeni yetişmiş arı topluluğu.

Geçme : Geçmek işi, mürur. Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan. Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça.

 

Mülk : Ev, dükkân, arazi vb. taşınmaz mal. Devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, ülke. Vakıf olmayıp doğrudan doğruya birinin malı olan yer veya yapı.

Ateş : Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Patlayıcı silahların atılması. Öfke, hırs, hınç. Büyük üzüntü, acı. Tutuşmuş olan cisim. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tehlike, felaket. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Coşkunluk.

Temel : Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz. Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur.

Yer : Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Durum, konum. Önem. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Durum, konum, vaziyet. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Gezinilen, ayakla basılan taban. Ülke. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. İz. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Yerküre.

Mutfak : Yemek pişirilen yer, aş damı. Yiyecek kültürünün tamamı.

Baca : Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.

Diğer dillerde Ocaklık anlamı nedir?

İngilizce'de Ocaklık ne demek? : fireplace; hearthstone; chimney

Almanca'da Ocaklık : n. Rauchabzug